Yaratıcı düşüncenin doğuşu ve biçimlenmesi sürecinin, koşullu olarak üç safhada meydana geldiğini düşünebilirsiniz. Birinci safha 'sarsılma' (aşırı heyecan), ikinci safha tasavvur etme', üçüncü safha ise 'canlandırma' safhasıdır. Birinci safhada, senaryo yazarının ileride yazmayı düşündüğü senaryonun materyaliyle tanışması olağanüstü bir öneme sahiptir. Fakat, sıradan olan yüzeysel bir tanışma sağlambir senaryonun yazımı için yeterli değildir. Senaryo yazannın, üzerinde çalışacağı senaryonun materyalini bir de duygusal yönden hissetmesi ve onu özümsemesi gereklidir.Üzerinde çalışma yaptığı materyali özümsemeden senaryoyazmaya kalkışan bir senarist, kendi başına bağımsız ve özgün bir dünya yaratamaz. İlk bakışta yaratmış gibi görünsebile, okuyucuyu veya izleyiciyi o dünyaya sokamaz. Oysa izleyicinin sanatçının dünyasına sokulması, filmi izleme devamlılığı açısından çok önemlidir. Bundan dolayı, materyalsenaryo yazarını heyecanlandırmalı ve bunun sonucundayazar bir sarsıntı geçirmelidir. Dikkat edilirse, çok kısa, şematik ve belirli bir dereceye kadar gelecekteki senaryonunrasyonel bir başlangıcı olmasına rağmen, senaryo yazım planının (senaryo librettosu veya treatment) veya özetinin (synopsis), gelişmesi mümkün olan ve ileride ürün verebilecektohumlar içerdiği ve de yaratıcısının duygusal dünyasını yansıttığı görülebilir.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Sinema
Notes To Myself
According to the Social Security Administration, if you take any 100 people at the start of their working careers and follow them for the next 40 years until they reach retirement age, here’s what you’ll find: only 1 will be wealthy; 4 will be financially secure; 5 will continue working, not because they want to but because they have to; 36 will be dead; and 54 will be broke and dependent on friends, family, relatives. We don’t want our lives to be a struggle. I want a life of freedom, where I get to wake up and do what I want, when I want, with whomever I want. I want to get out of bed every day and truly love my life. I want to love my work, and I want to love the people I get to share my life and work with. That’s my definition of success. That kind of life doesn’t just happen. It must be designed. If you want to live an extraordinary life as defined and designed by you, then you must identify the fundamental causes of mediocrity so you can prevent them from robbing you of the life you want. If you were to ask the average person in this country—40-50 years old, settling for less than they want, and struggling to be happy, pay their bills, etc.—if you were to ask them if this was their plan, their vision for their life, what do you think they would say? Do you think they envisioned their life being a struggle? Of course not! And that, my friend, is the scary part. And as we let our own light shine, we unconsciously give other people permission to do the same. As we are liberated from our own fear, our presence automatically liberates others. The greatest gift we can give to the people we love is to live to our full potential. I am doing the best that I can in this moment, and at the same time, I can and will do better. Your entire life changes the day that you
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1705 yılına gelindiğinde Halley, Newton'ın çalışmalarına dayanarak kendi kuyrukluyıldız kitabını yazdı ve kitaba Synopsis of the Astronomy of Comets (Kuyrukluyıldızların Astronomisine Bir Bakış) adını verdi. Artık kuyrukluyıldızların Güneş'in yörüngesinde döndüğünü bildiğinden 1531, 1607 ve 1682 yıllarında görünen üç kuyrukluyıldızın aslında, ardışık yörüngelerde Dünya'nın yakınında seyahat eden aynı kuyrukluyıldız olduğunu ileri sürdü. Hatta bu kuyrukluyıldızın 1758 yılında yine görüneceğini söyledi. Halley 1742 yılında yaşamını yitirdi, bu yüzden kuyrukluyıldızın tam söylediği yılda geri döndüğünü göremedi. Bu kuyrukluyıldız, o günden beri Halley'nin şerefine, "Halley Kuyrukluyıldızı" olarak adlandırılıyor. Bu bilgi ile astronomlar ve tarihçiler, aynı kuyrukluyıldız hakkında nesiller ve kıtalara yayılmış kayıtlar buldular. MÖ 5. yüzyılda Yunanistan'da ve MÖ 3. yüzyılda Çin'de gözlemlenen kuyrukluyıldızlar, Halley'nin tüm kendine has niteliklerini taşıyor. Halley Kuyrukluyıldızı, meşhur Bayeux işlemesinde de görünüyor. İç Güneş sistemini son ziyareti 1986 yılında gerçekleşti, bir sonraki dönüşü ise 2061 yılında olacak.
Sayfa 42·Kitabı okudu
27 Nisan 1970'de, henüz "Tutunamayanlar"ın son düzeltile­ri ve yeniden daktilolanma işlemleri sürerken, günlüğüne bir sonraki romanıyla ilgili ilk düşünce tohumlarını ekmeye başla­mıştır Atay: "ikinci kitabımda, herkesin saldırdığı ve saldırmakta haklı olduğu bir adamla (. . .) herkesin hor gördüğü bir kadının macerasını yazacağım." (G. 10) Gerçi roman bu düşüncenin iz­lerini taşıyan bir bölüm içeriyordur ama daha sonra "Tehlikeli Oyunlar" adını alacak olan ikinci romanının ana motifi bu ol­mayacaktır. 1970 yılının nisan ve kasım ayları arasında tuttuğu günlük notlarında, romanının motif ve kurgu örgüsünü oluş­turmaya çalışırken birkaç kez vurguladığı bir noktayı ise hiç­ bir zaman aklından çıkarmayacaktır Atay: " Tutunamayanlar gibi sayfa bir diye başlamak olmaz.Çok dağılıyorum."(G.16) "Bu sefer, formu daha esaslı düşünmeli ve yoğun, sıkışık bir şey olma­lı bu hikaye. Çok uzun olmayabilir. Özellikle dağınık olmamalı. Onun için ne yapacağımı iyi bilmeliyim başından." (G.12) Gün­lüğüne bu satırları yazdığı sırada "Tutunamayanlar"da dizgin­siz gelişerek kurgunun sarkmasına neden olan kimi bölümleri ayıklama uğraşı içinde bulunan Oğuz Atay, bir sonraki roma­nında aynı yanlışı yinelemek istemiyordur. Yitirdiği en iyi dinleyicisi Sevin Seydi'nin ardından, ilk sayfaya yazdığı '"kimseye söylemeden, içimde kaldı, kaybol­du' dediğim düşüncelerin, duyguların aynası olsun," sözle­riyle tutmaya başladığı günlük sayfaları, daha üçüncü gü­nünden, onun yeni romanının oluşum tutanağına dönüşme­ye başlar. Gerçi Sevin Seydi'ye de toplumla, sistemle ve günlüğün ilk paragrafında ironik bir biçimde yöneldiği "Canım insanlar"la (G.6) ilgili, yakınmayla harmanlanmış düşüncele­rini aktarıyordur ama onunla tartıştığı konuların başında yi­ne de kurgu sorunları gelmektedir. Yeni romanla ilgili
Sayfa 330,331,332 / TEHLİKELİ OYUNLAR·Kitabı okudu
Edda, a word of uncertain etymology, is thought to signify Ancestress. Snorro Sturleson, an Iceland gentleman, an extremely notable personage, educated by this Saemund’s grandson, took in hand next, near a century afterwards, to put together, among several other books he wrote, a kind of Prose Synopsis of the whole Mythology; elucidated by new fragments of traditionary verse. A work constructed really with great ingenuity, native talent, what one might call unconscious art; altogether a perspicuous clear work, pleasant reading still: this is theYounger or Prose Edda.