Tarık Doğubeyazıt

Tarık Doğubeyazıt
Okumayı Öğrenmek Hayatın Başıdır Anlamak Devamıdır Kabul Etmek Yoludur Yaşamak Hayatın ta Kendisidir Hayatının 80 Yılını Bu işeversen Yinede Memnun Olduğunu Söylemezsin
Aşka Ac Sis boruları ötmeğe başladı yavrular Şimdi oradalar - Aşk delice kımıldamalı yatağından Sen bir yıldız kaymasıyla yatağından Üstüne alevleri alarak Kemikli bir aşk gencinin kollarından tutarak Sen kanın damarlara tutunamadığı anlardan Beni karnınla Bir göz boğuşmasına daha kandırarak Bul içe kapanık hayvanlarımı yalvarmalarınla Üzülmüş Belki dünya ile horlanmışım Ansızın çık oradan görün orada Bu siyah basmış kara akar deme - Başka olmalı gövdemi denetleyişin aşka hazır olan ... LARDAN. OKADIN'lardan Halk aşksızsa sokaklar banka dükkânlarıyla doludur Ellerimi kâlb olmayan sularla ıslamaya alışır o kızlar - işte artık kaçmak - işte durmadan karşımızdayken bile - - ılık ev girintileri gizlesin daha köprüler karanlık bedenleri Her şey onlara göre - yamandırlar
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
HAYATI BÖYLE YAŞAMAK GEREK Sokağı süpürürken yavaş, fakat belli bir tempoyla çalışırdı. Her adımda bir nefes alır, her nefeste bir süpürge sallardı. Bir adım, bir nefes, bir süpürge... Böyle sürerdi. Arada bir durur, önüne bakarak düşünürdü. Sonra gene, adım-nefes-süpürge... Böylece, önünde kirli, arkasında tertemiz bir yolda ilerlerken aklına binbir türlü fikir takılırdı. Fakat bunlar, rüyadaki renkler gibi, anlatılması güç özel kokular gibi, şekilsiz, sözsüz fikirlerdi. İşi bittikten sonra Momo'yla otururlarken düşüncelerini ona aktarırdı. Momo kendine özgü dinleyişi ile onu dinlerken Beppo'nun dili çözülür ve sözcükleri yerli yerine otururdu: "Bak Momo" derdi, "Ne oluyor, biliyor musun? Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki, insan bunun sonu gelmez sanıyor." Beppo bu. Bu kadarcık laftan sonra bile önüne bakarak bir süre susar, sonra devam ederdi: "O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çabuk... Her seferinde önüne baktığında yol kısalır gibi olmuyor. Daha hızlı, daha gayretli, daha korkulu çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde önünde upuzun duruyor. İnsan böyle yapmalı." Susup, biraz daha düşündükten sonra sürdürdü konuşmasını: "Caddeyi bütünüyle görüp düşünmemeli. Hep bir sonraki adımı, bir sonraki nefesi ve bir sonraki süpürgeyi... Ve hep bir sonra geleceği... O zaman zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Ve öyle yapmak gerekir."
Zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti. İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu
Zaman Tasarrufu İyiye Doğru Gidiyor Gelecek, Zaman Tasarrufuna Bağlıdır Yaşamını Çoğalt-Zamandan Tasarruf Et!