Su Hatip

Su Hatip
@suuhatip
Öylece bir gerçek, kendi halinde belki de ölmeme sebep..
Bülent Parlak, Dünya Burukluk Listesi
Not: Dünya burukluk listesini yaparken tamamen taraflı davrandım. İsimleri kendime göre seçtim. Listeyi daha fazla uzatabilirdim. İsteyen listeye istediği ismi ekleyebilir. Ama bütün titiz çalışmalar ancak buruk olmayanların, nefesi yetenlerin işidir Hazreti Adem: Adem kimseye baba diyemedi. Hazreti Yusuf: Kuyuya atılan hangi çocuk bir daha kahkaha atabilir ki? Yunus Emre: Sol böğrümde ince bir dert / Batar Yunus Yunus diye. Bülent Parlak: Burukluğu fark etmesem, kendimi burukluğa yazmazdım. İlhami Çiçek: Onda dünyanın bütün taşlarını sırtında taşır gibi bir hal hep vardı. Beşir Fuad: 1887 yılında ameliyatını kendi icra etti. Gerard de Nerval: Yazık! Ben ölürsem her şey ölecek demek. Sadullah Paşa: Viyana’da sefir iken Türkiye’ye kendisi değil, cesedi. Hüseyin Türkoğlu: Üniversiteden arkadaşımdı. Bir şubat sabahı, 2015’te bileklerini. Şahidim burukluğuna. Tokadizâde Şekib: 1932’de oğlunu kaybettiği gün başına bir silah dayadı. Galib Efendi: Bir gün daha yaşamak istemeyecek kadar iftiraya uğradı. O tek gün için listede. 1906. Yazar, şair. Peyü Yavorov: Eşinin ölümünden suçlandığında onları değil kendini öldürdü. Bulgar şair. Halil Nihat Boztepe: 1949 yılında arkadaşının evine misafirliğe gitti. Bir daha kendi evine dönmeyi beceremedi. Şair, yazar ve çevirmen. Stefan Zweig: Avusturyalı yazar. “Ben, çok sabırsız olan ben, onların önündengidiyorum.”
İzdiham dergi
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Kelimelerin benim için tek manaları yok. Hepsi bir yığın tezat içinde -O halde.. -O haldesi yok. Mademki ıztırap içimizdedir, çaresiz katlanacağız"
Doğmak bir klişeydi, ölüm bir klişeydi, aşk bir klişeydi, ayrılık bir klişeydi, özlemek klişeydi, ihanet klişeydi, duyguları inkâr klişeydi, zaaflar klişeydi, korku klişeydi, yoksulluk klişeydi, zamanın geçmesi klişeydi, haksızlık klişeydi... Ve bütün bu klişeler insanı paramparça eden gerçekleri barındırıyordu içinde. İnsanlar klişelerle yaşayıp, klişelerle acı çekiyor, klişelerle ölüyorlardı. Ne zaman doğacağın, ne zaman öleceğin, kime âşık olacağın, kimden ayrılacağın, kimi özleyeceğin, ne zaman korkacağın, yoksul olup olmayacağın ise tesadüftü. Bize yakın biri hastalandığında, öldüğünde, bizi terkettiğinde, o korkunç "tesadüf" bizi bulduğunda "klişenin” hükmü kalmıyordu. Tesadüflerin çizdiği kaderimiz, başımıza gelenlerin bir klişeler serisi olduğunu görmemizi engelliyordu. Klişelere isyan etmek çok anlamsız olduğu için tesadüflere isyan ediyorduk, "neden ben", "neden o", "neden şimdi" demek daha anlamlı geliyordu
Sayfa 215 - Everest yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
“Seni ancak sende unutabilirim, kendimi sadece sende kaybedebilirim.”
“Her sabah ezanında duamdı Tanrı’ya/ onu içimden sök al, huzur ver yerine/ her gece geri aldım duamı/ dayanamam o boşluğa, huzur dediğim ne!”