Bizler hepimiz, başkalarının anlattığı hikayelerde bize biçilen rollerden çok daha karmaşığız.
Sayfa 362·Kitabı okudu
Hayatın kendisi meczup gibi görünürken, deliliğin nerede olduğunu kim bilebilir?
Sayfa 327·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Talebe olmuş mudur?
Kendi kendime şöyle düşündüm Nişabur'daki medreselerden birinin büyük eyvanının altında talebelerine ders veren bir âlimi Muhammed Şemseddin ile dinlerken; acaba ben de bir talebe olabilir miydim? Tamam bir ağaç dalıydım, insan değildim ama ben de Emir Külâl'in dizinin dibindeydim, dinlemiştim ondan anlattıklarını, Muhammed Şemseddin'le her âlimi ben de görmüş duymuştum. Ben de talebe olamaz mıydım yani?
MEŞHUR ÜÇLÜ: SOKRAT, EFLÂTUN ve ARİSTO...
(...) İBDA Mimarı’nın erilmez bir tecrid inceliği içinde, hikmetinin menbaını Salih Aleyhisselam’a bağladığı Sokrat, Eski Yunan medeniyetinin genel eğilimlerinin hiçbirine inanmayan bir adamdır. Ne halkın put gibi bağlandığı efsanenin tanrılarına, ne felsefecilerin gittikçe kuru bir gevezeliğe dönen “sofistik” atılımlarına, ne şuna, ne buna… Bileği bükülmez fikir cüssesiyle o kadar çok yanlışa savaş açar ki, sonunda bu yanlışlar birleşir, onu yanlışlar kanununun duvarına toslatır ve idam ettirirler. Onun en iyi talebesi Eflatun, hocasının idamından duyduğu hüzünle, on sene kadar bir münzevî hayatı yaşar; Yunanistan’ın çeşitli bölgelerini, Anadolu’yu ve Mısır’ı dolaşır. Bu on sene sonunda, hocasının fikirlerini yaşatmaya, onları, felsefe tarihinin ilk büyük külliyatı olarak tarih meydanına dikmeye karar verir. Gelir, Atina’nın meydanında “Akademya”sını kurar; hocasının fikirlerini dünyanın her köşesine yayacak, çağlardan çağlara aktaracak talebeler yetiştirmeye başlar. ??Bu talebelerden en ünlüsü Aristo’dur. Aristo, Eflatun’dan aldığı fikir derslerinin, bir müddet sonra zihninde başka şekiller almağa başladığını farkeder. Bunu farkettiğinde “Akademya”dan ayrılır, kendi yolunu çizer, kendi mektebini, “Lise”yi kurar ve kendi felsefesini geliştirir.** __Aristo’nun da büyük bir talebesi vardır: Büyük İskender veya Makedonyalı Aleksandr… Ama bu talebe, bir filozof olmayacak, bir imparator, bir fatih olacaktır. Önce, dağınık bir hâlde bulunan bütün Yunan ülkesini birleştirir, sonra Anadolu’ya geçer, oradaki bütün kuvvetleri yener. Peşpeşe mağlub edip tarihten sildiği düşmanları arasında, 100 yıl önce Yunan milletini son nefesine kadar ezmiş olan Büyük Fars İmparatorluğu da vardır. Mısır, Suriye, Mezopotamya, İran eline geçer. Daha uzaklara gitmek ister, Hindistan
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998 Feyyaz Aksakal imzasıyla), ESKİ YUNANDA FELSEFE -II-.
Akademya Yazıları
Toplumsal çevrenin sorunlu olduğu yerde, en azından kişinin kendi üzerinde hâkimiyet kurmasını sağlayan sihirli davranış! Değerleri ve toplumsal dayanakları sürekli yeniden elden geçirilen bunalım içindeki bir toplumda, bu bunalıma karşı koyacak düzeyde olamama korkusundan doğan çaresizlik ve endişe duygusuyla birlikte, tek tek bireylerin kişisel kaynakları daimi bir talebe dönüşmektedir. Bugün bireyler; kerterizlerin karmaşasına ve gelecek üstünde hüküm süren belirsizliğe, kimliklerini daha bireyci bir tarzda kişisel olarak üreterek, toplumsal etkilerin derin ve kalıcı kurallardan çok zamanın ruhuna bağlı olduğu bir tür kültürel tadilatla karşılık veriyorlar. Toplum artık bireyi ikirciksiz olarak içine alarak varoluşa anlam verebilmekten uzaktır. Birey gitgide daha çok kendine gönderme yapıyor; eskiden başkalarıyla temasta, toplumsal kurumlarda ve kültüre başvurmakta aradığı şeyi artık kendi içinde arıyor. Birey hatırı sayılır genişlikte bir seçim alanına sahiptir. Ama özgürlüğün paradoksu, nasıl kullanılacağına yön veren bir pusula gerektirmesidir. "Görevin kılavuzluğunda olmayan özgürlük ürkütücüdür," demişti Gide. Kimlik duygusunda ikirciklik, muğlaklık ve yaşama olgusunu evcilleştirecek bir yön gereksinimi büyük yer tutan insan için özgürlük daima ikirciklidir. Aslında bu özerklik kişiden kişiye ya da hayatlarının bir anından diğerine değişmek üzere, coşku da getirebilir, korku da. Psikotropların kullanımına eşlik eden hayal dünyası, onları kişisel kimliği güven verici bir tarzda üretmek için hayat şartlarına uyumlu psikolojik hâl arayışındaki etkili bir simgesel araç kılar: Birey psiko-uyaranlarla ve takviye edicilerle uyanıklığını ve direncini duruma uyarlar ya da sakinleştiriciler ve uyku ilaçları alarak stresin etkileriyle mücadele eder, gerilimlerini
Sayfa 59
Psikoloji
Mecliste Türkçe Tartışmaları
İlk parlamentomuzdaki 115 mebusun, yani milletvekilinin 46'sı gayrimüslimdi. Mecliste milliyet çatışmaları yaşandı. Devletin resmi dili Türkçe olmasına rağmen Ermeni ve Rum mebuslar kendi dillerinin de resmi dil olarak kullanılması için uğraşarak, kendi milletlerinin meselelerini her şeyin üzerine çıkarmaya çalıştılar. Mebus olmak için Türkçe bilmek zorunluydu. Bu şartın değişmesi için, özellikle Arabistan'dan gelen mebuslar teklifte bulundular. Bu talebe karşı dönemin önde gelen devlet adamlarından Ahmed Vefik Paşa "Gelecek seçime 4 yıl var. Akılları varsa bu süre içinde Türkçe öğrenirler" cevabını vermişti.
Sayfa 98 - Yeditepe·Kitabı okuyor
Alıntı