Merhum Efendim de öyle buyururlardı: "Kahrın da hoş, lütfun da hoş." Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, "Sakın ha!" derdi, "O söyler siz söylemeyin." "Ne diyelim peki?" derdik. "Lütfun da hoş, lütfun da hoş, deyin. Kahrını kaldıramazsınız."
KS: Bir gün Ayşe Şasa Hanımefendi, hanımla telefonda görüşüyordu. "Nasılsınız kızım?" diye sordu. "Allah büyük dert vermesin Ayşe Hanım, çok şükür iyiyiz." dedi. "Öyle deme kızım," dedi Ayşe Hanım: "Allah dert vermesin. Sen neyin büyük neyin küçük olduğunu bilemezsin."