Allah'a güvenene Allah yeter!
Cenab-ı Hak başkasına bel bağlayanlardan hoşlanmaz.
Allah Kendisinden korkanları korur, şükredenlere daha çok verir, Kendisine itaat edenleri nimetleriyle şereflendirir, Rablerini hem kendi nefislerine, hem de başkalarına tercih edenleri sever.
Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (asm) Efendimiz bir gün mescide girince, Ensar’dan Ebu Ümame (r.a.) isimli zatla karşılaşır. Peygamberimiz ona:
“Ey Ebu Ümame, niçin seni namaz vakti dışında da mescidde oturmuş görüyorum?” diye sorar.
“Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah’ın Resulü.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) Efendimiz:
“Sana bazı kelimeler öğreteyim mi? Bunları okursan, Allah senden sıkıntıyı giderir ve borcunu öder.” diye buyurur.
“Evet, ey Allah’ın Resulü, öğret.” der.
“Öyleyse akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku” buyurur:
اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
"Allâhümme innî e‘ûzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazeni ve e‘ûzü bike mine’l‘aczi ve’l-keseli ve e‘ûzü bike mine’l-cübni ve’l-buhli ve e‘ûzü bike min ğalebeti’d-deyni ve kahri’r ricâli."
"Allah'ım! Üzüntüden ve kederden sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım."
Ebu Ümame (r.a.) der ki; "Ben bu duayı yaptım, Allah (c.c.) benden gamımı giderdi, borcumu ödememi nasip etti." (Ebu Davud, Salat 367)
Dilek, istek ve araştırmanda dürüst ve düzgün olursan basiretin, gönül gözün açılır, sezgin güçlenir ve saf (ilâhî ilham ve) bilgiye ulaşırsın. Sana gelen ilâhî bir ilhamla da bazı hakikatlerin sırrına erersin. Çünkü üstünlük, çalışmakla; Allah korkusu, ilimle; O'na teslimiyet (tevekkül), kanaatle; ürperti (haşyet), yakîn bilgiyle; (hem maddî hem de ilâhî) nimetlerin artması da, şükürle olur.
Bil ki, bir kulun ulaştığı anlayış derecesi, aklını nefsinin önüne geçirmesiyle, ilmiyle, Allah'tan korkup itaat etme-siyle, teslimiyeti ve tevekkülü ile orantılıdır.
Kalbin bozukluğundan kaynaklanan aşırılıkların; işitmede, görmede, konuşmada, yemede ve giyimde kendini apaçık gösterdiğini de fark ettim.
Dolayısıyla aşırı işitme, unutkanlığa, dikkatin dağılmasına ve gaflete (Allah'ı ve âhireti unutmaya) yol açar (sevgili okuyucu, medyanın ve sosyal medyanın bizi ne hâle getirdiğini var sen hesap et!).
Aşırı kaçamak bakışlar, dalgınlığı ve şaşkınlığı besler.
Konuşmanın aşırılığı (ve gıybet), insanı abartmaya ve saçmalamaya sevk eder.
Yiyip içmenin aşırılığı, açgözlülüğü ve şehveti körükler.
Giyimin aşırılığı ise, övünmeye ve kibre yol açar.
Öyleyse, duyu organlarımızı korumanın farz, aşırılıktan vazgeçmenin de fazilet olduğunu bil!