Bilhassa kadının sıkıntı çekmişlere özgü öyle anlamlı ve zavallı gözleri vardı ki, Aliye bu gözlerin acısını doğrudan doğruya kendi içinde duydu. Sonra bu kadar tatlı bir ortaklıkta kalbinin, ruhunun aynı “ayin” de yaşadığı cemaatin bu katı hareketi onu epeyce incitti. Hele her satırının ve kelimesinin tanrısal güzelliğini içer gibi dinlediği bu büyük hikayenin ruhuyla kadınların hareketini zıt buluyordu. Doğduğu an, günahkar ümmeti için Cenabıhakk’tan af dileyen ve “Şefiü’l-Müminin” “ve kamu düşmüşlere destgîr” diye selamlaman peygamberimizin ümmeti, nasıl günahkarlara ve düşmüşlere hakaretle bakabilirlerdi?
Fakat yazık o kadına ki, kalbini böyle bir adama, iradesini böyle bir düşünce tutsağına uydurmuştur. Çünkü düşüncesiyle sevgilisi karşı karşıya geldiği zaman, her ne ıstırap ve gözyaşı karşılığında olursa olsun, mutlaka feda edilecek olan sevgilidir.