7/10
·363 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:39
Tara Westover'in kendi hayatını anlattığı etkileyici kitabı Talebe. Amerika'nın Idaho eyaletinde dağların arasında yaşayan, yedi kardeşin en küçüğü olan Tara'nın yașamı ailesinin Mormon inanışına aşırı bağlılığıyla, annesinin bitkisel ilaçlarlar yapmasına yardım edip bir yandan da hurdalıkta çalışan babasına da yardım ederek hayatını ailesinin inandığı yaşam tarzına göre devam etmektedir yani zamanı gelince evlenip annesinin yaşadığı hayatı devam ettirecektir.Farklı bir hayali yoktur bir kadının yapması gereken vazifeler her neyse Tara da o şekil bir yaşam sürecektir. Ailenin düşünce tarzı çok farklıdır, kıyamet gününe hazırlık için sürekli erzak hazırlığı yapmaktadırlar.Sosyalleşme yok, kimlik kayıtları yok,okul yok, hastalandığında hastane ya da ilaç yok çünkü devletin şeytanla işbirliği yaptığı düşüncesine sahipler. Çocukların hepsi evde eğitim almıştır.Bir gün Tara da eğitimi için okula gitmek isteyince hayatı bu karar ile şekillenir.Çünkü ilk defa farklı insanlarla bir araya gelecektir ve kendilerinin farklı bir yaşam sürdüklerinin farkına varacaktır. Tara ailesi ve eğitimi arasında sürekli ikilem yaşar. Doğduğu yere,ailesine bağlılığı ve alıştığı yaşam tarzının devam ettirmesi gerektiğini düşünürken bir yanda da eğitimin, bilginin verdiği güçle kendi hayatını kurmak arasında sıkışıp kalır. Ne kadar kendini suçlu, hatalı hissetse de Tara eğitimi seçerek hayatını kendi isteği gibi şekillendirir.
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,774 okunma
Tara Westover - Talebe
9/10
·363 syf.··
2026 16. kitabı
Bu kitabı iki yıl önce okumuştum ama üzerimdeki etkisi hala aynı kalmakta. Kitap yaşadığımız mühitin zihnimize ve düşünce tarzımıza ne kadar büyük etkisi olduğunu açık şekilde gösteriyor. Tara Mormon bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir ve ailenin katı kuralları ile büyür ailesinin ona aşıldığı muhafazakâr düşünceler hak verir. Küçükken bu yaşam tarzı ona normal gelsede büyüdükçe aslında bunun hiç de normal olmadığını fark eder ve bir şeylerin farkına vardıktan sonra o muhitten kurtulmak için uğraş vermeye başlar tıpkı ondan büyük olan diğer kardeşi gibi. Bu yolda ailesinden ne kadar baskı görsede sonunda başarılı bir akademisyen olur. Her ne kadar Tara yaşadığı yerden kurtulmuş olsa da ailesinin ona yaşattıklarının etkisi hala yeteri kadar ona zarar vermektedir. Kitabın her karakteri kendine özgüydü ve okura çok iyi bir şekilde yansıtılmıştı mesela ben Tara'nın babasından nefret ettim ama diğer karakterlere sadece acıdım çünkü onlar sadece kurbandılar. Kitap tarafsız bir şekilde anlatılmıştı ve bu da okurun kendi fikrinin şekillenmesinde yardımcı oluyordu . Çook güzel bir kitaptı ben çok keyif alarak okudum.
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,774 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·112 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 18:43
Modern hümanizmin doğuşunu müjdeleyen Nietzsche Tanrının öldüğünü söylemişti. Gray, ona katılsa da bunu kutlamadı çünkü eski Tanrı yeni tanrımızın doğacağı medeniyetin üzerine, silikon vadisine defnedilmişti. İnsanoğlu evrimin son kuşak tamamlayıcısının kendinin mekanik üst modeli olacağını öngöremedi. Bilgi çağı nihilist nesiller yetiştirdi. Gray, kuklayı tanımlarken yer çekimine meydan okumadan karşı durabilen kişi olarak kendini gerçekleştirme gayesi gütmeyen bir maketten söz ediyor. O, modern yaşama ayak uydurma çabasıyla git gide mekanikleşen insan hayatından ve olgunluk taşımayan siyasi figüranların kitlelerin özgürlüğünde ne denli önem taşıdığını açın sözlülükle anlaşılır bir dille anlatıyor. Açıkçası benim için son zamanlarda türünün içinde keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Gray, hümanizme tamamen karşı olmamakla birlikte insanoğlunun kendi sonunu değil fakat yaşaması için gerekli olan sonu gerçekleşmeye yaklaştığı konusunda uyarıda bulunuyor. Yaşamak için ordular kurarak asker yetiştirmek yerine atom bombaları ile hem halk hem de askerler zarar görmeden savaş kazanabilir. Hümanizm kişilere takılmadan gerçekleşen yeni ölüm yolları keşfetmemizde bize yardımcı olur. Ölürüz ve öldürürüz çünkü biz tanrının evlatları olarak nedenlerimiz de kutsanmıştır. İnsanın anlam arayışı kendinden daha yüksek gördüğü irade serbestisine sahip yeni bir tanrı yaratmanın yollarını aramalarına neden oldu. Gray’e göre onların da bir kuklaya ihtiyacı vardı ve sınırsız bilinçle kodladıkları makinelerin veri işleme hızı ile talebe yönelik gerçekleştirdiği analiz yetenekleri insanoğlunu bu kuklaya bağımlı hale getirterek kendi kültürüne alıştırdı. Artık insanoğlu da mekanik düşünce biçimiyle düşünce üretme deneyimini tadıyor. Dahası hümanizm ile yaratım
Kuklanın RuhuJohn Gray · Yapı Kredi Yayınları · 2017214 okunma
İçimde Bitmek Bilmeyen O Sese
Puan vermedi·256 syf.··
2026 14. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
"Bazıları görür ama bilemez ve bazıları bilir ama göremez." Yazarın okuduğum 2. Kitabıydı. İlk okuduğum ve büyülendiğim kitap Asa'ydı. Bu kitabını da çok beğendim. Gelelim incelememize:) Kitapta iki anlatım bulunuyor. Biri günümüzde bir sahafa giren ve Fatih Duman'ın "ENE" kitabını satın alıp okumaya başlayan genç, diğeri Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerinin nefsi. Kitabın dili derin fakat yormayan, çok akıcı ve etkileyici bir şekilde yazılmış. Yazar bir kitap okumadan ziyade, insanı ruhu dinlendiren bir sohbet meclisinde ağırlıyor. Bu manevi atmosfer, insanın iç dünyasındaki en büyük ve en derin savaşı, nefs ile olan mücadelesini anlamlandırmasına zemin hazırlıyor. İnsanın içinde bitmek bilmeyen, sürekli konuşan ve kişiyi durmaksızın kötülüğe, dünyaya, egoya yönlendirmek isteyen o ses, nefs olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, bu yıkıcı sesin esiri olmak yerine, onu şifalandırmak ve iyileştirmek için nasıl büyük bir çaba sarf edilmesi gerektiğini adeta ilmek ilmek Aziz Mahmud Hüdai hazretleriyle işliyor. Okuyucuyu kendi ruhunun aynasıyla yüzleştiriyor. Aziz Mahmud Hüdai (hz), dönemin en yüksek makamlarından birine sahip, adaleti tesis eden, itibar ve kudret sahibi Bursa Kadısıdır. Üftade hazretleriyle tanışınca tüm elde ettiklerini bırakmasını ister. Gönül aşkını bulmak için bırakır Hüdai(hz) . Her şeyden soyutlanıp öyle gelmesi gerekir. Önce ciğer satar, sonra hela temizleyicisi olur. Bursa sokaklarında cübbesiyle adalet dağıtan o kadının, sırtında ciğer küfesiyle esnafın ve bir zamanlar kendisine hürmet eden halkın arasında dolaşması, nefsine indirilen ilk ve en sarsıcı darbedir. Halk delirdiğini düşünür. Nefsi ise hiç durmadan onu vazgeçirmeye çalışır. Ona savaş açar adeta. Hüdai Hazretleri her defasında o savaşı yener. "Sus ey Nefsim" defaatle bu cümle geçer. Her
1000Kitap
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,5bin okunma
Puan vermedi·183 syf.·
2026 4. kitabı
"Bizi biz olmaktan çıkarıp boyu boyumuza, huyu huyumuza uymayan bir iğreti kaftanın içine hangi sapık zihniyet soktu?" _____________ Vaktiyle İstanbul'un o heybetli ahşap konaklarından birinin son vârisi , o güzelim hâne cayır cayır yandıktan yıllar sonra bile cebinde devasa, paslı bir demir anahtar taşırmış. Kendisine acıyarak bakanlara hüzünlü ama vakur bir tebessümle karşılık verir; "Kapı kül oldu evet , ama benim yurdum bu anahtarın ucunda asılı duruyor hâlâ," dermiş. Bence hatırat denilen şey de tam olarak budur işte. Yitirilmiş, tarumar olmuş, rüzgâra karışmış bir dünyanın cebimizde kalan o paslı anahtarıdır. Sâmiha Ayverdi’nin Bir Dünyadan Bir Dünyaya adlı eserinin satırları arasında dolaşırken içimi kaplayan his tam da bu oldu. O, gözlerinin önünde yıkılan bir imparatorluğun, kaybolan bir medeniyetin anahtarını kendi avuçlarında sımsıkı tutuyor ve o ağır anahtarı sessizce , incitmeden bizim avucumuza bırakıveriyor. Zannımca , edebiyat fakültesi sıralarında gencecik, hevesli bir talebe olan Kâzım Yetiş, o isabetli mezuniyet tezi sorusunu sormasaydı,yazarın çocukluk hâtıralarının o gizemli ve derin mahzenine belki de hiç inemeyecektik. Kitabın kapısını aralayan isimlerden Nihad Sâmi Banarlı'nın o kıymetli önsözde gayet haklı olarak işaret ettiği gibi, elimizde tuttuğumuz bu metin muztarip bir devrin en sahih aynası. Kemâl Yurdakul Aren'in kelimelerin "aşk izdivacı" yaptığını söylemesi de boşuna değil elbet. Sayfaları çevirirken öyle sıradan bir "ben çocukken şöyleydim, şu oyunları oynardım" anlatısı beklemeyin; daha ilk bölümlerde, koca bir milletin makûs talihiyle o küçük kız çocuğunun şahsî şaşkınlığının nasıl da iç içe geçtiğini, nasıl hemhâl olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. İnsan o loş sayfalarda gezinirken durup kendine sormadan edemiyor: Sâmiha Ayverdi
Bir Dünyadan Bir Dünyaya Sâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2012139 okunma
İnanılmaz bir eserdi.
9/10
·363 syf.··
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 16:37
Uzun zamandır beni bu kadar etkisi altına alan bir kitap okumamış ve bunun açlığını yaşıyordum ki gerçekten ilaç gibi geldi. O çaresizliği , yalnızlığı, stresi, tüm duyguları bana çok güçlü bir şekilde iletti. Yazarı hem cesaretinden hem de bu güzel eserinden dolayı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Gerçekten alkışı hakediyor!
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,774 okunma