10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Hal Dünü Bitmez Doğunun 1- Coğrafya kaderdir dedi İbn-i Haldun yalnız yetmedi. Bu sözün yirmi birinci yüzyıl da devamını şöyle yazdım etik ahlakın devamı hal dünü devam ettiren bir bilinç olarak; ✓ Coğrafyanın kader olduğu kadar, o coğrafya üzerinde yaşayanlar da o coğrafyanın kaderidir. Örneğin doğal kaynak zengini ortadoğu coğrafya olarak kader mi? Yoksa doğal kaynaklarını birkaç soyguncuya şahsi çıkara satılarak göz yumanlar bu kan bataklığı coğrafya için nedir? Örneğin Anadolu üzerinde ki planları olan yine ortadoğu bağlantılı soyguncu soykırımcı yayılmacı haçlı batının emellerini gerçekleştirmesine engel Türk yeryüzünün kaderi değil mi? 2- Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer demiş İbn-i Haldun. ✓✓ İşte yeryüzünde bilim ve teknolojiyi bizden çalarak ve kötüye kullanarak gücü ele geçiren barbar batı doğunun kadim etik ahlak anlayışı geçmişini bu çağda kanlı soyguncu doğal kaynak ve yaşam hırsızlığı yaparken yerli işbirlikçileri ile birlikte suçüstü edilerek yakalandı ve etik ahlak anlayışı geçmişi gelecek refah için uyandırdı. 3- İnsanı açlık öldürmez, alıştığı tokluk öldürür dedi İbn-i Haldun. ✓✓✓ Aç bırak, muhtaç et, biat ettir ve karnının gurultusunu unuttur, her yönden fanatik kitleler üret, işbirlikçi olanı besle, olmayanı dışla. Ya benden yana olacaksınız ya da benden yana değilseniz yok olacaksınız anlayışını dayat. İnsanı ilkesizlik ve onursuzluk öldürür. Karın topluluğuna genel yararı şahsi çıkara satan ahlaksızlık o toplumu çürütür. Hiç yabancı gelmiyor değil mi? 4- İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız kendi kendini örgütür. ✓✓✓✓ On yaşında çocukken yaşadığım bir olay sonrası kendime verdiğim bir söz yönümü, yolumu ve yöntemi çizdi. İnsanlık yararına büyük bir hedefi gerçekleştirmek için ilk
Hayata Dair
Mukaddimeİbn-i Haldun · Gece Kitaplığı · 20231,736 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 76. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 23:09
Yazar ülkelerin geri kalmışlığını/ilerlemesini; coğrafi konum(coğrafya kaderdir!), kültürel yapı ya da doğal kaynaklara değil kapsayıcı veya sömürgeci kurumların(kararların) varlığına bağlıyor. Bu görüşünü destekleyici mahiyette bilgilerle birçok ülkeden örnekler vererek konuyu ayrıntısı ile ele alıyor. Ekonominin sadece piyasa dengeleri ile açıklanamayacağını tarih, siyaset ve toplumsal yapının da ekonomiyi yakından etkilediğini ifade ediyor. Kapsayıcı kurumlar çoğulcu olup/ bireylere ekonomik ve siyasi süreçlere katılım hakkı tanırken, sömürücü kurumlar ise gücü dar bir elitin elinde toplar. Okumaya değer bir eser. Ciddi bir araştırma ürünü. Bana göre biraz uzun olmuş. Ancak konuya ilgi duyanlar için sorun olmayabilir. - Uluslar sömürücü kurumlar yüzünden ekonomik başarısızlığa uğrar bu kurumlar yoksul ülkelerin yoksul kalmasına neden olur ekonomik büyüme yoluna girmelerini engeller. - Otoriter rejimler özgür medyanın öneminin farkındadırlar ve onunla mücadele etmek için ellerinden geleni yaparlar. - İnsanları fabrikaya götürebilirsiniz ancak onları vurmakla tehdit ederek buluşlar yapmalarını sağlayamazsınız.
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,585 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Ayşegül Uysal kaleminden Canım Kadın kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 150 sayfalık bir kitap •Kitabı elime aldığımda ilk karşılaştığım soru şuydu: Hepimiz bir başkasının hikâyesindeki rolümüzü ezberlemeye çalışarak yorulmadık mı?" Bu soru, sayfalar ilerledikçe bir yüzleşmeye dönüştü. Hocam öyle bir dille anlatmış ki; bazen sofrayı kuran o görünmez el, bazen her şeye sabreden o sessiz kalp olduğumuzu ama aslında asıl kahramanın, yani kendimizin nasıl geride kaldığını ilmek ilmek işlemiş. •Bu kitabı sıradan kişisel gelişim kitaplarıyla karıştırmayın. İçinde Farabi’nin erdemi, Nietzsche’nin üstinsan arayışı ve Virginia Woolf’un sessiz direnişi var. Hocam, İbn Haldun’un o meşhur Coğrafya kaderdir sözünden yola çıkarak, bu coğrafyada kadın olmanın getirdiği o kederi nasıl bilgeliğe dönüştürebileceğimizi ilmek ilmek işlemiş. Okurken bazen bir tarih kitabında, bazen bir felsefe dersinde, en çok da kendi iç dünyamda hissettim kendimi. •Anneliğin sadece biyolojik bir süreç değil, bir karakter inşası olduğunu; sevginin aslında kendimizi terbiye etmekten geçtiğini okurken evet, tam olarak bu dedim. Ama en çok da Kendimizle arkadaş olabilmek kısmında durup düşündüm. Başkalarına gösterdiğimiz o sonsuz merhameti, neden kendimizden esirgeriz ki? •Hocamın kalemiyle bu ilk tanışmamız harika bir başlangıç oldu. Kendi sesini duymak isteyen her Canım Kadın'ın bu rehberle tanışmasını canıgönülden isterim. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Canım KadınAyşegül Uysal · Kitap Arası Yayınları · 20266 okunma
10/10
·662 syf.··
Beğendi
·
2022 89. kitabı
[İkinci kez okuduğum kitaplardan] "Tüfek, Mikrop ve Çelik" insanlık tarihinin gelişim sürecini savaşlar, büyük liderler, uygarlıklar, coğrafyanın, iklimin, biyolojik çeşitliliğin ve tarımsal olanakların belirleyiciliği üzerinden, son derece çarpıcı bir tarih yorumu ortaya koymaktadır. Kitabın temel sorusu, bazı toplumların neden diğerlerinden daha hızlı geliştiği ve neden dünyanın belirli bölgelerinde büyük imparatorlukların doğduğu üzerine kuruludur; ancak Jared Diamond bu soruya üstün ırk, zekâ ya da kültürel ayrıcalık gibi indirgemeci açıklamalar yerine, tamamen çevresel ve tarihsel koşullar ekseninde yaklaşıyor. Eserin olay örgüsü klasik roman yapısındaki gibi ilerlemese de, kronolojik tarihsel sıçramalarla şekillenen güçlü bir anlatı akışına sahip. Mezopotamya’dan Çin’e, Amerika yerlilerinden Afrika kabilelerine kadar genişleyen anlatı, tarım devriminin ortaya çıkışıyla birlikte insanların yerleşik yaşama geçmesini, hayvanların evcilleştirilmesini, salgın hastalıkların toplumlar üzerindeki etkisini ve teknolojik gelişmelerin dünya hâkimiyetine nasıl dönüştüğünü aşamalı biçimde ele alıyor. Özellikle Avrupalı toplumların Amerika kıtasını istilası sırasında “tüfek”, “mikrop” ve “çelik” üçlemesinin sembolik anlamı; tüfek askerî gücü, mikrop bağışıklık üstünlüğünü, çelik ise teknolojik üretim kapasitesini temsil ediyor. Diamond’ın anlatım dili akademik olmasına rağmen şaşırtıcı derecede akıcı. Bilimsel verileri kuru bir makale ciddiyetine hapsetmeden, antropoloji, biyoloji, tarih ve coğrafyayı iç içe geçirerek adeta çok katmanlı bir düşünce romanı kaleme almış. Yazarın üslubunda özellikle neden-sonuç ilişkileri büyük bir titizlikle işlenmiş; her bölüm bir önceki düşüncenin mantıksal devamı niteliğinde ve okuma ilerledikçe, tarih ve tarihin nasıl okunması gerektiğine
1000Kitap
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Tübitak Yayınları · 20169,5bin okunma
Bir Kayanın Ardındaki Coğrafya: Tanios Kayası
Puan vermedi·247 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 10:39
Amin Maalouf'un Goncourt odullu romani uzerine samimi bir yazi. Ortadogu'da dogdun, burada yasiyorsun. Sana "cografya kaderdir" demislerdi. Ciddiye almamistin. Sonra bir kitap okudun ve o cumle oturdu tepene. Amin Maalouf'un Tanios Kayasi'ni bitirdigimde aklimda kalan ilk sey bu oldu. 1830'larin Lubnan'i, Osmanli'nin son demleri, Mehmet Ali Pasa'nin Misir'dan oynadigi oyun, Ingilizlerin ve Fransizlarin Ortadogu satrancindaki hamleleri... Ve tum bunlarin ortasinda, saclari erken beyazlamis bir gencin hikayesi. Tanios, bir Seyh'in himayesindeki kucuk bir koyde buyuyor. Annesi Lamia — guzelligi "carmih gibi" tasiyan bir kadin. Aslinda hikaye onunla basliyor. Yasak bir ask, gizli bir dogum ve seneler sonra ortaya cikan bir gercek. Tanios gayrimesru oldugunu ogrendiginde, kimlik dedigimiz o kirilgan seyin aslinda ne kadar disaridan dayatildigini goruyorsunuz. Maalouf'un en buyuk marifeti su: Tarih dersi vermiyor. Sadece anlatiyor. Olaylari, insanlari, entrikalari o kadar dogal bir akisla sunuyor ki bir bakmissiniz 1830'larin Lubnan Dagi'nda dolasiyor, Tanios'la birlikte siz de o kahvenin onunde oturuyorsunuz. Kitabi bitirdikten sonra kendinizi Maruniler kimmis, Druzler neyin nesiymis diye arastirirken buluyorsaniz sasirmayin. Bende oyle oldu. KIMLER OKUMALI? Amin Maalouf'la yeni tanisacaksaniz, cok tartisilir bir konu. Bazilari "Semerkant'tan basla" der, bazilari "Afrikali Leo'dan". Ben sahsen Tanios Kayasi'ni da listede ust siraya koyarim. Cunku: - Kisa (247 sayfa, bir aksamuveri biter) - Akici (ilk 50 sayfada tarihsel arkaplan biraz yogun gelebilir, pes etmeyin) - Sarsici final (tahmin edemezsiniz, soyleyeyim) - Dusundurucu (bitince "iyi ki okudum" dersiniz) BIR DE ELESTIRI VAR Her Maalouf romani ayni gucte degil. Bunu kabul edelim. Semerkant'in buyusu, Afrikali
Edebiyat
Tanios KayasıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20217,8bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 23. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 15:34
İlber Ortaylı, 1947 yılında doğmuş; Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla hem akademide hem de kamuoyunda saygın bir yer edinmiş, güçlü anlatımı ve geniş bilgi birikimiyle öne çıkan önemli bir tarihçidir. Dünya ve Anadolu tarihine adını altın harflerle yazdıran, “alınamaz” denilen İstanbul’u henüz 21 yaşında fethederek bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan, dünyanın en büyük komutanlarından Fatih Sultan Mehmed… İlber Ortaylı’nın “Doğu’nun ve Batı’nın Hükümdarı” olarak nitelendirdiği bu büyük şahsiyeti tüm yönleriyle ele aldığı eserini büyük bir keyifle okudum. Bu kitapta dönemin toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel, dini ve askeri tüm dinamiklerini ustaca işleyen Ortaylı Hoca, tarih anlatımını sıradan bir bilgi aktarımının ötesine taşıyarak son derece akıcı ve derinlikli bir üslup ortaya koyuyor. 15. yüzyılın ruhunu anlamak isteyenler için eser, yalnızca bir biyografi değil, aynı zamanda kapsamlı bir dönem analizidir. Bu dönüşümün en net ifadesi eserde şu sözlerle ortaya konur: “Fatih Sultan Mehmed devri, Doğu ve Batı dünyasında Osmanlı İmparatorluğu'nun artık bir cihan devleti haline geldiği bir döneme tekabül eder. Bu dönemle birlikte Osmanlı, büyük güçler arasına katılmış ve artık dünya sahnesindeki diğer büyük devletler, kendi politikalarını Osmanlı'yı da dikkate alarak; birbirlerini izleyerek, dengeleyerek şekillendirmeye başlamışlardır.” “Coğrafya kaderdir” sözü meşhurdur; ancak Fatih Sultan Mehmed, bu kaderi yalnızca kabul eden değil, onu dönüştüren bir hükümdardır. Onunla birlikte Türkler yalnızca sınırlarını genişletmemiş; yönünü değiştirmiş, denizlere açılmış ve farklı coğrafyaların insanı haline gelmiştir. Bu yönüyle Fatih, yalnızca bir fetih sultanı değil, aynı zamanda bir dünya düzeni kurucusudur. Fâtih Sultan Mehmed İlber Ortaylı
1000Kitap
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025923 okunma