10/10
·239 syf.·
2026 17. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Kitap gemi, deniz, denizciliği masalsı tatla okuyucusuna sunarken doğal olarak denizcilik terimleriyle dolu. Bu terimlerin çokluğu okuyucunun gözünü korkutmuyor değil. Korkutuyor ama burada okuyucu olarak kendinize denizciliğe ve gemiye özel ilgi duyup duymadığınızı ya da dağarcığınıza yeni terimleri katmak isteyip istemediğinizi soracaksınız. Alacağınız cevaba göre de ya terimlerin anlamlarını öğrenmek için sözlükle kardeş olacak okuma hızınızı düşüreceksiniz. Ya da okuduğunuz cümlenin anlatımından kendiniz bir çıkarım yaparak okumaya devam edeceksiniz, tıpkı benim yaptığım gibi. Merak etmeyin yazar terimlerin anlamlarını bilmeden de okuyucusuna cümlesinde ne demek istediğini geçiriyor zaten. Usta yazar olmak binlerce okuyucuya dokunmak, dokunurken okuyucusunun tad almasını sağlamak bu olsa gerek. Ustalık derken günümüz genç yazarlarına naçizane bir tavsiyem olacak hangi konuda yazarsanız, yazın yazacağınız konuyu çok iyi araştırarak yazın. İhsan Oktay Anar bu kitabı için kim bilir kaç kitap okuyup okuyucusuna sunmuştur.
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,9bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 38. kitabı
Meselesi bol olan bir kitap. Bu kitabı Yazarın diğer kitabı “Sabır Taşı” na göre daha yavaş ilerleyerek bitirmiş olsam da kitabın konusu aslında birçok meseleyi gözler önüne seriyor. Neler bu konular kitabın iki ana karakteri üzerinden gelin onları konuşalım. Tamim ve Yusuf kitapta sırasıyla söz alan iki karakter. Tamim, Afganistandaki Taliban rejiminden kaçarak ailesiyle Paris’e yerleşmiş; Tom adını almış bir Afgan. Yusuf ise Afganistan’da baskıcı rejimin altında ezilmeye devam eden; insanlara su taşıyarak hayatını idam ettiren bir saka. Yusuf’un ağabeyi de eşi Şirin’i geride bırakarak kaçıp gitmiş. Yusuf’un içinde Şirin’e karşı filizlenen aşkı ve Tom’un ise Paris’teki ailesini terk ederek yolda tanıştığı kadının yanına taşınmaya Amsterdam’a gidişini okuyoruz. Arka planda yazarın aktarmayı hedeflediği Taliban’ın baskıcı rejimini gerek Yusuf’tan gerek haberlerden dinliyoruz. Bir yandan da Rahimi, Taliban tarafından yıkılan iki Buda heykelinin dünya üzerinde nasıl da büyük ses getirdiğinin altını çiziyor. Onca şiddet, yıkım varken sadece Buda heykellerinin herkesin diline düşmesini eleştiriyor. İki karakterin sonunu buraya yazarak tad kaçırmayacağım. Kitapta geçen bu Buda heykellerinin yıkılışının 2001 yılında gerçekleşmiş olduğunu belirtmek istiyorum. Göçmenlik, sürgünde kalma, coğrafyanın kaderi, kadınların maruz kaldıkları eziklenme ve bireylerin rejimin altında var olma çabası da bu kitabın izleklerinden. Sabır Taşı’ndan daha çok etkilenmiştim. Bu kitabın da kalemi güçlü ve olay örgüsü sıralı. Ayrıca okurken anlıyorsunuz ki ipek gibi çeviriyle çevirmenin başarısı da büyük.
SakalarAtiq Rahimi · Can Yayınları · 202623 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Etini ve kemiğini sözcüklerle besleyen bir yazar..
9/10
·160 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:52
Betimlemelerin ahenkle dans ettiği muhteşem akıcılıkta bir kitaptı. Kitapta etini ve kemiğini sözcüklerle besleyen bir yazardan bahsediyor desem hiç de yanlış olmaz. Çünkü günlerce açlığı sefaleti yaşayan bir yazarın dilenciliği reddedip hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.Günlerce bir makale yazıp üç kuruş kazanmak için sürekki didiniyor. Yazmak onun için karın doyurmak değil, var olduğunu kanıtlama çabası...Açlıktan kıvranırken bile beyninde kelimeler uçuşuyor yeni alfabeler üretmeye çalışıyor. Yazı, onun hem kurtarıcısı hem de malesef onu bu sefalete mahkûm eden sancılı hapsidir.Okudukça açlığa teslim olmayan bir ruhun, kendi yarattığı hapishanede attığı sessiz bir çığlığa sayfalarda mükemmel bir akıcılıkta şahit olabilirsiniz. Dilsiz bir kahkaha nasıl olurda, açlığın sessiz çığlığı da öyleydi. Gururu hep aç kalmaya sefaleti yaşamaya her sayfada daha da çok itti. Onun vareden sadece yazılarıydı fakat yetmedi. Yazılardam kazandığı üç beş kuruşla yetinemeyip yeleğini sattı yazmaya devam etti ancak asla dilenmedi. Açlık sadece bedenini değil ruh yapısını etkiledi sürekli halisyonlar görmeye başladı. Kitap gerçekten mükemmeldi ancak bir puanı kırdım sebebi de en sonunda gemiye sığınıp ateşci olarak çalışıyor ama buradan sonrası ne olduğu bilinmiyor. Kitabın betimlemeleri ayakta alkışlanır ve unutulmaz bir tad olarak kaldı bende. Kitaplarınızın ve huzurumuzun bol olması dileğiyle keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,8bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Şermin Yaşar’ın okuduğum her kitabında ( hem yetişkin hem çocuk kitaplarında) inanılmaz bir tad var. Bir an hikayenin içinde buluyorsunuz kendinizi, devam etsin istiyorsunuz. Neden bu kadar kısa diye yazara sitem ediyorsunuz. Sürükleyici, masal tadında bir öykü. Çocukların yanı sıra yetişkinlerin de keyifle okuyacağı bir kitap. Masumiyetin, yaramazlıkların ve çocukluğun o tadını hissedeceğiniz satırlarla örülü…
Dedemin BakkalıŞermin Yaşar · Taze Kitap · 201812,9bin okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 14:07
Yazar bizi 81 yıllık hayatında pişmanlıklarını, kaybedislerini, keskelerini , özlemlerini, babasız geçen koskoca bir ömrü sanki bir yarış pistindeymis gibi tek nefeste bitiren Wilbur'un hikayesine konuk ediyor. Bazen hayatım gözümün önünden bir film şeridi gibi akıp gitti deriz. Aynı durum 81 yaşında bir kalp krizi sonucu hayata veda edip kendini bir Gece Yarısı Treninde bulam Wilbur içinde geçerlidir. Ölmüştür ama bindiği tren onu taaa çocukluğundan ölüm anına kadar hayatının duraklarında gezdirir. Acılarla geçen çocukluğu , abisini gözleri önünde kaybedişi, annesiyle geçim sıkıntısı yaşarken o çok istediği üniversiteye gidemeyisi ve eşiyle yollarının kesişip mutluluğa mi hüzne mi bilemediği bir kapının açılışı..... Bunlarin her biri hayatının açısıyla tatlısıyla birer dönüm noktasıdır , trenin durduğu birer durak . Ölmüştür evet ama geçmişi onu bırakmamış ebediyete varamamistir. Önünde bir seçim vardır ya tamamen geçmişe veda edip ebediyete ulaşmalı yada gecmisteki Wilbur'u uyarıp hayatı daha verimli , daha anlamlı , daha dolu dolu yaşamasını söylemelidir. Fakat bir kural var geçmişteki Wilbur ile kesinlikle bağlantı kurup konusmamali, ona temas etmemelidir. Çocukluğunda bir kitap kurdu olan ve sokaklarındaki kitapçınin sahibi yaşlı Anges ile karşılaşır trende ve onunda ölmüş olduğunu anlar . Kural basittir ve vagonda onu yonlendiren Anges sayesinde bakalım geçmişindeki Wilbur'u uyarabilecek midir bizim hayalet Wilbur ? Kitap bitince insan şunları soruyor kendine ; hayat ne kadar uzun olsa da bu hayatı nasıl yaşadım ?, güzel anılar ile mi yoksa zamana ayak uydurmak için çalışıp difinip tad alamadan mi ? Sevdiklerimize ne kadar zaman ayırıyoruz, geçmişteki hatalarimizdan ders çıkarıyor muyuz ? Hayatımızın hangi duraklarında neleri değiştirmek
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026382 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Yaşanamayan ve yarım kalmışlığın kendisini gizlemek için büründüğü bir kılıf vardır. O anlar, hatırlanmak istemez çünkü hatırlandığı an beraberinde getireceği enkaz ruhsal bir yıkım ve pişmanlığın sesi olacaktır. Bu yüzden sıradan veya bilinen hayata devam etme güvenli bir limandır. Tıpkı Masal'ın yaşadığı hayat gibi.. "Yarım kalan her şey tamamlanmak üzere bir gün tekrar karşına çıkar." Herkesin imrendiği bir hayata sahip Masal. Zengin, ona değer veren bir eş ve ne isterse yapabileceği bir dünyanın içerisinde. Tabi bu herkesin gördüğü ve onlara sunulan şekli, fakat Masal için durum daha farklı. Ruhunun içinde kıvranan duyguların bastırıldığı, annesi Songül ve eşi İlhan'ın belirlediği hayatta sıkışıp kalmış bir beden. Bu beden istenilen kılıfa yıllar önce girmiş ancak bu kılıf Masal'a dar gelmeye başladığında ruhundan çıkmayı bekleyen yarım kalmışlıkların sesini duymak ona en arka çekmecede saklayıp tozlar içerisinde kalan geçmişini çağrıştıracaktır. Bu tozların içerisinde aşkın heyecanlı ritmi çoktan yerini almıştır. "Yarım kalanları tamamlamak için geriye doğru gider insan, sonunda hep kendine varır." Ruhun sessiz çığlığının duyulabilmesi ve görülebilmesi için bir kantı gerekliydi ve bu kanıt bir dergide yayımlanan röportajda çoktan şekil almıştı. Geriye Masal'ın kendi seramik eserine yaptığı gibi ona şekil vermesi gerekmekteydi. Ancak bu şekil geçmişin izlerini taşısa da artık eskisi gibi olmayan bir düzen de onunla birlikte yol alacaktır. "İnsan hayatı sürekli bir devinim içindeydi sanki. Geçmişleri, çocuklukları, kökleri, hepsi onları bugünkü hallerine yoğuran görünmez eller gibiydi. Kötü günler, yaralı ruhlarını koruyan bir kabuğa; umut, içlerine çekilmiş pırıl pırıl bir sırra dönüşmüştü. Ve bütün bu katmanlar, insanın saklandığı bir kılıf gibiydi." Bu
KılıfEmel Şimşir · Mümkün Kitap · 202610 okunma