8/10
·54 syf.··
2026 9. kitabı
Zeki Bulduk’un kaleme aldığı "Sevgili Mayakovski - Tahran'dan Mektuplar" üzerine konuşacak, üzerine derin derin düşünülecek çok şey sunuyor bize. Kitabın mektup formunda yazılmış olması, okuyucuyla yazar arasındaki mesafeyi tamamen sıfırlamış. Yazar burada Mayakovski’yi bir alıcı, bir dert ortağı olarak seçiyor. Ona Tahran’dan seslenirken, aslında modern insanın yalnızlığını, devrime, aşka ve hayata dair kırgınlıklarını anlatıyor. Mayakovski hayatı boyunca Lili Brik’e olan hastalıklı, tutkulu aşkı ve sistemle olan kavgaları yüzünden ruhunu hırpalamış ve nihayetinde kalbine bir kurşun sıkarak hayatına son vermişti. Tahran ise sokaklarında hem büyük aşkları hem de büyük siyasi acıları, devrimleri ve hayal kırıklıklarını barındıran bir şehir. Yazar, Tahran'ın o hüzünlü, tozlu sokaklarında yürürken Mayakovski’nin trajedisini yanı başında taşıyor. Zeki Bulduk, coğrafyaların ruhunu okumayı ve bunu edebiyata aktarmayı çok iyi bilen bir kalem. Cümleler adeta bir ney sesi gibi naif ama bir o kadar da sarsıcı. Bu mektuplar sadece Mayakovski'ye yazılmamış; yazarın kendi içine, kendi geçmişine ve inançlarına tuttuğu bir ayna. Kesinlikle kütüphanede özel bir yeri hak eden, bittiğinde bile kapağına bakıp seni derin düşüncelere daldıracak bir eser. Tavsiyemdir.
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Koyu Kitap · 201426 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 20. kitabı
Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise okuru kendi iç dünyasında uzun bir yolculuğa çıkarırmış. Sevgili Mayakovski: Tahran'dan Mektuplar ise tam da bu türden bir eser. Mektup formunda kurgulanan kitapta anlatıcı düşüncelerini ve içsel sorgulamalarını Rus şair Vladimir Mayakovski’ye hitaben kaleme alıyor. Bu tercih, esere yalnızca samimi bir anlatım kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda farklı coğrafyalar ve zamanlar arasında edebi bir köprü kuruyor. Zeki Bulduk’un dili sade görünse de duygusal yoğunluğu oldukça yüksek. Uzun bir mensur şiir hissi veriyor. Mektuplar boyunca yazarın yalnızlığına, kırgınlıklarına ve hayatı anlamlandırma çabasına tanıklık ediyoruz. Bu nedenle kitap, hızlı akan olay örgülerinden hoşlanan okurlardan çok; altı çizilecek cümleleri seven, edebiyatın düşünsel ve duygusal yönüne yakın duran okurlara hitap ediyor. Sindirilerek okunmayı isteyen, her bölümünde yeni bir duygu ve düşünce bırakan bir eser. Eğer mektup türünün içtenliğini seviyor, edebi ve melankolik metinlerden hoşlanıyorsanız Sevgili Mayakovski: Tahran'dan Mektuplar size iyi gelebilecek kitaplardan biri. Kitabı kapattığınızda geriye olaylardan çok duygular, görüntüler ve zihninizde yankılanan cümleler kalıyor.
1000Kitap
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202626 okunma
Reklam
Puan vermedi·286 syf.·
2026 28. kitabı
On iki yaşındaki Minâ ve ikiz erkek kardeşi Binâ, İran'ın başkenti Tahran'a yakın bir köyde şahane gümüşler işleyen hakkak babaları ve birbirinden nefis halılar dokuyan annelerinin yanısıra büyükbaba ve babaanneleri ile yaşamaktadırlar. Babalarının hastalığı gelirlerinde azalamaya neden olmuştur, zor günler geçirmektediler. İkiz kardeşler İran'daki modernleşmenin izlerinin köylerinde de ulaşmasından memnun, hem ailelerine yardım etmek, hem de egitimlerine devam etmek istemektedirler. Aileleri çocuklarına yapmak istedikleri her konuda desteklemekle birlikte maddi imkanları sınırlıdır. Fakat ikizler çaresizliğin içinde keskin zekalariyla öyle bir çıkış yolu bulurlar ki tüm aile refaha kavuşur. Canlarpa bu ayki yazarımız Cahit Uçuk idi. Ben de oğlumun okulu olan Kadıköy Anadolu Lisesi'nin şahane kitaplarla dolu kütüphanesinden yazarın imzalı birkaç kitabı arasından bu kitabını seçip okudum. İran İslam devrimi öncesinde yazılmış olan bu harika kitapta aile birliği, çalışmanın önemi, kadın erkek eşitliği, eğitime verilen değer, gelişen dünyaya uyum sağlamak gibi çok önemli konulara değiniliyor. Çocukların okumak için büyük şehirlere gidip eğitim aldıktan sonra memleketlerine geri dönüp orayı kalkındırmak için çalışmaları ile ilgili verilen mesaj çok kıymetli idi. Biz küçükken bu tarz kitaplarla büyüdük, böylesi mesajlar alt metinde verilirdi hep. Bir çocuk kitabı olan 286 sayfalık İran İkizleri'ni ben çok severek okudum. Kütüphanede başka çocuk kitapları da var Cahit Uçuk'un. Türk İkizleri'ni de ödünç alıp okuyacağım. Keşke şimdi de baskıları olsa bu kitapların
İran İkizleriCahit Uçuk · Uçuk Yayınları · 19731 okunma
7/10
·104 syf.·
2026 44. kitabı
Mehdoht, Fâize, Munis, Ferruhlikâ ve Zerrinkülah'ın hikâyelerine eşlik ettiriyor okuru Tahran doğumlu yazar Shahrnush Parsipur. İran televizyonunda çalışırken ülke genelindeki tutuklamalara karşı olduğu için kendisi de tutuklanıyor Parsipur. Hapisten çıktıktan sonra Erkeksiz Kadınlar'ı yayımlıyor ve kitap toplumun ahlak kurallarına uymadığı için yasaklanıyor. Parsipur birkaç ay sonra ülkesini terk etmek durumunda kalıyor ve Amerika'ya yerleşiyor. Kitabın toplum ahlakına uymuyor olması şunlardan sebep: bekaretin anlamsızlığı, kadınların şehirde günlerce tek başına yürümesi, kitap okuyup bilgilenmeleri, erkeklerin zaman geçirdikleri(!) ve evlenmek için seçtikleri(!) kadınların farklı olması, aile ya da toplum normlarının dışında davranan(!) kadınların yaşamına kolaylıkla son verilebilmesi, ... Masalsı ve şiirsel bir anlatımla başlıyor kitap, kısa kısa bölümlerle farklı kadınların hikâyelerine yer verip kadınların Kerec'e olan yolculuklarına eşlik ettiriyor. Her biri toplumun farklı kesiminden olan bu kadınlar, ataerkil toplum kurallarından uzakta bir hayat kurma mücadelesinde. Şiirsel üslubunun yanında büyülü gerçekçiliği - doğaüstü olayları Orta Doğu'ya epey uygun şekilde kullanmış Parsipur. Kitabın başında hissettiğim heyecan son sayfalara doğru azaldı: hikâyelerinin birleştiği nokta çok hızlandırılmış ve ilk sayfalardaki gibi güçlü yazılmamış hissi verdi; başlarken beklentim yüksekti, belki de bu sebepten, bilemiyorum. Buna rağmen başka bir kitabıyla tekrar buluşmayı isterim Shahrnush Parsipur ile çünkü verilen bu mücadele çok kıymetli.
Erkeksiz KadınlarShahrnush Parsipur · Can Yayınları · 20242,146 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KİMSESİZLER COĞRAFYASI" //ALINTILAR #Hayat, kaybettiklerimizin ardından gelen koca bir keşkeler yığınıydı işte... #Yağmur yağıyordu ölü ruhlarımızın üstüne... #Hayat buydu galiba, insan en sevdiği öldüğünde toprakta açılan bir çukura koyar, üstüne soğuk, ıslak toprağı serpiştirir... #Hayattaki tek varlığımı kurtarmam lazımdı... #Umutsuzluğa kapılma, belki güldürür Rabbim yüzümüzü... #Bir acıyı çekilebilir kılan yegâne şey, yalnız olmadığını bilmekti... #Sesimizi duyan yoktu... #Her şeye herkese yer bulan koca dünya bir beni çok görmüş... #Bu dünyaya fazlayım belki ben. Sanki bu dünya, ben olmasam rahatlayacak... #Bazı coğrafyalarda yaşamak bir imtihandı... #Hayat bazıları için hep böyleydi. Başıma gelse ölürüm dediğin herşey birgün başına gelir, yine de ölmezsin... #Yetim ölür yağmur yağar, gök bile dayanamaz... #Dünyanın binbir türlü hali var... #Lazım bir ömür daha Ölümümüzden sonra Zira süren ömrümüz Geçti umutlanmakla //KİTAP HAKKINDA Merhaba kitapsever arkadaşlar Her birimizin yüreğinde büyük bir acı bırakan 6 Şubat depreminin enkazını bir kez daha kaldırmak zorunda kalarak okuduğum bir eserden bahsetmek istiyorum sizlere. Eserimize başlamadan önce depremde kaybettiğimiz tüm canlara Allah'tan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum. Kitabımız depremde enkaz altında kalan yakınlarından bir küçük haber, bir umut ışığı bekleyen iki yas sahibi insanın hikâyesi. Öyle ki aslında birinin, diğerinin hikâyesinden etkilenip, bunu kaleme alabilir miyim diye izin istediği, hikaye sahibinin de yaz, yaz ki umut olsun insanlara, ışık olsun dediği bir hikâye bu. Etkilenmemenin imkanı olmayan bir hikaye. Iraklı Ali'nin hikâyesi. Birazdan kısacık anlatmaya çalışacağım size lâkin gönlüm ister ki Ferit'in hikâyesi de kaleme alınsın. Onu da yâd
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026105 okunma
7/10
·400 syf.··
2026 62. kitabı
Her türlü baskının sürdüğü bir toplumda büyümenin sancısını,inanç, rejim, aile, dostluk, aşk ve ihaneti aynı anda hissettiren bir kitaptı benim için. Aradığım her duyguyu içinde buldum. Bir ara Ahmet’in ihanetini okuyacağım diye çok korktum ama olaylar düşündüğüm gibi ilerlemedi. Yazar ipuçlarını oldukça anlaşılır bırakmış aslında dönüp bakınca her şey göz önündeydi. Final kısmı içime tam sinmedi. Hikâyeyle biraz daha vakit geçirmek isterdim, sanki 100 sayfa daha olsa keyifle okurdum. Genel olarak gerçekten çok iyi bir okuma deneyimiydi. Keyifli okumalar!
Tahran'ın DamlarıMahbod Serajı · Pegasus Yayınları · 2010604 okunma
Reklam
Reklam