“Amel ile hasedi tedâviye gelince: Hasedinin arzularının aksini yapmakla hasedini tahakküm altına almaktır. Meselâ hasedi, hasmını zemmi isterse o, aksine olarak onu övmeli, kibretmesinı isterse tevâzu göstermeli, adamdan özür dilemeli, şâyet vermemeyi teklif ederse vermeye gayret etmelidir. Bunun zoraki böyle yapmasını farkeden mahsûd”
“haset edilen) memnûn kalır ve onu sevmeye başlar. Bu sûretle karşılıklı muhabbet başlar ve haset hastalığı da kaybolur. Zîra tevâzu, medh u senâ ve muhabbet izhârı, karşısındaki adamın gönlünü kendine doğru çeker ve aynı şekilde karşılık vermek ister. O da berikine tesîr eder de önce zoraki yaptığı iyilikler, netîcede tabiat hâline gelir. Tabîatıyla şeytan, buna mâni olmak ister ve senin bu şekil davranmanı, düşmanın senin aczine, korkuna veyâ münâfıklığına hamledecektir. Bu ise senin için bir zillettir, şeklinde göstermek sûretiyle seni bu müspet davranışından saptırmak ister, sakın buna aldanma. Bu vesvesenin şeytanın hîlesi olduğunu bil. Şunu da iyi bil ki, yapmacık da olsa tatlılık, tarafların saldırganlığını kırar ve gönülleri birbirine bağlar da bu sayede kalp, haset hastalığından kurtulur.”