Bu içimde bir adanum ve hiçbir profesör, hiçbir tedavinin bana büyüyen ölümün ta kendisi... Biliyorum, ben birmiş faydası yok! Altmış beş yaşında insanın sağlığı yerine gelmez.. İçimi böylesine deşen şeyin ne olduğunu biliyorum, ölüm bu ve şu ömrümüm kalan birkaç yılında yaşamayacağım, sadece öleceğim, öleceğim..
Zaten ne zaman yaşadım ki? Kendim içın yaşadım mı hiç? Hayat mıydı benimkisi? Hep para kazandım, para, para, hep başkaları için, peki ne işime yaradı şimdi bu? Bir karım vardı, genç kızken aldım onu, bedenine sahip oldum ve o bana bir evlat verdi, yıllarca ayıı yastığa baş koyduk, peki ya şimdi, şimdi nerede o? Artık o yabancı biri gibi, benimle yabancı gibi konuşuyor ve hiç benim hayatımı düşünmüyor.
Ne hissettiğimi, ne acılar çektiğimi ve ne düşündü-ğümü, bütün bunlar umurunda bile değil! Geçen her yılla bana yabancılaşıyor... Nereye kayboldu o bütün?
Ve çocuğumuz oldu, ellerimde büyüdü, sanki tekrar doğmuş gibiydim, kendi hayatımdan daha aydılık, daha mutlu bir hayatım olur, diye düşündüm. Ölümden uzak ve işte o çocuk geceleri gidip kendini erkeklere veriyor. Yapayalnız ölüp gideceğim, yapayalıı...
Çünkü diğerleri için zaten çoktan öldüm... Tanrım, Tanrım, hiç bu kadar yalnız olmamıştım."