6.BÖLÜM
🌹 İnci🌹
Ortaokul son sınıf…
Kendimi en çok suçladığım dönemler ve içime kapanıp ördüğüm duvarların arşa yükseldiği yıllar. Ne bir kız ne bir erkek… Hiç kimseyi yanıma yaklaştırmıyordum. Dışarıdan bakıldığında çalışkan, burnu havada, kendini beğenmiş bir kız gibi görünüyordum belki, ama içimde kopan fırtınaları, omuzlarıma yüklenmiş geçmişin ağırlığını kimse bilmiyordu. Tek yaptığım; okula gitmek, öğretmeni dinlemek ve zil çalar çalmaz eve koşmaktı.
O gün de aynıydı. Öğle teneffüsünde bahçede çocuklar kahkahalar atarak koşturuyor, bir grup kız köşede fısıldaşarak sırlarını paylaşıyordu. Ben ise yine her zamanki gibi sınıfta, çantamdan ayırmadığım aşk romanının sayfalarına sığınmıştım. Dünyanın gürültüsü, o satırlarda yok olup gidiyordu. Öylesine dalmıştım ki, Mehtap sınıfa girdiğinde, omzuma hafifçe dokunana dek fark etmedim. Ani bir irkilişle başımı kaldırdım. “Korkutmak istemedim İnci,” dedi, gözlerinde samimi bir gülümseme vardı. “Seni çağırdım ama duymadın. Kusura bakma." Zoraki bir tebessümle, “Önemli değil. Kitabın en heyecanlı yerindeydim galiba," dedim. “Yanına oturabilir miyim?” diye sordu. Şaşkınlıkla başımı salladım. “Tabii…”
**Yanıma oturdu ve konuşmaya başladı. Laf lafı açtı, konu birden geçen sene mezun olan Alp’e geldi. Okulun yarısının gözdesi olan, mavi gözleriyle kızların kalbini titreten, gülüşüyle etrafı aydınlatan Alp’e…
**
Onu da ben, kendi sessiz dünyamda, kimselere söylemeden sevmiştim. Platonik, gizli, kimseye açamadığım bir sevgiyle. Mehtap konuşurken zihnim birden bulanıklaştı. Gözlerimin önüne Alp’in yüzü geldi; gülüşündeki o iç gıdıklayan sıcaklık, gözlerindeki deniz mavisi ışık...
**Mehtap bana beyaz, düzgünce katlanmış bir kâğıt uzattı. “Bunu sana Alp gönderdi. Senden