Kendi yaşama planını seçmeyi dünyaya ya da kendi çevresinde bulunanlara bırakan kimsenin, maymun gibi öykünme yetisinden başka hiçbir yetiye ihtiyacı yoktur.
Çok geçmeden ortada gizemli ya da doğaüstü hiçbir şey olmadığını, her şeyin insanlığın olağanüstü olana genel eğiliminden kaynaklandığını ve bu eğilim zaman zaman akıl ve bilgi yoluyla frenlense de, insan doğasından asla tamamen kazınamayacağını öğreniriz.
Ateşli bir biçimde, "Onur yaşamın üstündedir" diye bağırıldığında, aslında bu, "Var olmak ve esenlik içinde olmak bir hiçtir; asıl önemli olan, başkalarının hakkımızda ne düşündükleridir" anlamına gelmektedir.
Zenginliğin saygınlık doğurduğu yerlerde, bunu üreten dolandırıcılık ve adaletsizliğe göz yumulur. Çünkü bazı ülkelerde hükümdarın soyluluk unvanları dağıttığı düşünülürse, statü kazanılır kazanmaz saygı arkadan gelir. Gücün iyiye kullanılması değil, kendisinin itibar kazandırdığı yerde, bunun beraberinde getirdiği tüm adaletsizlik, sahtekarlık, şiddet ve baskı, akıl ve yeteneğin yerine geçer.