Sanat insan için uğraşılmaya değmez bir meşguliyet haline gelmişse, o insan yaşama düzenini mekanik kılmış demektir. Makinalar güzelliklerden tad almaz, robotlar yumuşak duygulardan yoksundur.
Her söz kendisine daha çok acımasına, daha çok üzülmesine yol açıyordu. Üzülmekten, tuhaf, anlatılmaz bir tad alıyordu. Konuşarak kederini artırıyor, bu kederle oynamaktan, bir anlamda bu kedere sahip olup onu istediği gibi yoğurmaktan hastalıklı bir keyif duyuyor, kendi yarattığı kederlerle üzülüp, ta içindeki, derinlerdeki o gerçek acıyı, o külrengi yalnızlığı böylece içinden sağıp çıkartacağını, dışarı akıtacağını, rahatlayacağını sanıyordu
"Dünyanın bütün nimetleri elinde bile olsa,
onları tadabilecek bir ruh gerekir. Çünkü bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir."
Michel de Montaigne