10/10
·528 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 03:23
Ohaaa çüşşşş bu nasıl son Mal gibi ağzım açık kaldım. Arkadaşım kafamda türlü son kurdum bu kitap için ama bunu beklemedim ne yazdın sen neeeee (Allah'ım cidden çıldırmalık devamını nasıl bekleyeyim ben kitabın) Benim heyecanından, sizi uzun soluklu bir yorum beklediğini anlamışsınızdır umarım. Hazırsanız başlıyoruz; Nergis; lösemi hastası kız kardeşini kurtarmak için zengin adamları dolandıran, genç bir kadındır. Artık erkekleri kolay lokma olarak düşünür çünkü herkes bir bir tuzaklarına çekiliyordur. Yakın arkadaş grubuyla daha kolay para nasıl elde edebilirler diye düşünürken dalgasına 'tefeciden para alıp kaçalım' lafının mantıklı gelmesiyle bunu gerçekleştirmeye karar verirler. Yalnız sorun şudur ki dolandırmaya çalıştıkları tefeci hiç de öyle kolay bir adam değildir. Ülke genelindeki tüm tefecilik işleri Tufan Ali Uluhan' dan sorulurken aynı zamanda kendi ismini acımasız harflerle de dünya alemin aklına sokmuş desek yeridir. (Adam yılan, akrep besleyip, tarantula yediriyor daha ne yapsın tam bir manyak) Tufan, daha ilk andan Nergis' e bu parayı verse de ödeyemeyeceğini bilerek verir çünkü onun için farklı planları vardır. Kendisine onu mecbur bırakacaktır. Neden mi? Çünkü Tufan' ın en büyük düşmanının ölmüş karısının kopyasıdır Nergis. Ve Tufan bu olayı kendi lehine kullanmaya kararlıdır. Kitabı saatler içerisinde okuyup bitirdim ben ve gördüğüm eleştirilere rağmen kitaba bayıldımmm. Dark romance sever biri olarak bana diğer dark kitaplardan farklı gelen yönü ciddi anlamda bir nefret mevcuttu kitapta. Şey falan beklemeyin işte adam kıza ilk anda bişey hisseder korur, kollar falan hahhh ağzımıza sıçıyor kitap boyunca. Bir de masum rolüyle nasıl manipüle ediyor ben şok Yalnız Tufan ciddi anlamda çok zeki bir adamdı duruşu, düşünce şekli falan cool herifin
Bir Nergis Tufanı: NefretCeylin Petrikor · Martı Yayınları · 202666 okunma
Kadınlar Ormanı
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 17:39
Birkaç ay önce bu kitabı yazar Yekta Kopan önermişti. Hatta hikâyesinde şöyle demişti:"Keşke bu kitap daha çok kişiye ulaşsa ve kadın kitap kulüplerinde bu kitap konuşulsa. ". O zamandan listemdeydi Kadınlar Ormanı. İyi ki alıp okumuşum Ladydy'nin hikayesini. Kitabı bitirdiğimde içim burkulmus hissettim. Anlatılanlar ve yaşananlar bir kadın için ağır. Şöyle anlatıyım. Farz edin ki bir yerde bir kız çocuğu doğdu. Bunun için anne üzülüyor ve etrafa "Oğlum oldu. " diyor. Daha sonrasi daha fena. O kız çocuğu erkek gibi giydiriliyor, saçları ona göre kısa kesiliyor, yüzü gözü pis bırakılıyor. Büyüdüğünde çocuğun çirkin olması için dua ediliyor. Çirkinse de aile bu durumdan mutlu oluyor. Değilse... Yaşanılan fiziksel ortam da fena. Meksika'da Guerrero Daği'nda akrep, yılan, tarantula, karınca, iguanalarin cirit attığı bir yer. Tekinsiz yer. Ölsen akbabalar bunun habercisi. Telefonlar da çekmez. Devletin bu yerleşim yerindeki etkisi nedir desen,devlet suçluyu bulmaz. Kaçakçılığı, uyuşturucu satıcılarıni destekler. Bu kişiler herkes tarafından bilinir, ama devlet önlemez. Kaçırılan, kaybolan insanlar var. Bu yerleşim yerine gelen öğretmen ya da başka sebepten gelenler hep geçici. Bir yıllık görevimi bitireyim de gidiyim derdinde. O yüzden gelenler buradakileri anlamaz, yaşayanlar da onların gideceğini bildiği için bağ kurmaz. Buraya kadar olan kısım kitabın sadece girişi. Olaylar ile ilgili sürpriz bozan bir şey yok. Okumanızı tavsiye ederim.
Kadınlar OrmanıJennifer Clement · ‎ Siren Yayınları · 20252,110 okunma
Reklam
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Okurlar bu kitap için resmen ikiye bölünmüş durumda: Bayıla bayıla okuyanlar ve “eh işte” deyip omuz silkenler… Ben mi? Açık ara “beğendim” diyenler tarafındayım. Kitap, bir gencin yolculuk sırasında bir benzin istasyonuna uğramasıyla başlıyor. Ancak istasyondaki markette kimse yok. Ne bir çalışan ne de bir müşteri… Genç, tuvalete girdiğinde ise kilitli kaldığını fark eder. Ne kadar bağırıp çağırsa da sesini duyuramaz. İşte tam bu noktadan sonra, akıl almaz ve insanın tüylerini ürperten olaylar zinciri başlar. Kitaba “Ne! Ne oluyoooor?!” diyerek başladım. Kısa sürede kendimi “O tuvaletin havalandırma deliğinden daha neler çıkacak acaba?!” diye panik içinde buldum. İğrendim mi? Evet. Tırstım mı? Hem de nasıl! Hatta birkaç yerde “Ben şu an ne okuyorum?” diye kendimi sorguladım. Bir ara da kendime ciddi ciddi “Psikopat mısın kızım sen?” dediğim oldu. Zaten yılan ve böceklerle aram hiç iyi değildir. Dolayısıyla o benzin istasyonunun tuvaletinde ben olsaydım… muhtemelen şu an bu yorumu yazan kişi ben olmazdım. Kısacası kitap beni korkutmadı evet ama fena halde tırsttı. Kocaman bir tarantula, dünyanın en zehirli yılanlarından Doğu Elmas Sırtı Çıngıraklı yılan, saymakla bitmeyen böcekler ve insan gözlerinden oluşmuş bir maske takan psikopat. Yazarın kitabın başında, böcek ve yılan fobisi olanları uyarması boşuna değilmiş. Beni okurken gerdi, rahatsız etti. Herkese hitap etmeyebilir ama türü sevenler için kesinlikle kaçırılmayacak bir kitap.
Mola YeriNat Cassidy · Nox Yayınları · 2026105 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 18:11
Aslında bu kitap diğer bütün kitaplardan farklı , çünkü başında bir uyarıyla başlıyor. Bu uyarıda okuyucuya hikayede bol miktarda böcek mevzusunun , yılan sahnesinin,dar bir alanda sıkışıp kalmanın ve sorgulamaların olduğu belirtiliyor. Okurken fobilerinizi sorgulayacak, korkularınızla karşılaşacaksınız. Özellikle böcek fobisi olanları biraz zorlayacak bir kitap. Çünkü okurken ister istemez bir rahatsızlık duyuyorsunuz. Kitaptan bir alıntı bırakarak yoruma başlıyorum “korku insanı aptal eder” Issız bir otoyolda ilerlemektesiniz… mola verme ihtiyacı duydunuz ve bir benzinlik gördünüz, benzinlikte de birkaç tane araç var. Benzinliye doğru yürümeye başladın. İşte Abe’in hikayesi tam olarak böyle başladı. Hikayeden ziyade travma mı desem daha doğru olur emin olamadım. Benzinlikteki markete doğru ilerleyen Abe, tuvalete girmek istiyor. Kapının üzerinde değişik bir yazı var ancak daha fazl beklemek istemediği için kapıyı açarak içeri giriyor. Çıkmak istediğinde hiç tahmin etmediği bi sorunla karşılaşıyor. Kapıya vurmasına rağmen açılmıyor, ve Abe o küçük tuvalette sıkışıp kalıyor. Acaba oradan kurtulabilecek mi? Klostrofobi dediğimiz kapalı kalma korkusu ve entomofobi baş başa kaldığınız tarantula, yılan… Bu kitaptan sonra eminim ki mola yerlerinde durmaya çekinecek tuvaleti kullanmaya korkacaksınız. Gönül Tuğba ile okuduk
Mola YeriNat Cassidy · Nox Yayınları · 2026105 okunma
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 09:17
Sesin Üzgün Geliyor, Çağdaş Türk şiirinin sakin, derin ve içe dönük Şairlerinden olan İbrahim Tenekeci'nin, yazdığı şiir kitabıdır. Şiirlerinde konuşmaktan çok dinleyen, bağırmaktan çok hisseden bir dil kurar. Az sözle çok şey söylemesiyle tanınır; mısra onda bir “yük” taşır.
Şiir
Sesin Üzgün Geliyorİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap Yayınları · 2024259 okunma
Of Not Being A Jew
10/10
·608 syf.··
2025 33. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 00:00
"İhmalkâr gözle okunmuş bir kitap, bitkin bir gözle okumayı tercih ederdim" (s. 239) İsmet Özel’le tanıştığımda bu kitabın adını duydum. Merak ettim, okudum; ancak bu ilk okuma aceleyle, yüzeysel bir geçişti. Zamana yaymadım, kitabı bitirdim fakat detaylı bir inceleme yapmadım; yalnızca popüler bölümlerin altını çizip paylaştım. Aradan bir yıl geçti ve kitaplığımdaki bu esere yeniden rastladım. Bu kez farklı bir yaklaşımla, sayfa sayfa, satır satır, mısra mısra ilerledim. Altını çizdim, notlar aldım, anlamadığım yerleri tekrar tekrar okudum. Amacım kitabı salt “anlamak” değil, ruhuna nüfuz etmekti. Geçen ve geçmeyen fikirleri ayırt ederek, metnin bana hissettirdiklerini ve beni zorlayan noktalarını not ettim; bu ikinci okuma adeta bir içsel yolculuğa dönüştü. Hâlâ ara ara okuyorum, sayfa sayfa notlar alıyorum ve bilinçli olarak bitirmiyorum. Çünkü kitabın açtığı gizemli kapıların arasında kalmayı, İsmet Özel’in dünyasında bir süre daha oyalanmayı tercih ediyorum. Bu eser benim için yalnızca bir edebî, şiirsel çalışma değil, bir yol arkadaşı, bir bakış açısı ve bir pencere; zaman zaman bana kendi iç dünyamı sorgulatıyor. İsmet Özel’in düşünce dünyası, bireysel sorumluluk, toplumsal yabancılaşma ve tarihsel bilinç ekseninde şekillenir. Hayatın ağırlığı, bireyin bu ağırlık karşısındaki duruşu, şiirlerinde yoğun biçimde hissedilir. Özel’in dizelerindeki öfke, Fransızca kavramlar ve devrimci retorik, metni hem dilsel hem de duygusal açıdan eşsiz kılar. Kelimelerle ve harflerle kurduğu ritmik oyun, okuyucuyu derin bir düşünsel ve duygusal yoğunlukla yüzleştirir. Bu nedenle metnin anlamını kavramak için sık sık sözlüğe başvurmak gerekir; yabancı terimler ve kavramlar, Türkçenin içine serpiştirilmiş olup metnin duygusal ve kavramsal yapısını güçlendirir. Bazı dizeler de
Şiir
Of Not Being A Jewİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20221,109 okunma
Reklam
Reklam