Seyfullah

Kuralları Yöneten İlkeler
Şimdi topluma bakıyoruz. Biraz uzun vadede baktığımızda toplumun bazı hareketleri yaptığını, bazılarını da yapmadığını görüyoruz. Demek ki burada da birtakım kurallar var. Toplumsal kurallar var. O toplumsal kurallara göre davranıyoruz. Oradan da "Peki bu kuralları yöneten ilkeler nelerdir?" diye soruyoruz. Mesela bir toplumun hayatına bakın. Belli bir dönemde belli bir işi yapıyor, sonra aynı işi başka şekilde yapıyor. Yani biçim değişiyor ama ilke değişmiyor. Kapitalist toplumun ilkesi değişmez. Bir zaman ahşap gemiyle sömürü yapıyordu, şimdi bilgisayarla sömürü yapıyor. İlke değişmiyor, biçim değişiyor sadece. Arada bir dönem demir gemiyle sömürü yaptı, şimdi markalar ile sömürü yapıyor, sizi mahkûm ediyor; yiyeceğinden içeceğine... Eskiden, bunları yiyeceksin bunları yemeyeceksin diyordu. Şimdi öyle yapmıyor. Sosyal medya ile sizi adeta hipnotize ediyor. Sonra da bunu içersen, bunu yersen çağdaşsın diyor... İlke değişmiyor. İlkenin arkasındaki gaye, ben elimdeki güçle diğer insanlara nasıl hâkim olurum ve onları nasıl sömürürüm anlayışıdır. İlke bu.
Sayfa 24
Kitap Alıntısı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Medeniyet tasavvuru açısından iki şey önemli; tutarlılık ve mutabakat. Anne ve baba, o değerler sistemini çocuğuna vermeye çalışıyor ama pek çok çelişkiyle iç içe. Çok ortam var hayatta. Şöyle, şimdi siz bir otorite olarak bir eğitim veriyorsunuz. Bunu muhabbetle veriyorsunuz fakat sizin verdiğiniz eğitimin zıddını, alternatifini veren çok farklı aktörler var hayatınızda. Bir tanesi sosyal medya. Modernitenin küreselci versiyonunun yönettiği bir sosyal medya var. Ben onun için dostlarıma, insanlara, "çevrenizde insanların çizdiği manzaraya bakmayın, Rabbu'l âleminin çizdiği manzarayla meşgul olun" diyorum. Tabiatla meşgul olun, insanlarla meşgul olun. İnsanların çizdiği manzara dediğimiz işte sosyal mecralar. O sizi çevreliyor ve hapsediyor bir yere. Eskiden böyle değildi. Babaların ve annelerin söyledikleri sözler başkaları tarafından nakzedilmezdi.
Sayfa 23
Kitap Alıntısı
Peki, biz insan olarak içgüdü düzeyinde mi kalmalıyız? Değerler bizim varoluşumuzda mevcut değil. Onu bize birisi öğretiyor. İslam medeniyet tasavvurunda kim öğretiyor? Peygamberan-ı İzám hazeratı. Cenab-ı Adem'den Hz. Muhammed Mustafa'ya (s.a.v) kadar. Modernitede de Cenab-ı Allah'ın seçkin kulları var. Çok düşünüyorlar, filozoflar var. Bunlar seçkin kullar. Seçmiş onları. Hayırda mı şerde mi kullanmış onları, ben bilmem ama seçmiş onu biliyorum. Akıllı adamlar. Değerleri insanlara onlar öğretiyorlar. Biri kul işi biri Rab işi. "İsteyen istediğini alır. Ona ondan veririz." diyor. "Kim ki ahireti murad eder, ona ondan veririz. Kim ki dünyayı murad eder, ona da ondan veririz." buyuruyor Kitabullah'ta. Murad size ait bir hadise. Allah bizi iyi muradlarla karşılaştırsın inşaallah.
Sayfa 22
Alıntı
Anlıyorsunuz ki konuşmanız, davranışlarınız bir bütünlük içerisinde. Çelişki olmayacak. Çelişki varsa ancak kusurdur, günahtır vs. Bu davranışları, sistemi ortaya koyan kurallar, bu sistemi üretiyorsa kendileri de bir sistemdir. ku rallar da bir sistemdir. Peki ilkeler? Onlar da bir sistemdir. Çünkü onlar da sistem olan kuralları üretmişlerdir. Peki değerler? Onlar da bir sistemdir. Çünkü değerler de ilkeler sistemini üretmiştir. İşte medeniyet dediğimiz hadise bir değerler bütünüdür. Bunlar bize öğretiliyor. Öğretilmezse içgüdülerimizin düzeyinde kalırız. Daha sonraki sohbetlerimizde inşallah insanı biraz analiz edeceğiz. Biz kimiz? İçgüdü düzeyinde kalan başka canlılar var. Kimler onlar? Hayvanlar. Çok rahat yaşıyorlar. İki tane temel içgüdü vardır. Bunlardan bir tanesi hayatın devamı içgüdüsüdür. Yemek yemek isterler. Yemek yiyince, doyunca yatarlar. Şimdi belgeselde seyrediyorum, leopar bir tane ceylan avlıyor. Yarısını yiyor yarısını bırakıyor. Sonra yatıyor. Bir de türün devamı içgüdüsü var. Neuzubillah aman ya Rabbi o çok tehlikeli bir şey. Onun da sınırını ciddi koymak lazım
Sayfa 21
Alıntı
Kurallar zamana ve zemine bağlı, arkasında da ilkeler var. İlkeler zamana ve zemine bağlı değil. İlkenin de ardında bir tek kavram var; o da değer. Şimdi bir örnek vereceğim; infak. Bu bir değer. Yani siz, size verilenden bir kısmını infak edeceksiniz. İnfak edeceksiniz dediğim anda bir önerme söyledim. İnfak bir değer. Ama içinde bir enerji saklıyor. O enerjiyle infak bir önermeye dönüşüyor. O önerme, ilkedir. Yani size verilenden bir kısmını infak etmek mecburiyetindesiniz. Nasıl yapacağız bunu? Kural da onu söylü-yor. Kutuplardaki insana soğuk şerbet ikram edemezsiniz. Soğuk zaten orası. Ona sıcak sahlep vereceksin. Arabistan'daki insana da sıcak su vermeyeceksin. Ona da soğuk su vereceksin. Biçimini de söylüyor kural
Sayfa 20
Alıntı