Y.A.: Yanlış. Adem'in düşünceleri ona dışarıdan geldi. Ölüm korkusuna sen sahipsin. Bunu sen icat etmedin bu korkuyu dışarıdan, konuşarak ve öğrenerek edindin. Adem, ölüm korkusuna sahip değildi-dünyada ölüm korkusundan eser yoktu.
G.A.: Evet, sahipti.
Y.A.: Yaratıldığı zaman mı?
G.A.: Hayır.
Y.A.: Ne zaman, o halde?
G.A.: Ölüm kapıya dayandığı zaman.
Y.A.: O halde dışarıdan geldi. Adem yeterince büyük birisi; bir de onu tanrı yerine koymayalım. Tanrılardan başka hiç kimse, dışarıdan gelmeyen bir düşünceye asla sahip olmamışttr. Adem muhtemelen iyi bir kafaya sahipti, fakat dışarıdan doldurulmadan önce kafası onun hiçbir işine yaramıyordu. Onunla en önemsiz küçük şeyi bile icat edemezdi. İyi ile kötü arasındaki farka dair bir kavramın gölgesine bile sahip değildi-bu fikri dışardan edinmesi gerekmişti. Ne Adem, ne de Havva, çıplak dolaşmanın edepsizce olduğu fikrini oluşturamazdı; bilgi onlara dışarıdan bir elma ile geldi. İnsan beyni öyle yapılandırılmıştır ki, her ne olursa olsun hiçbir şey oluşturamaz. Ancak dışarıdan elde edilmiş malzemeyi kullanabilir. Sadece bir makinadır ve otomatik olarak çalışır, irade gücü ile değil. Kendi üzerinde hiçbir komutası yoktur, sahibi de onun üzerinde hiçbir komutaya sahip değildir.