Puan vermedi·161 syf.·
2025 98. kitabı
ağustos otuz 1 iki bin 21 dediler ustan ölmüş “çok gülünçsün azrail ferhan şensoy ölür mü? Yine Ferhan Şensoy... Yine Kitaphan... – Bıkmadın mı bu aydını anlatmaktan? Anlattıkça, anlattığım kadar yeni öğrenilecek bilgiler olduğunun farkına varıyorum. Yani yine “internet aleyhisselam”'ı, okuduğum kitaplarını verdiği röportajları tarıyorum. Bu sefer ustanın önceki incelemelerde değinmediğim faaliyetlerine - ve bir çılgınlığına ki hayatı çılgınlıklarla doludur, 50'den fazla tiyatro oyunu yazmak çılgınlık değil de nedir?- değineceğim Ama öncelikle tabii ki kitabı... Sanırım eseri en kısa şekilde geniş çaplı anlatan tek inceleme olacak. Ön sözden önceki sayfası: i.hizliresim.com/aknmn1x.jpg Önsöz'ün son sayfası: Kimileri 1945'te yazılmış bu metinlerin, hâlâ ne denli güncel ve taze olduklarını; Haldun Ta- ner'in önce insanı ve dünyayı, sonra Türkiye'yi ve toplumumuzu ne kadar doğru ve filozofça analiz ettiğini şaşarak göreceksiniz. Ferhan Şensoy 21.03.1997, Ankara (i.hizliresim.com/oh3bce3.jpg) Ve son olarak Davetiye: i.hizliresim.com/6nzklof.jpg Netçe yansıttığımı düşünüyorum. Sormak istediğiniz bir şey olursa yorum kısmından cevap veririm. Konudan konuya atlayarak devam ediyorum. Bulanık kafayla yazılmış bir inceleme olacak gibi. Gibisi fazla . Kim bilmez ki Şarabi şiirini, hani Tuncel Kurtiz seslendirmişti: youtu.be/1JywloIUmc4
Haldun Taner KabareFerhan Şensoy · Bilgi Yayınevi · 200072 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2023 71. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2023 19:27
Yavuz Ekinci, 1979'da Batman'da doğdu. Cennetin Kayıp Toprakları romanında anlattığına benzer bir ailede, Mişrita'da büyüdü. Dicle Üniversitesi Siir Eğitim Fakültesi'nde Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nde okudu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Yazmaya öyküyle başladı. Meyaser'in Uçuşu 2004, Sırtımdaki Ölüler 2006, Bana İsmail Deyin 2008 yılında yayımlandı. Meyaser'in Uçuşu ile Yaşar Nabi Nayır Ödülleri'nde ''Dikkate Değer'' bulundu ; Sırtımdaki Ölüler ile Haldun Taner Öykü Ödülü'nü Bana İsmail Deyin ile Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü aldı. Öyküleri Almanca, İngilizce, Japonca, Yunanca, Farsça ve Kürtçeye çevrildi. İlk romanı Tene Yazılan Ayetler 2010 yılında yayımlandı. 2012 yılında basılan ikinci romanı Cennetin Kayıp Toprakları Tayfur Aydın tarafından ''İz/Reç'' (2012) adıyla sinemaya uyarlandı. Film 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde Onat Kutlar Jüri Özel Ödülü'nü aldı. Komutanlar, peygamberler, hükümdarlar, krallar, şahlar hepsinin isteyip de ele geçiremediği Amar Dağı'nın gölgesinde kurulmuş Cevizler Vadisi. Masallara, destanlara, amansız aşklara konu olmuş içinde yaşayan bir avuç insanla var olmaya çalışan o onurlu toprak.. ''Amar Dağı'ndan bir adam koşarak köye geldi.'' diye başlar kitabımız ceylan derisine yazılan Şahmeran'ın masalından alır, Ba isimli terkisinde destanlar taşıyan atın yelesine tutunur, Mirza Ali'ye ithaf olunur bu öykü. Köye gelenler önceki yaşantıların da etkisiyle korku bırakır çocuklarda yaşlılarda ve hatta hayvanlarda. Yazar ikiye bölmüştür kitabını önce deriye yazılan masalla başlar amansız aşkları anlatır, Ba'nın kahramanlıkları ile sürdürür okuru sevdaya, efsanelere doyurur sonra da Cevizler Vadisi'nin orta yerindeki amansız bekleyişe
Edebiyat & Roman
Günün BirindeYavuz Ekinci · Doğan Kitap · 2016195 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·96 syf.··
2022 1. kitabı
1997 Haldun Taner Öykü Ödülü 'ne sahip Armağan adlı hikayenin de olduğu kitapta 7 hikaye var. Kitaba adını veren hikaye dışındakiler birkaç sayfa , minimal hikaye tarzında neredeyse. Zaten yazarımız da bu tarz hikayenin öncüsü. İlk hikayeler çok kısa anlık durumlardan esinlenilerek yazılmış, mesela bir şeftali ağacı ile süren bir hikaye var. Armağan adlı hikaye en güzeli ve anlaşılır olanı. Kitabın adı olan hikaye ise geçmişteki bir öğretmenlerinden etkilenen üç ayrı karakterin ağzından aktarılıyor Ceylan Hoca hepsinin üzerinde farklı etki bırakan bir kadın olarak ortak kahraman olarak Karen, Umut ve Ayça'nın ağzından geriye dönüşlerle verilmiş. Okurken özen isteyen, dikkat gerektiren hikayeler açıkçası. Postmodernizmin bu yanı , yani kapalı anlatım okumayı güçleştirse de tarz olarak hoşuma gidiyor. Bu alanda bu kitapla ilgili tek bir inceleme var, o yüzden okuyacaklara fikir verebildiysem ne mutlu. Keyifli okumalar....
Bir Tutkunun Dile Getirilme BiçimiNecati Tosuner · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012117 okunma
Kovada Bulut
Puan vermedi·160 syf.·
2021 5. kitabı
Türk Edebiyatında deneme deyince Nurullah Ataç, Salah Birsel, Haldun Taner, Rıfat Ilgaz gibi nice edebiyatçılar geliyor aklıma. Faruk Duman yeni keşfettiğim ve keyifle okuduğum denemeler yazmış.Edebiyatseverlere duyurulur, büyük bir keyifle okuyacağınız yazılar bulabileceğiniz bir kitap Tom Sawyer'ın Kitap Okuduğu Kulübe... Ben Sait Faik'i çok severim,içerisinde Sait Faik Abasıyanıkla ilgili yazılar görmek, Nuri Bilge Ceylan'ın "Kasaba" filmine Faruk Duman'ın bakış açısıyla bakmak bana çok şey kattı. En çok da bir edebiyatsever olarak yazılar da Yaşar Kemal'i Erdal Öz'ü ,Ferit Edgü'yü, Fürüzanı görmek bir okur olarak okuduklarımdan daha büyük bir tat almamı sağladı.
Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu KulübeFaruk Duman · Can Yayınları · 2015125 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
İzdiham’ın 46. sayısı ellerimde. Birkaç gün önce arkadaşımla –kabul etmesek de- başlarda utana sıkıla sattığımız bir kasa limondan elime geçen yegane şey. Kocaman gözlü bitkin ama bir o kadar da sevimli bir teyze gözlerimizin içine bakarak vermişti parayı avucuma. “Alın siftahınız benden olsun” diyerek. Şu an İzdiham’a bakarken bunlar sürekli aklımda dönüyor, Atatürk Parkı’nın ağaçlarındaki gürültücü sakinlerin naralarıyla birlikte. Bana ithaf edilmiş sayıyorum su sayıyı. Çünkü ilk yazısı “Yorgun Görünüyorsun” başlıklı. “Hepimiz yorgun görünüyoruz. Şehirlerimiz bizim, fakat onlar uğruna savaşmaya zorlanıyoruz ve bu çok yorucu. Biraz dinlenmeli, güzel bir uyku çekmeliyiz. Ama yarın, ortalığı karıştırmak üzere erkenden uyanmalıyız” İşte bu sonla beni kaybediyor yazı nedense. İnanmak istiyorum bunun böyle olduğuna ama uyumakla daha doğrusu uyuyup kalkmakla geçecek bir yorgunluğum yok benim bunu da biliyorum. Yaşar Ercan “Afişin Sanatsal Babası Henri de Toulese-Lautrec” başlıklı yazısı var bir sonraki sayfada. Afişin yolculuğunun başlangıcından bahsediyor bu yazıda Yaşar Ercan. “Boş bir cadde her zaman insana sıkıntı verir” diyerek. Bir sonraki kısımda Gökhan Özcan “Yaşamaya Kıyamadığımız (Sekiz) Şeyler” den bahsediyor. Ben sekizincideyim. Yani “Başlamayı çılgınca aşkla istediğimiz şeyler, bitirmeye kıyamadığımız şeylere dönüşerek zehirliyor bizi zamanla” dediği yerdeyim. Sulhi Ceylan “Evde Oturmak İçin 15 Neden”i sayarken ben 8. Maddeye ne kadar katılmıyorsam 10. Maddeye bi’ o kadar katıldım, altına imzamı attım, onayladım, evime artık haciz gelebilir. Turan Karataş “Pek Sevdiceği(m) Şiir”den bahsederken ben “Ben acaba şiir bu kadar seviyor muyum, yoksa bu miktardan az mı yoksa daha mı çok, ben şiiri seviyor muyum, yoksa ben onu seviyorum o mu beni sevmiyor, peki
İzdiham - Sayı 46 (Ekim-Kasım 2020)İzdiham Dergisi · İzdiham Dergisi · 2020407 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2020 26. kitabı
Puslu bir hava... Bozkırda bir kasaba... Köy meydanında bir kahve, gölgesi olan tek şey çınar ağacı ile... Meydandan uzanan sokağa bakarken göze çarpan berber dükkanı ile... ... Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan, hatta insan içinde insan... Yağmurlu, akşama hazırlıklı bir ikindi vakti gözlerimi kapatmışım. Bilincim yarı uyanık, gözlerimin kapalı oluşu bedenime uyku hali vermiş. Gerçekte uyku yok... Gerçekte zaman yok... Gerçekte mekan, içinde olduğum mekan değil... açık bilinç ile olaylarla müdahale ediyor, zamansız geçişler yapıyor, ve hiç olmadık yerde hiç olmadık insanlarla konuşuyorum. Bilincin bir sürükleyişini yaşıyorum. Bugün o havalardan birini okuyarak yaşıyorum. Bir köyde muhtarın statüsünü yaşıyor, köylünün derdi oluyor, elimi kaldırıp işaret parmağımla suçluyu işaret ediyor, sonra dört parmağımın beni, birinin karşıyı işaret ettiğini görüyorum, dört parmak mı somut gerçeği söylüyor benim bilincimle hareket eden tek parmak mı anlam veremiyorum. Kimseden emin olamıyorum. Konuştuğum insanlar var mı bilmiyorum. Bana haber veren ulaklar gerçek mi bilmiyorum. Bir anda kendimi muhtarlıkta buluyorum, sonra kahvede yaşlıları dinliyorum, birden karşımda Nuri’nin karısı, Güvercin kaybolmuş nerde? Cennet’in oğlu kime mektup yazdı? Cennet oğlunu yılandan mı korusun Reşit’ten mi? Berber her şeyi bilir, hükümetten önce ona mı gitsem? Bekçi artık Hacer’i görmez? Ramazan imamla konuştuğu gün merakıyla nasılsa göçtü? Bu koku ne ya... Korkular, endişeler, sorular, bilinmezlikler, sesler, sessizlikler, sırlar.... Kim ne zaman kayboldu. Kaaaarrr neden yağar karrrrr?? Kaaaaarrr neden yağar karrrr? Yağdı. Soran gördü mü karı? Buldu mu cevabı? Biz bulalım. Karrrrrr neden yağar karrrr? Efsaneleri kar mı örttü? Sessinizi kar mı gömdü? Kar her sesi susturdu. Şehir sus
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma