Acıdan, yaşlanmaktan, ölümden ve dahi bütün tabii ve fıtri hållerden kaçmak, bizi anlamdan uzaklaştırıyor. Akıl çok yüceltiliyor ve bu sefer bir sürü akıl dışı şeye inanan insan türüyor. O zaman da, New Age akım, yoga, evrene mesaj gönderme gibi çeşitli spiritüel, yarı spiritüel şeyler karşımıza çıkıyor. Akıl dışı bir sürü şeyle karşılaşıyoruz.
Biliyoruz, fakiriz. Rüzgar estiğinde evimiz sallanır ama biz titremeyiz. Zenginler için yeterince iyi olmayan, somun somun atılan ekmekleri biz yiyebiliriz. Bu ekmekler tavuklara verilemeyecek kadar güzel. Bu bizim hayatımız. Tabii ki yeriz. Utanmıyoruz. Gazete satarak kazandığımız parayla geçiniyoruz. Evimizin damı akar, akan suyu leğenlere toplarız, ama hepimiz orada yaşıyoruz, hepimiz sağız, evimizin zemini biz bastıkça çöker, evimiz çekirge, örümcek, fare dolu, orada evimizdeyiz, orada yaşıyoruz.
Bu entelektüel, Babinger' in tarif ettiğine göre; Kritovulos, Languschi gibi ya yerli Rumlar ya da diplomat İtalyanlar, Venedikli veya alakasız Avrupalı münevverlerin tasvir ettiği gibi; Yunancaya oldukça vâkıf, Farsça ve Arapça bilgisi ve mahareti malûm, dünya tarihini, hatta Homeros'un İlyadasını okuyan, okutturan, şerh ettiren; tabii ki İran mitolojisini bilen ve Türkiye'nin sadece İslâm değil,İslâm öncesi tarihini bile merak eden büyük bir adamdır.
Şüphesiz, Erkekler kadınların daha çok güzelliği ile ilgilenirken, kadınlar ( tabii ki belli sınırlar içinde) karakteri görünüşten daha ilgi çekici bulurlar.