Puan vermedi·144 syf.··
2018 46. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimizde bu ayın beşinci kitabı @selyayincilik tan #intihardukkani oldu. Karanlığın içinde parlayan bir tabela "İntihar Dükkanı". Son alışverişlerini yapan insanların uğrak yeri. Atalarından kalma bu dükkanda değerli müşterilerine son anlarında kullandıkları malzemeleri, "ölüm beni ırgalamaz" mümessilinden temin ederek onlara sunuyorlar. Oldukça değişik bir kitap. Türünde kararsız kaldım diyebilirim. Dükkanı işleten bir karı-koca ve isimleri bile karamsar, hayattan kopuk, depresif yetiştirilen üç çocuk. Ama üçüncü çocukları farklı, belki de sürprizden karanlığa doğan bir umut. Hem şaşırdığım, hem güldüğüm, zaman zaman "yok artık" dediğim yerler çok oldu. Bir kaç alıntı daha iyi açıklayacaktır merak edenler için. "... kaç kez söylemek gerekiyor sana bunu? Buradan çıkan müşterilere 'görüşmek üzere' denmez, 'elveda' denir. Çünkü bir daha gelmeyecekler." "... -geçen yılın istatistiklerini: her kırk dakikada bir intihar, yüz elli bin intihar girişimi, on iki bin ölü. Korkunç... - evet, korkunç. Ne kadar çok başaramayan var bu işi." "... ben hazırladığım siyanüre ağzı serinletsin diye nane yaprağı katıyorum. Bunlar küçük ikramlarımız..." "İnsan bir kez ölür ve bunun unutulmaz bir an olması gerekir." "Kağıt torbanın bir yüzünde İntihar Dükkanı yazısı var. Öteki yüzünde ise şu yazı okunuyor : hayatta başarılı olamadınız mı? Bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız!" "Ölüm beni ırgalamaz mümessiline verilen bir sipariş : Bir koli kenevir istiyorum. Akşamları ben sarıyorum ipleri, insanlar el sanatları ürünleri seviyorlar. Siyanürde koyun, birde arsenikli toprak..."
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Puan vermedi
Çok kısa olmasına rağmen bitirdiğinizde dünyayı, varlığınızı ve insanlığı sorguluyorsunuz. Omelas ismini seçme sebebi Salem diye bir tabela görmüştür yazar ve bunu ters çevirip Omelas yapmıştır. Kitabın ismi buradan geliyor. Yazar kendisi de bir çok kitabında "başka türlü yaşmak mümkün müdür" " insanlar neden farklı yaşamlar benimser" gibi konuları ele almaktadır. Babasının mesleği sebebiyle bu tür konuları düşünmüş olabileceği düşünülmektedir, kendisi antropologdur Omelas'ı Bırakıp Gidenler . Iyi okumalar. Omelas'ı Bırakıp Gidenler
Omelas'ı Bırakıp GidenlerUrsula K. Le Guin · İnka Kitap · 202624 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 09:53
İntihar Dükkanı* ~ Jean Teule . Alıntılar; . Yaşamak Öldürür. . Birçok insan acemilik ediyor... Biliyor musunuz, yüz elli bin insan intihara teşebbüs ediyor ve yüz otuz sekiz bini başarılı olamıyor. Ve bu insanların çoğu daha sonra tekerlekli sandalyeye mahkûm olarak yaşıyor, yaşam boyu sakat kalıyorlar, halbuki bizde... Bizim intiharlarımız garantilidir. Sonu ölümdür, öyle olmadığında para geri verilir! Haydi, haydi, pişman olmayacaksınız bu alışverişten, sizin gibi bir atlet!.. Derin bir nefes alıyorsunuz ve hop, iş bitiyor! Ayrıca her zaman şunu söylerim, insan bir kez ölür ve bunun unutulmaz bir an olması gerekir. . Mesele şu ki yarın gene yaşamak gerekecek. . Kitap Yorumu; Karanlık’ta bir tabela düşünün ve o tabela’nın da ışıkları ara ara kesintili şekilde hafif de ses çıkaran elektrik kaçağı şeklinde ürktücü bir dükkan. Bu dükkan Aile dükkanı Olup yarım asırdan fazla bir süredir hizmet vermektedir. Bu hizmet hayatın vermiş olduğu sıkıntı ve üzüntülere dayanamayanların son kez alış veriş yapacakları bir yerdir. Bu yer de ölümü kolaylaştırmak adına kendi iç bünyesinde ki aile bireylerinin kimyagerlik seviyesinde envai çeşit zehirler üretmektedirler ve bu üretilen ürünleri hayatın son durağına gelmiş bireylere sunmaktadırlar, kimisine kolay, kimisine de zor ölüm seçenekleri sunup hayatlarını idame ettirmektedirler. Müşterilere görüşürü değil de elveda demeyi tembihleyen ebeveynlerin olduğu bir dükkan gerisini de siz okuyun hikaye içinde kim ne yapacak nasıl olacak diye. Akıcı bir dili var bu tarz sevenlere tavsiye edilir. “Ama sakın dükkana yolunuz düşmesin ;)” Kitapla kalın!
Edebiyat
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Saatler Değil, İnsanlar Bozuktu
Puan vermedi·400 syf.·
2026 40. kitabı
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, zamanı düzene sokmak isteyen bir toplumun, aslında kendi ruhundaki düzensizliği büyütmesinin romanıdır. Tanpınar burada yalnızca gülünç bir kurumun hikâyesini anlatmaz; modernleşmeyi, bürokrasiyi, çıkar ilişkilerini ve insanın kendi yalanına inanma becerisini ince bir ironiyle ortaya koyar. Romanın asıl meselesi saatler değildir; saatler yalnızca insanın kendini gizlemek için kullandığı parlak bir bahanedir. Hayri İrdal, roman boyunca kendini anlatırken aslında kendini ele veren bir karakterdir. Saf görünür, fakat tamamen masum değildir; kandırılmış gibidir, fakat kandırılmanın sağladığı rahatlığa da razıdır. Halit Ayarcı ise yoktan bir düzen kuran, boşluğu kurumlaştıran adamdır. Onun dünyasında bir şeyin gerçek olması gerekmez; ciddi görünmesi çoğu zaman yeterlidir. Çünkü insan, inanmak istediği yalana önce bir isim verir, sonra o ismin altına bir tabela asar, en sonunda da onu hakikat sanmaya başlar. Romanın en güçlü tarafı, eski ile yeni arasındaki çatışmayı basit bir karşıtlığa indirmemesidir. Eski dünya hurafeleriyle, yeni dünya ise gösterişi ve sahte ciddiyetiyle kusurludur. Tanpınar iki tarafı da yargılar, ama hiçbirini kolayca mahkum etmez. Çünkü asıl mesele hangi çağın daha doğru olduğu değil, insanın hangi çağda olursa olsun kendi menfaatiyle karşılaşınca nasıl değiştiğidir. Kamu parasıyla yenilikçi, başkasının imkânıyla cömert, kendi çıkarı söz konusu olunca ise birdenbire muhafazakâr kesilen insan tipi romanın en acı gerçeklerinden biridir. Bu yüzden S.A.E, basit bir hiciv romanı değil, insanın ve toplumun ayarsızlığı üzerine yazılmış büyük bir metindir. Tanpınar’ın ironisi güldürür, fakat o gülüşün içinde rahatlık yoktur; insan bir süre sonra Hayri İrdal’a değil, onun temsil ettiği zaafa güldüğünü fark eder. Daha kötüsü, o
1000Kitap
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201553,1bin okunma
Olmak Cesareti
10/10
·265 syf.··
2026 38. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 22:35
Olmak cesareti *spoiler * İki günde okuyup bitirdiğim, elimden bırakamadığım bir kitap oldu. Kemal Sayar 'ın alıntı yaptığı, atıfta bulunduğu şeyler benim daha öncesinde bilgi sahibi olduğum şeylerdi, bu halihazırda tüketmiş olduğum içerikler ile ilgili rahatsız olduğum , düşüncelere daldığım her ne vardıysa bir pencereden onlara laf atmış gibi hissettim. Sanki bugüne değin bu kitaba hazırlık yapmak amacıyla yaşamışım gibi hissettim. Güncel dünyanın gidişatına ilişkin yorumumuz benzerdi, fakat onunkiler daha umut dolu, daha ilericiydi. Hayatı akışına bırakmamak için ısrarcı olduğum dönemde bana, yapabildiğini yap yapamadığın için kendini yıpratma dedi. Kaosta hayat vardır bölümü ile gören gözün duyan kulağın yetersiz kalacağı, senin bilincinin üstünde bir bilen vardır, aklın, hikmetin yetmez anlamaya, sen kaos görürsün halbuki o bir düzendir dedi. 4. Bölüm ise beni en çok etkileyen bölüm oldu, çünkü yıllardır hayalini kurduğum laboratuvar ortamı ile ilgili , kendim ile konuşmaktan dahi çekindiğim etiksel, dinsel endişelerimi bir bir suratıma vurdu, ben ne yapmak istiyorum sorusundan ben ne yapmalıyım, veya ne yapmamalıyım, böyle bir durumda ne yapacağım sorusunu aklıma getirdi. Mesleki yolculuğuma çıkarken bu soruları cebime katmak, benim için ahlaki anlamda büyük bir artı olacak. Yalnızcs para, pul şan şöhret peşinde olduğumdan girmedim bu isteğin boyundurluğuna, fakat yine de kendi samimiyetimden her daim endişe içinde olmam gerektiğini fark ettim. İnsan beşer , şaşar değişir, yolda olmak asıl meseledir, zaman zaman tümsekler çukurlar olabilir, sağa sola yönelebilir yol, fakat hayatta bazı tabelalara ihtiyacımız vardır, ve de haritalara. Bu kitap benim için hem bir tabela, hem de bir harita olacak nitelikte. Beni ona hazırlayan, ona kavuşturan, ondan nasiplenmemi
Olmak CesaretiM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20253,415 okunma
Romanın yazarı Umut Mustafa Göçmen'in Okurlarıyla Buluşması
Puan vermedi·136 syf.·
2026 1. kitabı
Romanın yazarı Umut Mustafa Göçmen'in Okurlarıyla Buluşması (11.04.2026) Verev Ropdöşambr ile Yarım Röveşata 1) Soru: Bu romanın ilk kıvılcımı tam olarak neydi; bir görüntü mü, bir cümle mi, yoksa içini kemiren bir bunalım mı? Cevap: Kanımca kıvılcım diye etiketlediğiniz hadise öyle sinematik bir sekans sanılmamalı... İlham anı, her zaman karanlık odada bir anda kendiliğinden yaşanmaz. Uzun zamandır insanın kendi hislerini kendi cebinde taşımadığını düşünüyordum. Millet anahtarını, cüzdanını, ahlakını, vakarını düşürür de yolda bulur; tamam. Peki insan niçin hüznünü bile dışarıya emanet eder? Niçin öfkesini taksitle yaşar? Niçin sevinci bile kampanyalı ürün gibi kullanır? Evvela bu sorular musallat oldu. Sonra kendi aralarında çoğalıp, beni usul usul ite kaka bir dükkânın önüne kadar getirdiler. Kapısında tabela vardı: His İşleri. Ben de içeri girdim. Çıkamadım. 2) Soru: His İşleri Dükkanı fikri bugünün dünyasına bayağı sert bakıyor. Orası bir metafor mu, yoksa düpedüz yaşadığımız hayatın abartılmış hali mi? Cevap: Abartılmış halinden çok, üstündeki örtünün çekilmiş hali diyelim. İnsan bugün her şeyi ölçmek, sınıflamak, satmak, kiralamak, devretmek istiyor. Böyle bir çağda duyguların bundan muaf kalacağını düşünmek saflık olurdu. Kederin muhasebeleştiği, öfkenin pazarlanabildiği, aşkın kendi reklam metnini yazdığı bir düzende yaşıyoruz. O dükkân biraz bu yüzden var. Bir yandan absürt, bir yandan fazla tanıdık. Okur gülsün diye değil; ağlanacak haline gülünce, niye güldüğünü sorgulasın diye kaleme aldım bu romanı. 3) Soru: Yarım Röveşata çok güçlü bir figür. Onu iç ses diye mi düşünmeliyiz, yoksa anlatıcının başına bela olmuş başka bir bilinç olarak mı? Cevap: İç ses demek biraz steril kalıyor. İç ses sanki kişisel gelişim kitabından çıkmış gibi duruyor. Oysa bu daha çapraşık bir şey.
1000Kitap
Verev Ropdöşambr ile Yarım RöveşataUmut Mustafa Göçmen · Theseus Yayınevi · 20259 okunma