Ahiler ve Abdalların Osmanlı'nın Kuruluşundaki Rolü
.Ahiler şehirlerde ekonomik ve sosyal düzeni sağlıyordu. .Abdallar ve dervişler fetih bölgelerinde yerleşmeyi teşvik ediyordu. .Osmanlı'nın ilk yıllarında Ahiler, gaziler ve Türkmen dervişleri birlikte hareket etti. .Bu gruplar Osmanlı'nın büyümesine önemli katkı sağladı.
Kendisi de Emir'in davasının büyük bir sempatizanı olan T. E. Lawrence'e göre, Faysal'ın kabileleri satın almasını İngiliz altını mümkün kılmıştı; yoksa "başka hiçbir şey hareket hâlindeki bir orduyu beş ay arazide tutamazdı."
Sayfa 33·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aktarılanlara göre istilacılar tarafından yağmalanmış olan bu bölgeleri biliyoruz, çünkü hepsi de antik dönemin tanınmış yer­leriydi. Hatti, Anadolu'nun iç düzlüklerinde, günümüz Ankara'sı yakınlarında bulunan Hitit ülkesiydi. İmparatorluğun sınırları batıda Ege kıyılarından doğuda Kuzey Suriye topraklarına kadar uzanıyordu. Qode ya da sonraki adıyla Kilikya, büyük ihtimalle bugünkü Türkiye'nin güneydoğusunda yer alıyordu (belki de an­tik Kizzuvatna Krallığı burasıydı). Karkamış iyi bilinen bir arkeo­lojik alandır. Burada neredeyse yüz yıl önce yapılan ilk kazıların ekibinde, Irak'ta İbrahim Peygamber'in doğum yeri olduğuna inanılan Ur kentinde yaptığı kazıyla tanınan Sir Leonard Wool­ley ile T. E. Lawrence da vardı. Lawrence, Hollywood onu Birin­ci Dünya Savaşı'ndaki serüvenleri yüzünden "Arabistanlı Law­rence'a" dönüştürmeden önce Oxford eğitimli bir klasik dönem arkeoloğuydu. Arzava Hititlerin iyi bildiği bir ülkeydi ve kolay erişebilecekleri Batı Anadolu'daydı. Alaşiya büyük ihtimalle bu­ gün Kıbrıs olarak bildiğimiz adaydı. Zengin metal yatakları olan bu adanın bakır cevheri ünlüydü. Amurru Kuzey Suriye kıyısında yer alıyordu. Bütün bu yerleri ileriki sayfa ve hikayelerde yine zi­yaret edeceğiz. Bu istila dalgasında Deniz Kavimlerini altı topluluk oluştu­rur. Bu topluluklardan beşinin adı Ramses'in yukarıdaki Medi­net Habu yazıtında geçer, altıncıyı oluşturan Şerdanalardan da konuyla ilgili bir diğer yazıtta söz edilir. Altı topluluğun da, iddi­alara göre istila edip yağmaladıkları ülkelere göre çok daha fazla karanlıkta kalmış tarafları var. Geride kendilerine ait hiçbir yazılı belge bırakmadılar, yazılı kayıt olarak neredeyse tümüyle Mısır kitabeleri sayesinde bilinirler.
Sayfa 4·Kitabı okudu
Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı egemenliğinin siyasi çerçevesini tahrip etti. Yerini yeniden yapılandırılmış ulus devletler ve İngiliz-Fransız emperyal hakimiyeti aldı. Arap Yarımadası'nın iki rakip ayan ailesi -Hicazlı Haşimiler ve Necidli es-Su'udlar- Osmanlı padişahına karşı Britanya'yla ittifak kurdu. 1915-16 arasında Sir Henry McMahon ile Mekke'nin Haşimi şerifi Huseyn ibn 'Ali arasındaki yazışmalar ile 1915'te Hindistan Sömürge Bakanlığı ve 'Abdulaziz es-Su'ud arasındaki anlaşma, savaş sonunda iki aileye de aşağı yukarı aynı bölge üzerinde yarı bağımsız yönetim hakkı veriyordu. 1913'te el-Hasa'yı Osmanlılardan aldıktan sonra, Suudiler, Birinci Dünya Savaşı boyunca Arap Yarımadası'nın orta kuzeyindeki Osmanlı yanlısı Raşid aşiretiyle çatıştı; böylece 1917-18'de Basra ve Bağdat'ı işgal eden Britanya güçlerinin güneybatı kanadını korumuşlardı. Haşimilerden Faysal ibn Huseyn'in öncülük ettiği ve T.E. Lawrence'ın rehberliğindeki Arap ordusu, Filistin'i fetheden ve 1 Ekim 1918'de Şam'ı işgal eden Britanya seferinin doğu kanadını tutuyordu. Fransız birlikleri 1919'da Beyrut'a girdi; Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap vilayetlerinin Fransa ve Britanya arasında paylaşılmasını öngören 1916 Sykes-Picot Antlaşması'na uygun olarak Lübnan ve Suriye'yi işgal etmeye hazırlanıyorlardı. Britanya, Fransa ve Amerika'nın denizden desteğini alan Yunanistan, Mayıs 1919'da Osmanlı'nın yenilgisinden faydalanarak Anadolu'yu istila etmeye çalıştı. Britanya ve Fransa'nın verdiği yanıltıcı sözlerden ve milletlerin kendi kaderini tayin hakkını onaylayan Woodrow Wilson ve V.I. Lenin'den cesaret alan Arap, Siyonist, Ermeni, Azeri ve Kürt milliyetçiler Osmanlı sınırları üzerinde hak iddia ettiler.
Sayfa 117 - Birinci Dünya Savaşı, Rus Devrimi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu·Kitabı okudu
Alıntı
Kar gerçekten de rehberlerimin söylediği gibiydi ve tepeye doğru duvarlar, hendekler ve karışık taş yığınları arasında uzanan patikayı tamamen gizliyordu.
Sayfa 233·Kitabı okudu
Töton Şövalyeleri. Cermen-Katolik dini bir tarikattır. Hacılara, hac yolunda yar­dım etmek, hasta ve yaralılara bakmak amacıyla Haçlı Seferleri döneminde 12. yüzyıl sonunda Akka 'da kurulmuştur. "Tötonlaşmak" tabiri kendini bir fikre can pahasına adamak anlamında kullanılmaktadır. (ç.n)
Sayfa 215·Kitabı okudu