Seyfullah

Çevrimiçi platformlarda herkes birer "ak- tivist" gibi görünse de bu çoğu zaman gerçek bir farkındalık ya da eylemle değil, sosyal çevreden onay alma isteğiyle şekilleniyor. Bu performatif aktivizm; insan haklarından çevreye, hayvan haklarından psikolojik sağlığa kadar pek çok konuda fikir beyan eden ama harekete geçmeyen bir kültürü besliyor. Gerçek bir çaba ve sorumluluk üstlenmeden sürdürülen bu yaklaşım hem bireysel hem toplumsal sorunların üzerini örten, yüzeysel bir duyarlılığa dönüşüyor.
Alıntı
Reklam
Karşımızda, hayata anlam katmadan ondan sürekli beklentiler içinde olan bir toplumsal yapı duruyor. İlişkiler için emek harcamadan anlaşılmayı bekleyen, çaba göstermeden başarıyı talep eden, aile içinde sorumluluk almadan destek isteyen bireyler çoğa- lıyor. Öyle ki sorumluluk almaktan ziyade beklentiye dayalı ilişkilerin öne çıktığı bir nesil geliyor. Bu dönüşüm, yalnızca bireyleri değil, bütün bir toplumsal yapıyı etkilemeye başladı.
Alıntı
usulsüz, vusul mümkün değildir.
Birinci derecede önemli görevi, yani farzı ihmal eden kimsenin nafile olarak yaptığı ibadet makbul değildir. Aynı şekilde adaleti terkeden kimseden faziletli bir şahsiyet olması beklenemez. Ancak adaleti hakkıyla yerine getirdikten sonra fazladan iş veya ibadetle i1gilenmek, fazladan görev yapmak uygun bir tutum olur; çünkü adalet: gerekeni yerine koymak; yapılması gerekeni hakkıyla yapmaktır. Nafile yapma ise, gerekenden fazlasını yapmaktır. Bu bağlamda bir şeyin zatı (kendisi) meydana gelmeden, ona birtakım ilavelerde bulunma tasavvuru doğru değildir. Bununla ilgili şöyle denilmiştir: UsUlü (metodu) yitiren, ulaşmak istediği hedefe vasıl olamaz. Yani usulsüz, vusul mümkün değildir.
Din
Kendini idare etmeyi beceremeyen kişi, başkalarının idaresini de beceremez. Kendini idare etme yeteneğinden yoksun olan kişi, başkalarını idare etme yeteneğinden de yoksundur. Yüce Allah, kendini idareden aciz olduğu halde başkalarını idare etmeye soyunan, kendi nefsini arındırıp terbiye etmeden başkalarına ma'rufu emredip münkerden nehyetme girişiminde bulunan kimseyi kınamış ve öyleleri hakkında şöyle buyurmuştur: "Kitab'ı okuduğunuz halde, kendinizi unutup insanlara iyilikle mi emrediyorsunuz. Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz!?" [Bakara, 44] .
Din
insan da üç tür görevi yerine getirmekle görevlendirilmiştir: 1 . Yeryüzünü imar etme; Yüce Allah'ın şu ayetinde beyan edildiği gibi: "Orasının (yeryüzünün) imarıyla sizi görevlendiren O'dur. ". Bu görev sayesinde insan, hem kendisinin, hem de başkalarının geçimini sağlar. 2. Allah'a ibadet etme: Şu ayette buyurulduğu gibi: "Cin leri ve insanları bana ibadet etsinler ve beni bilsinler diye yarattım. " [Zariyat, 56]. Bu görev, Allah'ın emir ve yasaklanna bihakkin uymakla yerine getirilir. 3. Allah'ın halifesi olma: Şu ayette bu hususa işaret edilmiştir: "(Allah) sizi yeryüzünde halife kılıp nasıl amel edeceğinize bakmak ister. " [A'raf, 1 29]. Bu konu ile ilgili aynı anlamı içeren başka ayetler de vardır. Yeryüzünde Yüce Allah'ın halifeliği görevini lfa, şeri'atın ahlaki ilkelerini kullanarak, özellikle siyaset konusunda, beşerin gücü ölçüsünde, Yaratıcının emirlerine uyma şeklinde icra edilir.
Din
Reklam