Seyfullah

Merhum Efendim de öyle buyururlardı: "Kahrın da hoş, lütfun da hoş." Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, "Sakın ha!" derdi, "O söyler siz söylemeyin." "Ne diyelim peki?" derdik. "Lütfun da hoş, lütfun da hoş, deyin. Kahrını kaldıramazsınız." KS: Bir gün Ayşe Şasa Hanımefendi, hanımla telefonda görüşüyordu. "Nasılsınız kızım?" diye sordu. "Allah büyük dert vermesin Ayşe Hanım, çok şükür iyiyiz." dedi. "Öyle deme kızım," dedi Ayşe Hanım: "Allah dert vermesin. Sen neyin büyük neyin küçük olduğunu bilemezsin."
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türkiye'de doğup büyüyen insanlar, kökenleri ne olursa olsun, bu toprakların kültürel birikimiyle biçimlenmiştir. Reddetse de kabul etse de bu birikimin etkisindedir. Bu yüzden, farklı coğrafyalardaki kültürel birikimler onlara çok fazla şey söylemez ancak bir noktaya kadar anlam ifade eder. Bunu şöyle anlatayım: Ben, Johann Sebastian Bach'ı müzikle ilgilendiğim için söylüyorum bir Alman gibi anlayamam. Onunla duygu-sal bir bağ kuramam. Çünkü o, yüzyılların getirdiği bir birikimin varisidir. İster sevsin ister sevmesin, o bağ onunla beraber gelir.
Sayfa 69
Alıntı
Jurnallerinden birinde Cemil Meriç şöyle bir şey yazıyor: Bir gün bir talebesi geliyor ve "Üstadım, bu ülke yaşanmaz hale geldi. Artık Fransa'ya gidip yerleşeceğim!" diyor. Cemil Meriç'in cevabı muazzamdır: "Evladım, nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır. Senin zihnin ne kadar aydınlıksa, gittiğin yerde de ancak o kadar aydınlık bulabilirsin."
Sayfa 68
Alıntı
İngilizcede "Elsewhereism" olarak bilinen, “başkayerdecilik" diye çevirebileceğimiz bir kavram var. Hayatın hep kişinin olmadığı yerde daha iyi olduğu düşüncesi... Aslında bu eşle değil, başkasıyla evlenseydim daha iyi olurdu. Bu memlekette değil, başka bir memlekette yaşasaydım daha mutlu olurdum. Türk değil de Fransız olsaydım, hayatım daha güzel olurdu, gibi düşüncelerle mutluluğu hep dışarıda tanımlayan, dışarıda olduğunu zanneden bir vehim hali...
Sayfa 67
Alıntı
Cenâb-ı Allah ile olan ilişkimizde haddi aştığımız zaman Allah'ın (c.c.) feyzi ve bereketi kesiliyor, üzerimizden. Biz bunu fark etmiyoruz. İşlerimiz rast gitmiyor, diyoruz. İşte o feyiz ve bereketin kesilmesinden başka bir şey değil... MD: Insan Allah (c.c.) ile olan ilişkisinde haddi nasıl aşar? SÖ: Allah'ı (c.c.) hatırlayamayarak aşar. Dünyaya dalar, aşar. Kalbi kararır
Din