Bu kitabı okuyana kadar Kafka'yı tanımadığımı farkettim. Onu anlamak için aforizmalarını okumak ve üzerinde düşünmek gerek. Kafka'nın dönüşümden sonra çok beğendiğim bir eserini daha okumuş olmak gerçekten çok güzel. Bundan sonra okuyacağım Kafka eseri ise dava olacak.
İlk 100 sayfasını okurken önyargılı bir şekilde, sıkılacağım sanırım, diye düşündüğüm ama devamında elimden düşüremediğim, verdiği mesajı anladıkça daha da bir bağlandığım kitap oldu körlük..
Öyle ki yaptığım her alıntıyı ezberlemek istedim. Okudukça daha da iyi anladım ki asıl körlük gözlerinin görmemesi değil, gözlerin görüyorken görememek. Bazı satırlar durup derin düşüncelere dalmama neden olurken bazı satırlarda gözlerim dolu dolu olduğundan cümleleri göremedim. Ne yazsam yetersiz kalır bu kitap hakkında. Bazı kitaplar vardır, dünyadaki tüm sözcükler yan yana gelse anlatamazsınız ya hani. Bu da öyle bir kitap işte. Anlamak için okumak gerekir, Saramago'nun körlük üzerinden aslında hangi mesajları vermek istediği hakkında biraz düşünmek gerekir. O yüzden okuyun muhakkak. Kitabın altında derin bir felsefe yatıyor, okuyun, üzerinde düşünün. Gözleriniz gördüğü halde aslında nasıl bir kör olduğunuzu farkedin..
İçinde bol miktarda başarılı insanların yaşam öyküleri bulunan vasat bir kişisel gelişim kitabı. Kişisel gelişim alanında yazılmış profesyonel kitapların yanında zayıf kalmış bence. Maalesef beğenemedim.
Bu öykü ile birlikte Stefan Zweig'in kalemi ile tanıştım. Korku gibi bir duyguyu okura oldukça güzel yansıtmış. Zweig'in diğer öykülerini de mutlaka okuyacağım.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Kitabın gerçekten benzersiz bir konusu olmakla birlikte yazarın birşeyleri betimlerken yaptığı abartı biraz can sıkıyor ve göz yoruyor. Bunların dışında okuduğum kitaptaki bir karakterden ilk kez bu kadar tiksindim ki bu da yazarın karakteri okura yansıtmada ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesidir. Jean Baptiste insanlara karşı sadece nefret duygusu besleyen ve nefret edilmekten haz alan, kibirli, kendini tanrı olarak gören ve iğrenç bir karakter gerçekten de. Kitabı okurken bu tip gözünüzde canlanıyor ve ona karşı şiddetli bir nefret ve iğrenme hissediyorsunuz.
Kitabı okurken kokuların insanlar üzerinde tıpkı bir büyü gibi etkili olduğunu düşünüyorsunuz. Biraz da araştırma yaptığınızda gerçekten de insan zihninin kokular ile yönlendirilebileceğini, hatta asırlar öncesinde koku terapileri ile hastalıkların tedavi edildiğini öğreniyorsunuz. Gerçekten de ilginç...
Kitabın bir de filmi varmış muhtemelen birazdan fragmanına bakmaya giderim. Kitabını okuyup filmini izlememek olmaz elbette :)
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma