Gamze

Gamze
Kadir Akbaba 𐱅𐰀𐰤𐰼𐰃 𐱅𐰇𐰼𐰜𐰃𐰏 𐰴𐰆𐰺𐰃𐰔𐰆 𐰘𐰀𐰏𐰓𐰔𐰇!
Felsefe Öğretmeni
Yüksek Lisans
Erzurum
811 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·167 syf.··
2023 13. kitabı
Kitap 1996 yılında yayımlanmış tarihi bir romandır. Maalouf, 1946 yılında Lübnan’da doğmuş olup ekonomi ve toplumbilimi alanlarında eğitim almıştır. Kitabın ana karakteri İsyan Kitapdar’dır. Diğer tüm karakterlerin bu isim etrafında açıklamasını yapmak daha yerinde olacaktır. Babası Osmanlı soyundan annesi Ermeni asıllıdır. Dedesi Nubar, kardeşi Salim, eşi Clara, kızı Nadya’dır. Kitap, İsyan’ı İkinci Dünya Savaşı zamanında Paris’te Direniş gösteren grubun saflarında savaşması sebebiyle döndüğünde kahraman olarak karşılandığı bir fotoğraftan tanıyan yazarın onunla sohbet etmesiyle başlar. Baba Kitapdar ve onun Ermeni asıllı arkadaşı Nabur, Adana’ da yaşanan olaylar neticesinde Lübnan’ a göçmüşlerdir. Burada Baba arkadaşı Nabur’un kızıyla evlenir ve bu evlilikten ablası iffet, kardeşi Salim ve İsyan dünyaya gelir. İsyan Fransa’ ya tıp eğitimi almaya gider fakat ikinci dünya savaşının Fransa’ya sıçramasıyla birlikte kendini direnişçiler arasında bulur. Onun kod adı: Bakü’dür. Kendisi gibi direnişçi bir isim olan Clara ile evlenir. Savaş bitiminde İsyan artık bir kahramandır. İsyan, babasının hastalanması nedeniyle Clara’yı Hayfa’da bırakır ve Lübnan’ a gider. Bu sırada Arap-Yahudi savaşının patlak vermesiyle eşi Clara sınırın diğer tarafında kalmış olur. Bu dönemde Clara kızları Nadya’ ya hamiledir. Yaşadığı olaylar Isyan’ın bunalıma girmesine neden olur. Bu durumu fırsat gören Salim kardeşini akıl hastanesine kapattırır ve mirasın tamamının kendisine kalması için çabalar. 20 yıl boyunca akıl hastanesinde kalan isyan, eşi Clara ile zaman zaman haberleşmiş olsa bile istediği karşılığı görememiştir. Bu umutsuzlukla yıllarını geçiren İsyan, tam umudunu kaybetmişken kızı Nadya tarafından bulunmuştur. Böylelikle ümitsizliğin yerini alan umut isyanın Lübnan daki çatışmaları
Edebiyat
Doğunun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 199840,1bin okunma
Reklam
"Biliyor musun ne hatırladım ağabey? Bir seferinde rahmetli annemle kavga etmiştim: Annem bana bağırıyor, sözlerimi dinlemek istemiyordu... O zaman ona: 'Siz beni anlayamazsınız, biz iki ayrı kuşaktanız,' demiştim. Annem fena halde gücenmişti bana Ben ise 'Eh n'apalim, bu belki acı bir haptır ama, bunu yutması gerekiyor! diye düşünmüştüm. İşte şimdi sıra bize geldi. Bizim çocuklarımızda şimdi bize: 'Siz bizim kuşaktan değilsiniz , yutun bakalım hapı!’ diyebilirler.” Pavel Petroviç: “Sen pek alçakgönüllülük gösteriyorsun, her şeyi hoş görüyorsun,” diye çıkıştı. “Ben ise tersine ikimizin de o baylardan çok daha doğru yolda olduğumuza inanıyorum. Belki biraz modası geçmiş, bir dil kullanıyoruz, öyle de küstahça bir güven göstermiyoruz, ama... Hem bugünkü gençlik öylesine pişkin ki! Birine: ‘Kırmızı şarap mi, beyaz şarap mı istersiniz? diye sordun mu, birden sanki bütün evren kendisine bakıyormuş gibi önemli bir tavır takınıp kalın bir sesle: Kırmızı şarabı tercih etmek adetimdir! diyor."
Edebiyat-Düşünce
Bugün kü gençler nasıl konuşmalıymış öğren! Hem sizin arkanızdan nasıl gitmesinler, düşün bir kere! Eskiden gençler okuyup öğrenmek zorundaydılar, cahil kalmak istemezlerdi. Onun için isteseler de istemeseler de çaba gösterirlerdi. Simdi ise söyleyecekleri tek bir söz yeterli: Dünyada her şey saçma,' desinler yeter, başarıya ulaşmış olurlar! Gençler bu işe sevinmişlerdir. Öyle ya, eskiden böyle tiplere 'serseri' denilirdi. Şimdi ise birden nihilist olup çıktılar!"
Edebiyat-Düşünce
Önce ancak şeytanda görülebilecek bir gurur, sonra da en kutsal seyleri bile ayakaltı etme. İşte gençligimizin meşgul olduğu şey bu! İşte daha çocuk denecek tecrübesiz delikanlıların yüreğini esir eden şey bu!
Edebiyat-Düşünce
“kendisi öyle bir bahtsızlık içinde ki, inan bana, ondan nefret etmek günah olur.”
Edebiyat-Düşünce