Fırat

Belli ki yetişkinler zaman zaman durup yaşamlarının nasıl bir facia olduğunu düşünüyorlar. Ama o zaman da bir şey anlamadan sızlanıp duruyorlar ve hep aynı cama çarpan sinekler gibi, çırpınıyor, ıstırap çekiyor, yıkılıyor, çöküyorlar ve kendilerini gitmek istemedikleri yere sürükleyen olaylar zinciri üzerine düşünüyorlar. Hatta içlerinden en zekilerinin bu sorgulamayı bir din haline getirdiği bile olur: Ah şu burjuva yaşamının lanet olası değersizliği! Bu türdekiler arasında, babalarının sofrasında yemek yerken, "Gençlik hayallerimize ne oldu?" diye kül yutmaz ve hoşnut bir havada soran kişiler vardır. "Hayaller uçup gitti, hayat dediğin serttir." Olgunluğun bu türden sahte farkındalık ifadelerinden nefret ediyorum. Aslında onlar da diğerleri gibi. Başlarına neyin geldiğini fark edemeyen ve ağlamak isterken sert görünmek isteyen yumurcaklar onlar..
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir” lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında ise artık iş işten geçmiştir. Sır olduğu gibi kalırken, kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlere saçılıp savrulmuştur zaten. Hayatına hiçbir anlam bulamadığını maskelemeye çalışan insanın kendini elden geldiğince uyuşturması kalır geriye. Üstelik kendini daha iyi ikna edebilmek için de kendi çocuklarını aldatır..
Edebiyat
Konuş, savunmanın bana söyleyeceği bir şey varsa. Şimdi çok geç ağlamak için. Daha uygun durumlarda ağlamak gerekirdi, elverişli fırsat çıktığı zaman. Gözlerin açıldıysa eğer sonunda, kendin karar ver davranışının sonuçlarının neler olduğuna. Elveda! yalıyarların meltemini solumaya gidiyorum ben; çünkü, yarı tıkanmış akciğerlerim, seninkinden daha sakin ve daha erdemli bir seyirlik istiyorlar, haykırarak..
Edebiyat
Gülmeyi bilmem ben. Birkaç kez denediysem de gülmeyi hiçbir zaman beceremedim. Gülmeyi öğrenmek çok zor ya da daha doğrusu, bu yaradılış aykırılığı­na karşı içimde taşıdığım tiksinti duygusunun, kişiliğimin en önemli niteliğini oluşturduğunu sanıyorum.
Edebiyat
Her gece, yıldızlara bakmaya zorlarım kurşuni gözümü, penceremin camlarından. Kendimden daha emin ola­yım diye, bir tahta parçası ayırır şişkin göz kapaklarımı. Aynı durumda bulur beni söken şafak, vücudum dikey durumda ve ayakta soğuk duvarın alçısına yaslanmış..
Edebiyat