Barut elbet yeniden keşfedilecek. Bunu hiçbir şey durduramaz; o bildik, eski hikaye defalarca tekrarlanacak. İnsan ırkı çoğalacak, erkekler savaşacak. Barut yüzünden milyonlarca insan ölecek ve ancak bu sayede, uzun zaman sonra, ateş ve kanla yazılmış yeni bir uygarlık gelişecek. Ama bunun ne yararı var? Eski uygarlık nasıl çöküp gittiyse, yenisi de gidecek.
A’yı B’den daha çok sevdiğimizi söylemek, iki sevginin derecesini kıyaslamak değildir, B’nin sevilmediği anlamına gelir. Çünkü birini seviyorsak, onu kıyaslayamayız. Sevilen kıyaslanamaz. A ile B’yi aynı anda sevmemiz durumunda bile, onları birbiriyle kıyaslayamayız, aksi halde anında ikisinden birini sevmekten vazgeçmiş oluruz.
Aynaların mevcut olmadığı bir dünyada yaşadığını tasavvur et. Yüzünü hayal edersin, onu içinin bir çeşit dışa yansıması gibi hayal edersin. Sonra varsayalım ki kırk yaşında sana bir ayna uzattılar. Dehşetini bir düşün. Tamamen yabancı bir yüz görürsün. Ve kabul etmeye yanaşmadığın şeyi net bir şekilde anlarsın. Yüzün, sen değilsin.
Yaratan’ın bilgisayarının tek etkinlik alanı bizim gezegenimizse ve ona ve sadece ona bağımlıysak, ölümden sonra hayattayken gördüklerimizin bir çeşitlemesinden başka bir şey bekleyemeyiz; ancak benzer manzaralar, benzer yaratıklarla karşılaşabiliriz.