En derin arzumuz, olduğumuz gibi sevilmektir. Sevmek, sıradan olanda sıra dışını bulmaktır. Oysa âşığın feryadı susuşunda gizlidir. Keşke insanlar kendilerini cilalayıp parlatmak yerine başka
Yine kimlere anlatmaya çalışsam derdimi; yine kimlerin eşiğinde durup kendimden uzaklaşsam…
Kalbimi hissetmemek için uğraşsam, yorulmasam…
Yazmaya bile takati kalmamış bir yolcuyum artık.
Yolum nereye giderse değil, kim yolumdan beni çekip alırsa ona bırakılmış gibiyim.
Ey dost… Ben artık viran bir evim.
Ne odalarım sağlam, ne kapılarım var…
Ne de o evin sıcaklığını dolduracak insanlar.
Bu evde sadece yıkılmış duvarlar, dökülmüş sıvalar, yarım kalmış hayatlar var.
Ve bir daha tamamlanmayı bekleme cesareti bile yok.
Ey viran olmuş ruhum…
Bekleme.
Bu eve bir daha kimse gelmeyecek.
Ne ışık yakacak biri var, ne içini ısıtacak bir nefes.
Ya yeni evler kurulacak ya da eskiler tamamen yıkılacak.
Sakın, o evi viran hale getireni geri dönsün de düzeltsin diye bekleme.
Bu kadar yıkım yetmedi mi?
Önünde yepyeni evler yükseliyor…
Neden hâlâ yıkılmış bir kapının eşiğinde bekliyorsun?
İnsan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasında yaşamak kadar ısın bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor , doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor ilte.
Sonra… Sonrasi karanlık.