Puan vermedi·1062 syf.··
2026 26. kitabı
​Herkes Anna Karenina'yı bitirdiğinde ya Anna'nın trajedisine ağlar ya da Vronski'ye öfkelenir. Ama gelin bugün madalyonun diğer yüzünü, yani madalyonun en dürüst yüzünü konuşalım. ​Anna, dışarıdan bakıldığında her şeye sahip bir kadının, sadece kendi hislerini ve bencilce dürtülerini merkeze alarak, yaşadığı tutkunun bedelini ödemek istemeyen, işler sarpa sardığında ise hep çevresini suçlayıp "sıvı yağ gibi üste çıkmaya" çalışan bir karakter. Ama hayatın çok net bir kuralı var: Mutsuz bırakılan bir yüreğin üzerine asla kalıcı bir mutluluk inşa edilemez. ​Tolstoy ise bize sütten çıkmış ak kaşık bir kurban sunmuyor; bencil, kıskanç ve kendi felaketini kendi elleriyle hazırlayan çok gerçekçi bir insan bırakıyor avuçlarımıza. ​Peki romandaki gerçek kazanan kim? Tabii ki pırıltılı salonlardan uzak, taşrada birbirini sabırla, saygıyla büyüten Levin ve Kiti. Onların ilişkisi bize zamansız bir hayat dersi veriyor: Emek vermediğin hiçbir şeyin kıymeti olmaz. Anlık hevesler sabun köpüğü gibi sönerken, iniş çıkışları doğru iletişimle göğüsleyenler kalıcı bir limana ulaşıyor.
Duygu ve Düşünce
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
Pişmanlıkların Kıyısında Bir Gece Yarısı Kütüphanesi
9/10
·296 syf.··
2026 4. kitabı
"Yaşamadığımız hayatların pişmanlığıyla yaşarken, elimizdeki tek hayatı kaçırıyor olabilir miyiz?" Merhaba kitap dostları, sıradaki durağımıza, yani ihtimallerin dehlizlerine açılan Gece Yarısı Kütüphanesine hoş geldiniz! Bu sefer sizleri ekrandan tek bir admin olarak, biraz mahcup bir tebessümle karşılıyorum. Çünkü itiraf etmeliyim ki, bu kitabı okuma konusunda diğer adminimizin biraz gerisinde kaldım. Ama olsun; bazen bir kitabı sadece okumuş olmak için değil, hayatımızın tam da ona ihtiyaç duyduğu o doğru saniyede okumak gerekir ya, benimki de tam olarak öyle bir serüven oldu. Geç de olsa aynı sayfalarda buluşabilmiş olmanın mutluluğuyla bu yolculuğu sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Aslında kitabın adını uzun zamandır her yerde sıkça duyuyordum. Fakat geçtiğimiz yaz akşamlarından birinde, kendimi derin bir içsel sorgulamanın ortasında bulmuştum. Tam da kitabımızın baş karakteri Nora Seed gibi, geçmişte aldığım kararların, seçtiğim yolların ağır pişmanlığına düştüğüm; hatta belki de onunkinden çok daha kabarık, kalın kaplı bir Pişmanlıklar Kitabına sahip olduğumu hissettiğim bir andı. İşte tam o anda, hayatımda çok değer verdiğim, ruhumu iyi tanıyan insanlardan biri bana dönüp kitabın kalbini oluşturan o tılsımlı soruyu sordu: ”Başka bir hayatı yaşıyor olsaydın, onun istediğin gibi kusursuz geçeceğinden nasıl emin olabiliyorsun?” Ve ardından okumam için bana bu kitabı tavsiye etti. Bunun üzerinden biraz zaman geçtikten sonra diğer adminimiz de ”Hâlâ okumadın mı?” diye beni tatlı tatlı teşvik ettiğinde, nihayet kitapla buluşma kararı aldım. Ve şunu büyük bir samimiyetle söyleyebilirim: Okumak için bu kadar geç kaldığıma öyle pişman oldum ki, kendi hayali Pişmanlıklar Kitabı’ma bir madde daha eklemiş oldum! Matt Haig'in kurduğu o
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
Çok güzel bir deneme kitabı yorumu ile geldimmm Öncelikle kitabın ismine değinmek istiyorum. "İçimden geldiği gibi" bir tek ismi bile o kadar dersi verici ki benim için.. Çok anlamlı olmuş. Içimizden geldiği gibi yaşayabilmenin mümkün olabileceğine dair bir umut. Tabii ki başkalarının sınırlarını ihlal etmeden .. Gelelim kitabımıza. Benim için bu kitabı okumak tam bir sohbet havasında hissettirdi. Sanki kitabı okumadım da yazarı hanımefendi ile tanışıp bir çay kahve eşliğinde karşılıklı sohbet ettik. O bana tecrübelerinden, yaşadıklarından, gezdiklerinden, gördüklerinden bahsetti. Ben de onu can kulağıyla dinledim. Içerikte çok kıymetli detaylar bulunsa da benim için en önemlilerinden biri özellikle insan ilişkilerinde ertelememek Nasılsa hayatta,nasılsa orada daha sonra da yapsam daha sonra da arasam olur dememek gerektiğini çok güzel anlatmış. Sıcak ve samimi bir sohbet & çok da sade bir dil. Hiç sıkılmadan çok rahat okunabilecek bu kitap okumak isteyenlere tavsiyemdir.
İçimden Geldiği Gibiİkbal Gürpınar · Timaş Yayınları · 2005371 okunma
"Gördüğüne Asla İnanma"
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:34
Şah Mat kitabından sonra Mario Mazzanti'nin okuduğum ikinci kitabı. Şah Mat tabii ki yazarın en bilinen ve en sevilen eseri. O yüzden Gördüğüne Asla İnanma bir tık daha aşağıda kalmış olabilir. Ama yine de çok sürükleyici bir kitaptı. Gördüğüne Asla İnanma, saygın bir profesörün vahşice öldürülmesiyle başlayan ve şüphelilerin enstitü içindeki sekiz meslektaşla sınırlı olduğu gizemli bir seri katil avını konu alıyor. Cinayetin ardından hocasının izini süren, katili yakalamak için zeka dolu bir psikolojik akıl oyununun içine çekilen Doktor Trevis; sevdiği adamı korumaya çalışan Denise adında genç bir kadın ve birbiriyle alakasız gibi görünen cinayetleri çözmeye çalışan polisler. Her ipucunun göründüğünden çok farklı olduğu ters köşelerle dolu bir labirentte, hayatta kalma mücadelesini anlatan bir kurgu. Okurken tahmin ettiğim her şey bir sonraki sayfada söyleniyodu. Önemli hiçbir şey bilememe hissini yaşayıp durdum. Gerçekten olayları çözdüğünüzü sandığınız anda ortaya bambaşka bir gelişme çıkıyor. Sonlara doğru çok heyecanlandım. Tüm karakterlerin katilin kim olduğunu anladığı ve tam ismini söylicekleri an sevgili yazarımız devamını getirmeyip son sayfalara kadar bekletmeyi tercih etmiş. En son kendimi "Artık bana da söyleyin." diye yakarırken buldum. Ben çok beğendim bir şans verebilirsiniz..
Gördüğüne Asla İnanmaMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20182,939 okunma
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 65. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:44
Cihanı titreten bir hükümdar Yavuz Sultan Selim... Müslümanları kırıp geçiren Şah İsmail... Osmanlının geleceğine damga vuran bir casus Orhun Çelebi, nam-ı diğer Vehimi ... Dünyanın kaderini değiştiren bir savaş: Çaldıran. Yavuz, düşmanlarının da dediği gibi yaşamak için değil, ölmek için yaşıyor adeta. Daha şehzadeyken ismi bile düşmanı bozguna uğratan biridir o. Orhun Çelebi, Şah İsmail'e gidecek heyetin seçmelerine katılan yüzlerce kişiden biridir. İyi bir ailenin oğlu olan Orhun Çelebi kumar batağına saplanmış, çareyi kızı Ayşe'yi hasta yatağında bırakıp asker olmakta bulmuştur. Eğer bu zorlu müsabakayı kazanan on kişiden biri olmayı başarırsa ailesinin hayatı da kurtulacaktır. Müsabakaları kazananlar Yavuz'un bizzat kendisinin kurduğu "Çelik Hilal" adlı özel birliğe katılır. Bu teşkilatın fedaileri hep onun yanı başındadır. Yavuz, bu teşkilatı gözünü budaktan sakınmayan, kıyıcı ve belalı haydutları itaat altına alarak oluşturmuştur. Kurduğu bu teşkilat ve haber alma ağı sayesinde düşmanın her adımından haberdar olur. Babası Beyazıt'ın Şah İsmail'e karşı aldığı tedbirler yetersizken, Şah Müslümanları kırıp geçirirken, onlara türlü zulümler ederken eli kolu bağlı bekleyecek biri değildir Yavuz. Nitekim iktidar sırasında 3. olmasına rağmen askerleri arkasına alıp tahta geçmeyi başarır. Şah, fazladan adam beslememek ve ordumuzun maneviyatını bozmak için esirlerin birer uzuvlarını kesik ya da kırık, kimilerini de kör olarak serbest bırakırken "Siz esirleri incitmeyin." diyen bir Yavuz var karşımızda. Cesaretlerini şarap fıçlarının ve afyonun arttırdığı adamlarla, güçlerini hak davalarına sadakatten alan adamlar bir olur mu hiç? Nitekim olmuyor da. Çaldıran'da 12.000'i bulmayan neferin karşısına korkup tam 50.000 kişi ile çıkıyor Şah İsmail. Sonuç? Tabii ki
Kurt ve KuzgunOkay Tiryakioğlu · Timaş Yayınları · 2017158 okunma
8/10
·100 syf.··
2026 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Hikayemiz, 2019 yılında Nevşehir / Derinkuyu'da başlıyor. Evlerinin bodrumunu genişletmeye çalışan Hasan’ın gizemli bir yeraltı tüneli keşfetmesiyle kapılar aralanıyor. Sonrasında kitap bizi MS 800’lü yıllara, Petrus’un ve ondan da önce aynı yeraltı şehrinde yaşamış olan Anitta’nın hikayesine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. ​Sırlar, aile bağları, kayıplar, aşk, ihanet, inanç ve tarihin derinlikleri... Yazar, tüm bu yoğun temaları konuları hiç dağıtmadan, gereksiz uzatmadan 133 sayfaya sığdırmış. Okurken "Keşke biraz daha uzun olsaydı" diye düşünmeden edemedim; çünkü akıcı, merak uyandırıcı ve gizemli bir dil kurulmuş ki hikaye sizi hemen içine çekiyor. Tabii insanı derinden etkileyen, duygulandıran noktaları da cabası... ​Bir oturuşta bitirebileceğiniz, okumanızı tavsiye ettiğim etkileyici bir Kapadokya hikayesi. Okurken "Keşke orada olsaydım, hem gezip hem okusaydım" dedim ama kitap, hem günümüzü hem de geçmişi harmanlayan yapısıyla beni zaten oralara alıp götürdü. ​Ekrem Bey’in emeğine ve kalemine sağlık. Ekrem Okumuş
1000Kitap
Güzel Atlar ÜlkesiEkrem Okumuş · Mahlas Yayınları · 20268 okunma