En derin arzumuz, olduğumuz gibi sevilmektir. Sevmek, sıradan olanda sıra dışını bulmaktır. Oysa âşığın feryadı susuşunda gizlidir. Keşke insanlar kendilerini cilalayıp parlatmak yerine başka insanlarla bağ kurmaya, yeni şeyler öğrenmeye, dünyanın türlü türlü hallerine yüreklerini ve ruhlarını açmaya daha istekli olsaydılar. O halde ruhunu güzeli görmek için eğit. Bir ruhun diğerine dokunduğu an, hayatın mucizesidir.. Hakikat yaralar, yalan ise öldürür. Sevmeye kendinden başla. Kendini sev ki ötekini de sevebilesin. İnsan insana sığınaktır, yurttur. 'Sen uçuşu hatırla, kuş ölümlüdür' demiş şair Füruğ, ölüp gideni değil hiç solmayacak olanı, ölmeyecek olanı, güzelliği hatırla. Ruhuna onu nakşet. Dünya kötülere bırakılmayacak kadar güzel ve sen içindeki dünyayla güzelsin. Oysa günümüz aşkları nasıl da bağırgan: "Beni sev! Beni sev!" Gerçek aşk sevilme ihtiyacının üstündedir, talep etmemeyi de bilmektir. Aşkın hakikati, aşığın susuşundadır, çektiği çilede, düştüğü çöldedir. Duyabilirim seni hiç konuşmadan! İçimizde korkunun tohumları da durur, merhamet, aşk ve nezaketin tohumları da. Hangisine su verirsek o büyür. Neyin yeşereceği bizim seçimimiz. O halde dostum, bırak hakikat incitsin seni, bir yalan avutacağına. Bırak, kendin olduğun için sevmesinler, başkası olduğun için alkışlayacaklarına. Konfor, ruhun bataklığıdır. Oldum demek öldüm demektir. Sessizce sev. Usulca. Kâinatı telaşa vermeden. Melekleri ürkütmeden sev. Her sabah bir çiçeği aklında tut, Bir tebessüm gezdir ruhunda. Sözcüklerin yumuşak ve korunaklı güzelliğinde bir şifa arıyoruz ama bazen susmak şifadır. Ruhumuzun en derin yaraları, affetmekle iyileşir. O halde sevgili dost, sen sen ol. Hayatta yeri doldurulamaz olanı yani aşkı, zamanı, dostluğu, sevgi ve iyiliği maddi değerler uğruna heba etme.