Sen daima o içi dolu adamsın. Daima büyük bir alevle sarıldığını hissettiğin başın, ancak toprağın altında soğuyacak ve ancak toprağın altında sen, bu en tatlı ve en korkunç, mest edici ve haşlayıcı hararetten ayrılacaksın.
"Sen daima o içi dolu adamsın. Daima büyük bir alevle sarıldığını hissettiğin başın ancak toprağın altında soğuyacak ve ancak toprağın altında sen, bu en tatlı ve en korkunç mest edici ve haşlayıcı hararetten ayrılacaksın."
Zihnim hep seninle, hep ikimizle meşgul oluyor. Hayatın bazı zorlukları altında bazen kendimi bu kadar yorgun hissederken, senin tatlı gülüşün neşe ve sıhhatli çehren bunları bana hep unutturuyor.
Hiç sevdin mi?
- Ne budalaca bir şey sordun. Benden ne beklersin?
- Anlamadım.
- Ben sever miyim, sevemez miyim?
- Kısa ve bol seversin.
- Çok uzun ve çok bol da sevebilirim. Fakat... Söyleyim mi? Bu benim sırrımdır. Ah, ne melunsun sen! Beni söyletmek için her şeyi yaptın. Çok tatlı bir sansasyon bütün sinirlerimin üstünden ince, serin bir duman gibi geçiyor.
Belki beni söyletmek için o dükkâna uğradın. Peki, söyleyeceğim. Fakat benim bütün ümitlerimi kesen ve bende bir tek zayıf ümit bırakan adamı sevebilirim, anladın mı?
- Cesaretini beğendim. Bu itiraf büyük bir cesarettir.
- İstifade edecek misin bundan?
- Bilmiyorum, bilmiyorum. Aramızdaki münasebeti kendi seyrine bırakıyorum. Bu geceden sonra birbirimizi göreceğimizi kim temin eder?
- Sen bunu da yapar mısın? Yaparsın değil mi?
- Ben yapmam, hayat yapar.
- Hayat.
KELİME DEFTERİ
* Diğer yandan her yazarın belli kelimeler etrafında döndüğünü biliyordum. Öyle ki o kelimelerin bir araya getirilerek yorumlanması yazarın ilgilerini, ısrarlarını, meselelerini kısacası temel izleğini (personel mitini) ortaya çıkarabilirdi. Yazar o kelimelerden ibaret tek cümleye indirgenebilirdi. 13
* İşte benim Kelime Defteri’m:
Aşk: Ezelden beri aşk olduğu için kelimelerin en başına yazıldı.
Ezel Tanışıklığı: Aşkın tanımı. Bezm-i cânda Galib’in payına düşen kâle-i kâm.
İhanet: Ezeli aşk üçgeni.
Akıl ve Kalp: Aklıma yaslansam kalbim, kalbime yaslansam aklım yarı yolda bırakıyor.
Acı: Kendimiz için çekersek bizi bencilleştirir. Kendi acımızda bütün evrenin acısını tecrübe edersek olgunlaşırız. Acıdan acıya fark var.
Empati: İnsan olmanın ilk şartı. İnsan kendini başkasının, dahası kurdun kuşun, börtü böceğin, kırık dalın yerine koyabiliyorsa insandır.
Hayvanlar: Sevmiyorsan da yaşama hakkına saygı göster. Yusuf’u yemeyen kurttan muhacir Masala, akıbeti meçhul karacalara. Yazdıklarımda hep varlar.
İnsaniyet: Her türlü davanın üstünde. Ve ben artık insanlardan insaniyete sığmıyorum.
Sahici: Düz cümleler kurmaya heves edişimin hem sonucu hem sebebi.
Siyaset: Tek masumun acı çektiği yerde bütün geçerliğini yitirir.
Savaş: Niye ki?
Şefkat: Bütün duyguların üstünde duruyor, hâlâ.
Zaman: Her şey her an yeniden yaşanıyor.
An: Her şey anın içinde donmuş duruyor.
Ölüm: Ölüm sonrasında bir hayat olduğundan, orada tekrar buluşup konuşacağımızdan kalemimin şu an elimde durduğundan emin olduğum kadar eminim.
Kadim: Ne güzel kelime.
Evrensel: Kadim ile birlikte.
Perde: Bu perdenin arkasında ne var ki ömrünü onun önünde muztarib bir ruh gibi dolaşmakla geçiriyorsun? Hepimiz bu taraftayız. Arkada ne var?
Gölge: Sen bana gölge ben sana gölge. Rabb’in nazarında sen gölge