Ahmet Tahsin Günaydın

Ahmet Tahsin Günaydın
@tahsingn
“Nasıl görmen gerektiğini öğren, her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğunu fark et.” /Leonardo da Vinci
Elektrik-Elektronik Mühendisliği
53 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Sığıntı Kuşu
akşam hüznümün soluk aynası vurdukça yüreğime kanım oynaşır derinleşir acısı parmakuçlarımın kırmızı bir ölümü görmüş gibi kanarım. yoruldum değiştirmekten kanını yüreğimin hergün yeniden başlayan çığırtkan bir şarkıyı söylemekten hergün yeni bir şarkı bestelemekten ben hüznün ben gölgemin kiracısı yeni bir ev değiştirmekten yoruldum değiştirmekten kanını yüreğimin ne zaman bitecek bu hüzün.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Şiir
Bilgenin Seçeceği Devlet
Sana bilgenin hangi devlete hizmet etmesi gerektiğini soruyorum. Socrates’in mahkum edildiği, Aristoteles'in mahkûm edilmemek için kaçtığı Atinalıların devletine mi? Orada çekememezlik," erdemleri bastırmıştı değil mi? Bana, bilgenin bu devlete hizmet etmeyeceğini söyleyeceksin. O halde bilge, sürekli başkaldırıların olduğu, özgürlüğün en iyi vatandaşlar için tehlike arz ettiği, adalet ve iyilikseverliğin ziyadesiyle aşağılandığı ve düşmanlara karşı insanlık dışı bir acımasızlığın sergilendiği, hatta vatandaşlara bile düşman gibi davranıldığı Kartacalıların devletine mi hizmet edecek? [3) Bilge bu devletten de kaçacaktır. Tek tek bütün devletleri gözden geçirmek istesem bile, bilgeye katlanabilecek ve bilgenin katlanabileceği bir devlet bulamam. Ancak hayalimizdeki devlet hiçbir yerde bulunmuyorsa, hepimiz için zorunlu inziva başlıyor demektir, zira hiçbir yerde inzivaya tercih edebileceğimiz bir şey yoktur.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Alıntı
Seneca & Sorgu - Bilime Bakış
Düşüncemiz göğün duvarlarını yıkıp geçer, kendisine gösterileni bilmekle yetinmez: "Dünyanın ötesinde uzanan şeyi araştırıyorum," der, "o sonsuz bir boşluk mu, yoksa kendi sınırları içine mi kapanmış? Dünyanın dışındaki şeylerin görünüşü nasıl, biçimsiz ve karışık olup bulundukları o büyük yerin her yanına nüfuz mu ediyorlar, yoksa belli bir düzene göre mi biçimlenmişler? Bu dünyaya bağlılar mı, yoksa ondan çok uzakta mı bulunuyorlar ve bu dünya boşlukta mı döndürülüyor? Kendileri sayesinde her şeyin doğduğu ve doğacağı atomlar var mı, yoksa onların daimî olan ve tümüyle değişebilen bir cevheri mi var? Elementler birbirlerine zıt bir şekilde mi var, yoksa birbirleriyle çatışmayıp birlikte ama ayrı ayrı mı hareket ediyorlar? Düşün ki, bunları araştırmak için doğan insan, tamamına talip olsa, kendisine ne az zaman tahsis edilmiştir. Varsın kimsenin zamanını rahatlığından ötürü çalmasına ya da umursamazlığından ötürü kendi kendine onu yitirmesine izin vermesin, varsın saatlerini aşırı cimrice korusun ve insani ömrünün son anına dek ilerlesin, varsın Talih, doğanın onun için belirlediği yaşamın hiçbir bölümünü şiddetle sarsmamış olsun, yine de insan ölümsüz unsurların bilgisine erişmek için fazlasıyla ölümlüdür. (8)
Sayfa 40·Kitabı okudu
Alıntı
Seneca'dan Tarih Öncesi Tasavvufi Düşünceler -2
En yüce iyinin doğaya uygun yaşamak olduğunu söyler dururuz. Doğa bizi iki şey için doğurdu: Nesneleri temaşa etmemiz ve eylem için. Şimdi daha önce söylediğimizi kanıtlayalım, ama nasıl? Her bir kimse, bilmediği şeylere dönük ne güçlü bir bilme arzusu duyduğunu ve bu arzunun tüm masallar tarafından nasıl teşvik edildiğini düşünse, yukarıdaki iddiamız kanıtlanmış olmayacak mı? Bazıları denize açılır ve en uzak diyarlara yaptıkları bu yolculukta sadece uzaktaki gizli bir şeyi keşfetme ödülü için birçok sıkıntıya katlanır. İnsanları gösterilere çeken, kapalı şeyleri açmaya, saklı unsurları araştırmaya, eski unsurları anımsamaya ve yabancı kavimlerin âdetlerini dinlemeye iten şey budur. Doğa bize meraklı bir zihin yapısı verdi, kendi sanatının ve güzelliğinin farkında olan doğa, bizleri nesnelerin o büyük gösterisinin izleyicileri olarak doğurdu. Böylesine büyük, böylesine görkemli, böylesine incelikli işlenmiş, sadece bir türde güzel olmayan eserini, kendi yalnızlığı içinde sergileseydi, emeğinin ürünü boşa giderdi. Bizden sadece kendisine bakmamızı değil, aynı zamanda kendisini gözlemlememizi istediğini anlamak için, bize ayırdığı yere bak. Bizi kendi yaratımının bir parçası olarak tam merkeze koydu ve her şeyi çevremize yerleştirdi; insanı sadece ayağa kaldırmadı, aynı zamanda temaşaya uygun olması için, doğdukları yerden battıkları yere kadar kayan yıldızları takip edebilecekleri ve yüzünü bütün gökyüzüne çevirebileceği bir kafa koydu vücudunun tepesine ve bir de hareket edebilen bir boyun yerleştirdi.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Alıntı
Seneca'dan Tarih Öncesi Tasavvufi Düşünceler -1
İki devlet olduğunu aklımızda tutalım: Biri büyüktür ve gerçekten umuma ait olup tanrıları ve insanları kapsar, şu ya da bu köşede görmediğimiz, aksine, sınırlarını Güneş'le ölçtüğümüz devletimizdir. Diğeri ise doğum gerçekliğimizin bizi bağlı kıldığı devlettir. Bu Atinaliları, Kartacalıları ya da tüm insanları değil, sadece bir kesimi içeren başka bir kentin devleti olacaktır. Bazı kişiler aynı anda her iki devlete de ilgi gösterir, hem büyüğüne hem küçüğüne, bazıları sadece küçüğüne, bazıları da sadece büyüğüne. Bu büyük devlete, inzivadayken hizmet edebiliriz, hatta eminim ki inzivadayken daha iyi hizmet edebiliriz; bu sayede erdemin ne olduğunu, tek mi yoksa çok sayıda mı olduğunu, doğanın mı yoksa ilmin mi insanları iyi kıldığını, denizlerin ve karaların, dahası denizde ve karada bulunan canlıların bir bütün olup olmadığını, tanrının bu türden çok sayıda nesneyi serpiştirip serpiştirmediğini, kendisinden her şeyin doğduğu tüm cevherin daimi ve yekpare mi, yoksa parça parça olmakla birlikte kabı maddelerle karışık bir boşluk mu olduğunu, tanrının nerede bulunduğunu, eserini izleyip izlemediğini ya da yönlendirip yönlendirmediğini, onu dışandan çevreleyip çevrelemediğini ya da tümüyle onun içinde mi olduğunu, evrenin ölümsüz mü yoksa geçici ve belli bir süre için doğmuş olan şeyler arasında mı sayılması gerektiğini öğrenebiliriz. Birinin bütün bunları düşünmesinin tanrıya yararı nedir? Elbette, onun bu büyük eserinin tanıksız kalmaması.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Alıntı