Havva Pınar Kür; bu romanı 15 sene emek vererek yazmıştır. 1930'lu yıllarda Kırklareli'nde asılan bir kadından yola çıkarak bu romanı yazmak istemiştir. (Bkz. "Sadberk")
Roman ilk yayınlandığı yıllarda pek dikkat çekmemiş fakat 1980'lerde Can yayınlarında yayınlandığı dönemlerde aynı zamanda filmi de çekilince cinsel arzuları tahrik etme, müstehcenlik konularıdan tepkiler doğurmuştur. Kitap yasaklanmış ve yazar yargılanmış, 2 senenin sonunda yasak kaldırılmıştır. Kitabın son bölümününde Pınar Kür'ün savunmasını okuyorsunuz.
Bu kitabı okuyup da cinsel arzuları tahrik olanın akıl sağlığından şüphe ederim !
Kitabın içeriğine gelecek olursak; kadınların bu hayatta evi yok ! Baba evi, koca evi...
5-6 yaşlarındayken babasını kaybedip üvey babadan kabul görmeyerek dedesinin evine gönderilen Melek 12 yaşına geldiğinde dedesi öleceğini düşünüp geri annesine verir. Üvey baba onu para karşılığı yalıya verir. Hüsrev beyin kocakarı annesine bakar. Kocakarı vefat edince Hüsrev bey Melek'in üvey babasına para vermemek için kızı nikahına alır. Nikahına alınca kızı sonsuz kullanım hakkına sahip olur ! Hüsrev bey Melek'i pazarlar, evin Emsal kalfasının oğlu Yalçın ise Melek'i kurtarma ( sözüm ona ) yolculuğuna çıkar.
Kitap üç bölümden oluşur. İlk iki bölüm "bilinç akımı" tekniğiyle yazıldığı için noktalama işaretlerine pek yer verilmemiş ve okuması biraz zor.
1.bölümde mahkeme başkanı hakim Faik İrfan Elverir'in yönettiği mahkeme süreciyle başlar; kendi çocukluğu, gençliği ve şu anki hayatını anlatmasıyla devam eder. Ezilenlerin gücü bulunca ezmesi fazlasıyla hakimdir. Faik karısı tarafından aldatıldığı için Melek'e de düşmanlık besler.
Benim eleştirim; Faik kendi yanındaki Mefaret adlı hakime kadın olduğundan dolayı tepkiyle yaklaşır, kadından hakim olmaz onlar duygularıyla karar