Daha çok "Deliliğe Övgü" adlı eseriyle tanıdığımız, Rönesans Avrupası'nın önemli simalarından hümanist Desiderius Erasmus'un, 1515 tarihli bu metni erken modern dönem Avrupa'nın ilk savaş karşıtı metnidir. Bu eser, Erasmus'un 1500 ile 1533 yılları arasında Antik Çağ'ı belirleyen dört bini aşkın atasözü, deyim ve özdeyişi bir araya getirerek Collectanea adagiorum (Toplu Özdeyişler) adını verdiği eserinin 3001 numaralı kısmıdır. Dulce Bellum İnexpertis (Tatlı Gelir Yaşamayana Savaş) adını taşıyan bu eser Roma Savaş Sanatı kitabının müellifi Vegetius'un şu önemli sözüyle başlamaktadır: "Acemi erin savaş istemesine pek itibar etmeyin; çünkü savaş, onu yaşamamış olanlara tatlı gelir." Savaşı yaşamayan birinin savaşı isteyebileceğini, savaşı yaşamış olan birinin ise bundan kaçınmaya çalışacağını belirten bu söz Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve birçok savaş görmüş olan Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihânda sulh" sözünün önemli bir tecrübe neticesinde söylendiğini gözler önüne serer. İnsanın doğası gereği barışcıl olduğunu öne süren Erasmus, düşüncelerini şu satırlarla kanıtlamaya çalışmıştır; " Doğa yumuşak et ve pütürsüz deriyle yalnızca insanı çıplak, zayıf, narin ve savunmasız yaratmıştır. İnsanın uzuvlarında kavga ya da bir saldırı esnasında kullanabileceği hiçbir şey yoktur. Bütün bunlarla beraber diğer canlıların çoğunlukla -doğar doğmaz- kendilerini hayatta tutmaya muktedir oldukları söylenebilir; yalnızca insan, uzun süre büsbütün dış yardıma bağımlı kalacak şekilde dünyaya gelir. Ne konuşabilir ne yürüyebilir ne de besine ulaşabilir, yalnızca ağlayıp sızlayarak yardım isteyebilir: Böylece buradan insanın tümüyle dostluk için, esas olarak da karşılıklı hizmetle gerçekleşen ve varlığını sürdüren dostluk için doğan tek canlı olduğu sonucuna varılabilir."