Ahmet Tahsin Günaydın

Ahmet Tahsin Günaydın
@tahsingn
“Nasıl görmen gerektiğini öğren, her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğunu fark et.” /Leonardo da Vinci
Bu önemsiz duygularını bastırabilmek için hem kendisinin, hem Hobotov'un, hem de Mihail Averyanıç'ın doğada hiçbir iz bırakmadan er ya da geç yok olup gideceklerini düşünmeye çabalıyordu. Bir milyon yıl sonra dünyanın etrafındaki boşlukta herhangi bir ruh uçacak olsa, sadece çamur ve çıplak kayalıklardan başka bir şey göremeyecektir. Kültür, ahlak kuralları, her şey ortadan kalkacak, dulavratotu bile yetişmeyecektir. Dükkân sahibinin önünde hissettiğin utancın, değersiz Hobotov'un, Mihail Averyanış'in yorucu dostluğunun ne anlamı vardı ki? Bunların hepsi önemsiz ve saçmaydı.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Memnuniyet - Huzur & Acı Üzerine
"- Sıcak, rahat bir oda ve bu koğuş arasında hiçbir fark yok, -dedi.- İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil, içindedir. - Nasıl yani? - Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışarıdan, yani bir atlı arabadan ya da bir çalışma odasından bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur. - Gidin de bu öğretiyi sıcacık, turunç kokan Yunanistan'da yayın. Söyledikleriniz bu iklime göre değil. Kiminle Diyojen hakkında konuşmuştum ben? Sizinle, değil mi? - Evet, dün benimle konuşmuştunuz. - Diyojen'in bir odaya da, sıcak bir eve de ihtiyacı yoktu. Bütün bunlar olmadan da orada hava sıcak zaten. Gidip bir fıçının içinde uzanıp portakal ve zeytin yiyordu. Eğer Rusya'da yaşamak zorunda kalsaydı bırakın aralık ayını, mayısta bile bir oda isterdi kendine. Muhtemelen soğuktan iki büklüm kalırdı. - Hayır. Diğer acılar gibi soğuğu da hissetmemek mümkün. Marcus Aurelius, "Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silkip at, şikâyet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir," demiştir. Gerçekten de öyle. Bir bilgin ya da sadece düşünen, kafası çalışan bir kimse, diğerlerinden tam da acıyı küçümsemesiyle ayrılır. Bu kişi her zaman halinden memnundur ve hiçbir şeye şaşırmaz. - Demek ki ben acı çektiğim, memnun olmadığım ve insanların alçaklıklarına şaşırdığım için aptalım."
Alıntı
Yıl 1892 ama hisler hep aynı..
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Sayfa 8·Kitabı okudu
Alıntı
..yüksek ideallerden yoksun olan toplum zorbalıkla, kaba bir sefahatle ve ikiyüzlülükle çeşitlendirilmiş cansız, anlamsız bir yaşam sürdürmektedir. Namuslular kıt kanaat geçinirken, namussuzların karnı tok sırtı pektir. Okullara, dürüst yönetimi olan yerel bir gazeteye, tiyatroya, edebi toplantılara, entelektüellerin birlik olmasına ihtiyaç vardır. Toplumun bilinçlenmesi, dehşete düşmesi gerekir. Dmitiç ınsanlar hakkında yargıda bulunurken farklı renkleri gözetmeden sadece siyah ve beyaz gibi keskin renkler kullanırdı. Ona göre insanlık namuslular ve namussuzlar olmak üzere ikiye ayrılıyordu, ikisinin arası yoktu.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Alıntı
Bu içimde bir adanum ve hiçbir profesör, hiçbir tedavinin bana büyüyen ölümün ta kendisi... Biliyorum, ben birmiş faydası yok! Altmış beş yaşında insanın sağlığı yerine gelmez.. İçimi böylesine deşen şeyin ne olduğunu biliyorum, ölüm bu ve şu ömrümüm kalan birkaç yılında yaşamayacağım, sadece öleceğim, öleceğim.. Zaten ne zaman yaşadım ki? Kendim içın yaşadım mı hiç? Hayat mıydı benimkisi? Hep para kazandım, para, para, hep başkaları için, peki ne işime yaradı şimdi bu? Bir karım vardı, genç kızken aldım onu, bedenine sahip oldum ve o bana bir evlat verdi, yıllarca ayıı yastığa baş koyduk, peki ya şimdi, şimdi nerede o? Artık o yabancı biri gibi, benimle yabancı gibi konuşuyor ve hiç benim hayatımı düşünmüyor. Ne hissettiğimi, ne acılar çektiğimi ve ne düşündü-ğümü, bütün bunlar umurunda bile değil! Geçen her yılla bana yabancılaşıyor... Nereye kayboldu o bütün? Ve çocuğumuz oldu, ellerimde büyüdü, sanki tekrar doğmuş gibiydim, kendi hayatımdan daha aydılık, daha mutlu bir hayatım olur, diye düşündüm. Ölümden uzak ve işte o çocuk geceleri gidip kendini erkeklere veriyor. Yapayalnız ölüp gideceğim, yapayalıı... Çünkü diğerleri için zaten çoktan öldüm... Tanrım, Tanrım, hiç bu kadar yalnız olmamıştım."
Sayfa 32·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam