Vakit gece, hava karanlık, matemli sıkıntılı kalemim gönlüm gibi bitkin bir şekilde tiftik ve sönük bir alevle yanmakta olan mamul şu sayfaya vuran donuk ışığı içinde birtakım siyah ve sekteri izler bırakmakta. Şu satırlar geçmişi mutluluğunu gölgesi olmuş olsa ah! Ümitsiz düşüncem gibi sisli bir hava arkasından bir yıldızı görüyorum ki ara sıra göz kırpmakta ve sanki üzüntünün ağırlığı ile bitkin düşen gönlüm yavaş yavaş bir sonsuzluk uykusunu hazırlanmaktadır.
Masallar büyükler için değil mi yoksa? "Ne çabuk bitti" diyemem, o merak duygusu, o gizem. Küçük kara balığı okumak, çocukluğumda yediğim çıtır ekmeklerin kucağıma dökülmesi gibi. Hayata kafa tutan minik bir balık hâlâ çok şey öğretiyor aslında...
Kalemim yok vermiyorlar, kalem yerine paslı bir çivi kullanıyorum. Bacanın kurumları da mürekkep yerine geçiyor. Bugün zindana atılalı, tam 10 yıl oldu...