Sevdiğim kadının omzuna yaslanıp, örneğin dağlık bir bölgede akşamın dinginliğini, sarılı yeşilli çayırı, ağaçların gölgesini, çitlerin ardında kımıldamadan duran kara somaklı koyunları ve kayalıkların arkasında yiten güneşi görüyorsam ve onun yüzü aracılığıyla değil de şu haliyle, dünyanın içinde sevdiğim kadının da aynı dünyayı gördüğünü, bu özdeşliğin dünyanın parçası olduğunu ve aşkın tam o anda özdeş bir farkın çelişkisi olduğunu biliyorsam, işte o zaman aşk vardır ve daha da var olacağına ilişkin umut verir.
Sadi Şirazi’ye sormuşlar: 🙂🕊️
“Her zaman mutlu olabilmenizdeki hikmet nedir?”
“Kalıcı olmayana gönül bağlamam. Yarın bir sırdır, onun için endişelenmem.
Dün bir hatıradır, hasretini çekmem.
Bu gün ise bir hediyedir, kıymetini bilirim.”