Oğlumun ilk şeker deneyimini düşünüyorum: ilk doğum gününde, pastasının üstündeki şekerli krema. Elimdeki tek kanıt Isaac'in yüzü (o ve bu deneyimi şiddetle tekrar etmeyi istemesi), ancak şekerle ilk karşılaşmasının onu sarhoş ettiği açıktı -aslında kelimenin tam anlamıyla bir mest olma haliydi bu. Yani şekerin verdiği zevkle kendinden geçmişti; artık, zaman ve mekanda benimle birlikte değildi, burada değildi. Isaac, lokmalar arasında başını kaldırıp hayretle bana bakıyordu (kucağımdaydı ve ben de nefis yiyecekle dolu çatalı ağzına uzatıyordum). Sanki, "Dünyanızda bu mu var? Bugünden sonra hayatımı buna adayacağım" diye bağırıyormuş gibiydi. (Temelde yaptı da.) Ve bunun önemsiz bir arzu olmadığını düşündüğümü hatırlıyorum. Sonra da merak etmiştim: Tatlılık tüm arzuların prototipi olabilir mi?
"Boca dulce abre puertas de hierro.
Kilitli sandıkları, dolapları açmak için anahtar aramak yerine kullandığı sözler. Tatlı söz demir kapıyı açar.
Bu sözlerin yazarına, bana yardım et, diye sessizce dua etti, denizin ötesinde yatağında yatan, bebeğini emzirmek için kalkmış ya da bir yerlerde mum ışığında çalışan biriydi o kişi. Yolumu bulmama yardım et."
Kimi korkarak tattı kıyım aşkını;
Öldü kimi de, pro patria,
non “dulce” non “et decor”*
Cehenneme girdi göz kapaklarına kadar
Yaşlıların masallarına kandı, ayıldı sonra
Döndü evine, bir yalanın eviydi,
Nice aldanmanın eviydi,
Eski yalanların ve yeni alçaklıkların evi;
Asırlar boyu faiz, asırlar boyu semiz
Ve kürsülerde yalancılar.
*Romalı şair Horatius'un meşhur “Dulce et decorum est pro patria mori” (“Vatan için ölmek tatlı ve şereflidir”) sözünü zıt anlamda kullanıyor: “Ölmek vatan için, ne tatlı ne de şerefli.”
Şayet gördüğün boğucu rüyalarda sen de yürüyor
Olsaydın onu fırlattığımız aracın ardından,
Ve görseydin acı çeken beyaz gözlerini,
Ve günahtan usanmış bir iblis gibi sarkmış yüzünü,
Duyabilseydin köpürmüş ciğerlerinden taşan Kanın hırıltısını her sarsıntıda
Kanser gibi müstehcen, berbat bir geviş
Gibi acı, masum dillerdeki o onulmaz yaraları,
İşte o zaman bu kadar şevkle söylemezdin arkadaş
Ümitsiz bir zaferin hevesiyle tutuşan çocuklara
O eski yalanı:
Dulce et decorum est Pro patria mori(Vatan uğruna ölmek tatlı ve güzel bir şeydir).