Gamze

Gamze
Kadir Akbaba 𐱅𐰀𐰤𐰼𐰃 𐱅𐰇𐰼𐰜𐰃𐰏 𐰴𐰆𐰺𐰃𐰔𐰆 𐰘𐰀𐰏𐰓𐰔𐰇!
Felsefe Öğretmeni
Yüksek Lisans
Erzurum
811 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Halife Hz. Ebû Bekir döneminde vuku bulan Yemâme savaşında Kur'an'ın nüzulüne tanık olmuş çok sayıda hafız sahâbînin şehid düşmesi üzerine, 633 yılında, Hz. Peygamber'in vahiy kâtiplerinden hafız sahabî Zeyd b. Sâbit'e, Hz. Peygamber'in yazdırdığı Kur'an metinlerini, diğer hafız sahâbîlerin şahitliğine de başvurarak bir mushaf haline getirme görevi verilmiştir. Zeyd b. Sabit, sahâbîlerle istişare ederek yaptığı titiz bir çalışma sonunda muhtelif malzemelere yazılmış olan Kur'an metinlerini mushaf haline getirmiştir. Kur'an metni tertip edilirken âyetlerin iniş sıraları veya konu bütünlüğü esas alınmamış, baştan beri Hz. Peygamber tarafından öğretilen tilâvet sırasına riayet edilmiştir.
❁Ramazan-ı Şerif ❁
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Y.A.: Yanlış. Adem'in düşünceleri ona dışarıdan geldi. Ölüm korkusuna sen sahipsin. Bunu sen icat etmedin bu korkuyu dışarıdan, konuşarak ve öğrenerek edindin. Adem, ölüm korkusuna sahip değildi-dünyada ölüm korkusundan eser yoktu. G.A.: Evet, sahipti. Y.A.: Yaratıldığı zaman mı? G.A.: Hayır. Y.A.: Ne zaman, o halde? G.A.: Ölüm kapıya dayandığı zaman. Y.A.: O halde dışarıdan geldi. Adem yeterince büyük birisi; bir de onu tanrı yerine koymayalım. Tanrılardan başka hiç kimse, dışarıdan gelmeyen bir düşünceye asla sahip olmamışttr. Adem muhtemelen iyi bir kafaya sahipti, fakat dışarıdan doldurulmadan önce kafası onun hiçbir işine yaramıyordu. Onunla en önemsiz küçük şeyi bile icat edemezdi. İyi ile kötü arasındaki farka dair bir kavramın gölgesine bile sahip değildi-bu fikri dışardan edinmesi gerekmişti. Ne Adem, ne de Havva, çıplak dolaşmanın edepsizce olduğu fikrini oluşturamazdı; bilgi onlara dışarıdan bir elma ile geldi. İnsan beyni öyle yapılandırılmıştır ki, her ne olursa olsun hiçbir şey oluşturamaz. Ancak dışarıdan elde edilmiş malzemeyi kullanabilir. Sadece bir makinadır ve otomatik olarak çalışır, irade gücü ile değil. Kendi üzerinde hiçbir komutası yoktur, sahibi de onun üzerinde hiçbir komutaya sahip değildir.
Y.A.: Altından insanlar, tenekeden insanlar, bakırdan insanlar, kurşundan insanlar, çelikten insanlar ve daha ni celeri vardır-ve her biri kendi doğasından, kalıtımından, eğitiminden ve çevresinden kaynaklanan sınırlara sahiptir. Bu metallerin her birinden makinalar inşa edebilirsin ve her biri de işleyecektir; fakat zayıf olandan, güçlü olanın yaptığı işin aynısını beklememelisin. Her durumda, en iyi sonuçları elde edebilmek için, metali, ona engel olan ön yargılardan yetiştirme yoluyla -eritme, rafine etme ve benzeri yollarla- kurtarmalısın.
Y.A.: Demir, kendisini engelleyen kayadan kurtulma ya karşı önyargılıdır. Daha açık kılmak gerekirse, demir, kayadan kurtulup kurtulmama konusunda mutlak olarak kayıtsızdır. Sonra bir dış etki gelir ve kayayı tuzla buz ede rek maden cevherini serbest bırakır. Maden cevherindeki demir, hala tutsak haldedir. Bir dış etki demiri eritir ve onu, önünü tıkayan maden cevherinden kurtarır. Demir artık azad olmuştur, fakat daha fazla ilerlemeye kayıtsızdır. Bir dış etki aklını çelerek, onu Bessemer fırınına girmeye ayar tır ve rafine ederek birinci sınıf çelik haline getirir. Artık yetiştirilmiştir-eğitimi tamamlanmıştır. Böylece sınırına ulaşmıştır. Bundan sonra başka hiçbir yolla onu altın haline gelmek için yetiştirmek mümkün değildir. Bunu da kayde der misin? G.A.: Evet. "Her şeyin bir sınırı vardır-demir madeni, altın olmak için yetiştirilemez:'
Felsefe-Düşünce
Y.A.: O zaman taştan yapılmış makinanın bu kadar az iş yapıyor olması da onun kendi hünersizliği değildir? G.A.: Kesinlikle değildir. Yapım yasalarının ona izin verdiğinden ve onu zorladığından daha azını ve daha faz lasını yapmaz. Bunda şahsi hiçbir şey yoktur; o, seçim ya pamaz. Bu "giderek esas konuya gelme" sürecinde varmayı düşündüğün nokta, insan ile makinanın neredeyse aynı şey olduğu ve her ikisinin performansı için de hiçbir şahsi hünerin söz konusu olmadığı mıdır?
Felsefe-Düşünce