Hikâye Joan ve Richard Sweeney tarafından yazılan ve 1978'de "Monetary Theory and the Great Capitol Hill Baby-sitting Co-op Crisis" ("Para Teorisi ve Great Capitol Hill Çocuk Bakım Kooperatifi Krizi") başlığıyla yayınlanan bir makalede anlatılıyor. Başlığa bakıp irkilmeyin: Bu ciddi bir şey.
Şaşırtıcı ama Sweeney'ler 1970'ler boyunca bir çocuk bakım kooperatifinin üyesiydiler. Kooperatif daha çok kongrede muhtelif işlerde çalışan ve birbirlerinin çocuklarına bakmak isteyen genç çiftlerin oluşturduğu bir dernekti. Yaklaşık 150 çiftten oluşan bu özel kooperatif alışılmadık büyüklükteydi, yani hem çok sayıda potansiyel çocuk bakıcısı bulunuyordu hem de bu kuruluşu yönetmek -özellikle de her çiftin adil bir katkı koymasını güvence altına almak- önemsiz bir iş değildi.
Benzeri birçok kuruluş (ve diğer değişim projeleri) gibi Capitol Hill kooperatifi de sorunu kupon basarak çözüyordu. Bu kuponlar hamillerine bir saat çocuk baktırma hakkı veriyordu. Çocuklara bakıldığında, bakanlar çocuklarına baktıkları çiftlerden bakma süresine uygun sayıda kupon alıyorlardı. Sistem, yapısı gereği görevden kaçılmamasmı sağlıyor, her çiftin zaman içinde çocuğuna baktırdığı süre kadar çocuk bakmasını otomatik olarak güvence altına alıyordu.
Fakat iş çok da basit değildi. Böylesi bir sistemde yeterli miktarda kuponun dolaşımda olması gerekiyordu. Arka arkaya birkaç gece dışarı çıkmayacak olan ve acil dışarı çıkma planı bulunmayan bazı çiftler gelecek için rezerv biriktirmeye çalışacaktı. Bu birikim diğer çiftlerin rezervlerinin giderek tükenmesiyle karşılanacaktı ama zaman içinde ortalama olarak her çift büyük bir olasılıkla bebek baktıkları geceler arasında çeşitli geceler dışarı çıkabilmek için yeterli kupona sahip olmak isteyecekti. Capitol Hill kooperatifinde kupon basımı karmaşık bir
“Yıllar içinde çok sayıda kişiden bebek sahibi olmayı düşünmüştü. Evlilik Stephania’nin planının bir parçası olmamıştı ,evliliğe karşı değildi sadece taraftarı da değildi. Ara sıra duyduğu bebek ölümle arada bir duydu o köpek özlemle aynı şekilde karşılıyordu Özlemini kendi haline bırakıp geçip geçmeyeceğini görmek için bekliyordu her zaman geçiyor ve bunu iyi bir işaret olarak kabul ediyordu .”
Bu, bir anlamda özgür iradenin sahte olduğu anlamına gelir. Kararlar, bilinç girişi olmaksızın beyin tarafından önceden verilir ve daha sonra beyin, kararın bilinçli olduğunu iddia ederek (yapmayı alışkanlık haline getirdiği gibi) bunu örtbas etmeye çalışır. Dr. Michael Sweeney şu sonuca varıyor: "Libet'in bulguları, beynin bir kişinin neye karar vereceğini kişi karar vermeden önce bildiğini gösteriyor. ... Dünya, yalnızca gönüllü ve gönülsüz olarak bölünmüş hareketler fikrini değil, aynı zamanda özgür irade fikrini de yeniden değerlendirmeli." Bütün bunlar, toplumun temel taşı olan özgür iradenin bir kurgu, beynimizin sol lobunun yarattığı bir yanılsama olduğunu gösteriyor. Yani kaderimizin efendisi miyiz, yoksa sadece beyin tarafından sürdürülen bir dolandırıcılığın piyonları mıyız?