Seyfullah

Boykotla İstiğnanın Farkı
"Muhabbet baldan tatlı olur doyamazsın demedim mi" diyor şair. Muhabbet ne? Sevgi değil. Karşı cinse duyulan meyil değil. Muhabbet başka bir şey, kalbe nüzul ediyor. Kaynağı da O. Kullarına talim buyurmuş, onlar da bize talim buyuruyorlar. Dolayısıyla muhabbetten bir pay bulursanız eğer müstağni kalmanın kapısını aralamış olursunuz. Ara ara o kapıdan zorlar nefis. Bu da var. Mümkün mertebe bazen kapılır yaparsın ama bilirsin ki nefis seni zorluyor. Ya Rabbi dersin beni muhabbetinle meşbu kıl ki ben bu işlerle meşgul olmayayım. Boykotla istiğnanın farkı bu. İslam medeniyetinin mensupları müstağni kalırlar. Nefsin, konforun, hayatın gerçekleri gibi gösterilen her şeyden...
Sayfa 47
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nasıl müstağni kalırım
Boykotta bir hadise var ve ben buna itiraz ediyorum, protesto ediyorum, buna muhalifim diyo-rum. Ve dolayısıyla ihtiyacım olduğu hålde istediğim hålde nef sim istediği halde bunu almıyorum. Bizim davranışımız bu değil. Bir Müslüman olarak biz müstağniyiz. Peki, insan nasıl müstağni kalabilir? İstiğna håli yani ben ondan beriyim, benim ihtiyaç lis-temde, dünyamda, her neyse o yok, alakadar olmuyorum onun la. Bu anlayış bizi istiğnanın kaynağına yani el-Gani'ye götürür. Kendisinin hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, muhtaç olmayan tek bir varlık var: Cenab-ı Rabbü'l-ålemin. Bütün kullarının, bütün yarattıklarının ihtiyaç sahibi olduğunu bilmemiz lazım. Benim eğer istiğna noktasında bir hususiyetim varsa ondan akseden bir tecelliyatla istiğna sahibi olabilirim ve hayatımı sadeleştirmeye başlarım. Ondan gelen bir tecelliyat yoksa ben istiğna sahibi olamam. Nefsim, içgüdülerim, şeytan beni istila eder. Hayatın realitesi bu. Peki ondan gelen bir tecelli ile ben nasıl müstağni kalırım? Öyle bir haz ve tatmin verir ki bana, benim o müstağni kaldığım malın hazzı, o hazzın yanında hiç mesabesinde kalır.
Sayfa 46
Din
Bu boykot meselesi Müslümanca bir davranış değil. Ben bir Müslüman olarak müstağni kalıyorum. Boykot İngilizce bir kelime, bir özel isim. İmlası şöyle Boycott. Ben boykot etmiyorum çünkü boykotta şu var: Ben onu istiyorum ama şu şu sebepten almıyorum. Hayır, ben onu istemiyorum. Ben ondan müstağniyim.
Sayfa 45
Din
Peki, başka ne var insanda? Bir de duygu alanı var. Üzülüyoruz, seviniyoruz, hissediyoruz, mutlu oluyoruz, seviyoruz, aşık oluyoruz, korkuyoruz, endişelerimiz var. Böylece üç tane temel alan var insanın iç âleminde. Bunlar nerede? Kimse bir şey söyleyemiyor. Beyinde mi kalpte mi? Nerede bilmiyoruz yani. Ama içgüdümüz, aklımız ve duygu alanımız var. Ancak bunlar yeterli değil, yaşamak ve eylem yapmak için. Bunlara destek olan başka kabiliyetlerimiz de var. Hafıza... Hafıza var. Eğer hafıza olmazsa insanın ürettiği bilgi bir yerde kalmaz. Muhafaza edilemez, korunamaz. Hafıza çok mühim bir şey. Buna yeni tabirle bellek diyorlar. Muhafaza ediyor, sizin başınızdan geçen eski hadiseleri de muhafaza ediyor. Bu eski hadiseler üzerine yaptığınız eylemleri, aldığınız neticeleri, yaptığınız yorumları da muhafaza ediyor. Böylece siz uzun bir müddet yaşamışsanız ve çok farklı boyutlarda eylem yapmışsanız, bütün birikimleriniz hafızada kalır.
Sayfa 31
Kitap Alıntısı
Bakıyoruz, insanda içgüdü var mı var. Hayatta kalma içgüdüsü var. Bir de türün devamı içgüdüsü var ki bu insanın başına çok dert açıyor, türün devamı içgüdüsü. Bu da burada kalsın. Uzun bir mesele. Bu çağımızın insanı istismar ediliyor, türün devamı içgüdüsü üzerinde. Burada büyük bir pazar var. Bunun üzerinde düşünenler fikir imal edenler var. İçgüdüye hitap eden bir büyük ekonomik çeşitlilik var yeryüzünde şu anda maalesef. Peki, insanda başka ne var? Akıl var. Düşünüyor, problem üretiyor, soru soruyor ve problemi cevaplandırıyor. Bu çok mühim bir şey. Bu akıl sayesinde tekåmül devam ediyor...
Sayfa 30
Kitap Alıntısı