Kitap karakterleri gerçek olsaydı arkadaş olur muydum?
Gümüş Yürek 1 Serisi Öncelikle kitaptaki karakterlerin yarısını büyük ihtimalle hatırlamıyorum kaldı ki bildiklerimi de tam hatırlamıyorum SŞLWLWKSLÖWLSKSLSMWKED neyse hatırladığım kadarını yapacağım Eira: Kesinlikle olurdum bence aşırı tatlı bir arkadaşlığımız olurdu zaten çok sevdiğim bir karakter umarım ben başka bir evrende Zaina'yımdır ve Eira'mı bulmulumdur♡ Marlo: Böyle arkadaşa can kurban, böyle arkadaşım olsun sırtım yere gelmez özellikle Eira ile ilk kitapta ilk tanıştıkları sahnedeki arkadaşlıklarını aşırı seviyorum Marlo'm ya yicem onuuu♡ Nos: Ya Nos'un biraz başının etini yerdim portremi veya istediğimi çizsin diye o benim hergün başka bir çizim istememi kabul ederse gayet okey bir arkadaşlığımız olur♡ Zaina: Gizli manifestim Zaina gibi biri ile arkadaş olmak kskwkwlwmwkwkwd DAMLA BANA ZAİNA'YI VER♡ Maça: Ya ben Maça'yı pek hatırlamıyorum hatırladığım kadarıyla sebiyodum yani♡ Bast: Bu çocukla aramda nedensiz bir çekim var aoaklqkskwkwkwk sanırım küçükken mor gözlü olmak istememin biraz şeyi var alalalwmwkks kesin arkadaş olurummmm♡ Ferniyan: Allah korusun düşman başına😑 Daha çok karakter var ama gerçekten hatırlamıyorum o yüzden yazamadım💗 Damla N. Archeron
1000Kitap

Okuyanbirordek☆

@Okuyanbirordek
·
Kitap karakterleri gerçek olsaydı arkadaş olur muydum?
Harry Potter ve Felsefe Taşı serisi Harry Potter; Arkadaş olurduk ama muhtemelen günün sonunda onu bir kaşık suda boğmak isteyebilirdim. Bazen o kadar inatçı ve kendi bildiğini okuyan biri oluyor ki, anlaşmak için peygamber sabrı gerekirdi. ​Hermione Granger; Tam benlik! En iyi anlaştığım kişi kesinlikle o olurdu. Beraber kütüphanede vakit geçirmek, sınavlara hazırlanmak ve her şeyi planlamak... Tam bir "soulmate" enerjisi! ♡ ​Ron Weasley; Arkadaş grubunda olurdu ama aramızda hep o görünmez mesafe kalırdı. Neden bilmiyorum ama Ron beni pek sevmezdi bence. ​Fred ve George Weasley; Onlarla takılmak dünyanın en eğlenceli şeyi olurdu! Ama işin içinde öğretmenlere yakalanma ve ceza alma korkusu olduğu için, şakalarının "uygulama" kısmında ben muhtemelen geri planda dururdum. ​Percy Weasley; (Derin bir nefes) Bu çocuğun üzerinden tırla geçmek istiyorum! Özellikle 5. kitaptaki tavırlarından sonra ona karşı hiçbir sempatim kalmadı. Tam bir hayal kırıklığı ve gerçekten tahammül edilemez biri. ​Ginny Weasley: Kesinlikle çok yakın arkadaş olurduk. Onun o dik duruşunu ve havalı tavırlarını zaten çok seviyorum, yan yana çok iyi bir ikili olurduk btw. ♡ ​Remus Lupin; İşte benim favorim! Bu adam sevilmez mi? Naifliği, bilgeliği ve sakinliğiyle kesinlikle benim BFF’im olurdu (çokça sevmek) Cho Chang; 5. kitaptaki o ağlak ve kararsız halleri beni biraz yorardı. Arkadaş olurduk ama bir noktada "Cho, hadi ama toparlan biraz!" diyerek yanından uzaklaşabilirdim. Luna Lovegood; Kesinlikle çok farklı bir enerjimiz olurdu. Bazen anlattığı şeyler "yok artık" dedirtse de, onun o yargısız ve dürüst tavrını çok severdim. Fred ve George gibi beni tehlikeye atmazdı ama Harry gibi de darlamazdı. Muhtemelen beraber okul bahçesinde oturup hayallere dalardık. Neville Longbottom; İlk yıllarda "Neville şunu yapma,
1000Kitap
Onlar kadar ben de teşekkür ediyorum, eğlencemiz ortaktı
Bugün bir kuzenimi askere uğurlamak için beklerken ailenin ilkokul veletleri yakan top oynuyordu. Onlar gelene kadar oyuncuları izleyip hallerine gülüyorduk ve tezahürat yapmaya başlamıştık. 2 kız ve 2 erkek olarak ayrılmışlardı. Birinin yaşı dolayısıyla kızların takımı güçsüzdü ve 6' dır erkekler oynuyormuş. Buna hem güldüm hem de onların sızlanmasına hak verdim. Ve davetlerine "Vedalaşmadan sonra siz dördünüz ortaya geçeceksiniz biz üçümüz (ablam- kuzenim) sizi vuracağız anlaştık mı?" deyince kızlar sevinç sesleri çıkarırken erkekler direkt meydan okumayla "Dördümüzü elediğinizde biz sizi vuracağız." demişlerdi. Direkt savaşma moduna açıp düşman gözlerle bakmışlardı. "Anlaştık, şanslı olan ve iyi oynayanlar kazansın." dedik ve 20-30 dk onlarla oynadık. Can tutmaya yanaşmayan ya da bilmeyen veletlere öğrettik. Cansız yakan top çok sıkıcı olurdu bir de biri ölünce beklerken sıkılmasın diğeriyle oyuna girsin diye alıştırma bile yaptık. Bir süre sonra toptan kaçanlar da birkaç tutma ile özgüven kazandı ve havadan gelince tutmaya çalışırken arada öldüler. Ve bilerek yaptığımızı sanıp havadan gelenlerden de kaçtılar ta ki kankisi kenara geçene dek. (: "Kankini geçir diye çok yavaş ve yukarıdan atıyorum." dedim sona küçük (7) kalmışken. Tuttu gibi oldu ama kaçırdı, saydırmaçta kazandırdık. Ve "Z.' ye alkış. Tüm takımı kurtardı. İlk canda arada onu da ilk geçirirsiniz artık değil mi?" deyince daha çok kenarda duranı da aldılar. Biz ona pek vurmuyorduk zaten ama arada kendini o topa vuruyordu. Çok komik ve eğlenceli geçti. 0.25-50×' te 10-15 dk da bizi ortaya aldılar. Alçaktan bile tuttuğumuzu gördüklerine şok geçirmişler ve "Asra abla, 5 candan sonrasında daha tutarsan canın sıfırlanır tamam mı artık tutmayın?" demişlerdi, tabi ki bunu diyen erkeklerdi. Bu dediğine güldüm
Çocuk
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yeni nöronlar oluşturuyor seviyede olmasından mutluyum
Misafir-Sin I (İşaret V) Önceki ile bu o kadar harika ve çoğunlukla hep yeni bilgilerden oluştuğu için neredeyse kitabı komple çizdim. En beğendiğim kitap serisinden olmasına rağmen o yüzden pek alıntı paylaşamıyorum: Birini seçsem diğerlerine haksızlık olacak ve böyle eksik aktarılacak gibi hissettim. Kısa ve çarpıcı yerler var illa ki ama yine de bölemiyorum çünkü anlamsızlaşabilir. Algılamakta ve sindirmekte biraz güçlük çekiyorum: Bazı yerlerinde adeta beynimi yakıyor. Bırakmak istemiyorum ama zorundalıkla ara veriyorum. Sonunda köprüyü doğru düzgün oluşturan ve sağlamlaştıran bir kaynağa denk geldim: İslamiyet ile kuantum alanı. Öncelerde "Ben öğrendiklerimi (fark ettiklerimi) bizimkilere nasıl anlatacağım? Bedensel kalıplara hapsolmuş insanlar, yeniliği ve özellikle onlara göre bilinmeyeni kabul etmeleri zor. Şu an bile deli gözüyle bakıyorlar. Konuşmaya başlasam beni oldürmek isteyebilirler ya da zaten onlara göre dinden kovulmuş (şirk koşmuş ve çıkmış) gibi olduğum için evden de kovarlar. Şaka gibi. TV' yi bile kapatmıyorlar. Oldükten sonra ki cennet- cehennemi düşünüp şu anki hayatlarını düşünmeden yaşıyorlar. Ay daha geçen "Kurban bayramının amacını anladıysanız artık gerçek hayvanları kesmenize gerek yok. Kurban etmeniz gereken kendi nefsinizdi. Hala niye yolun başındakiler gibi hayvan kesiyorsunuz? Sonraki seviyeye geçmeniz lazımken bir öncekinde kalmaya devam ediyorsunuz." dediğim için "O zaman bayramı nasıl yaparız, bunu Allah istedi nasıl karşı geliriz, kız başına ne biliyorsun da bize söylüyorsun, şeyhler/ imamlar varken senin neyin vardı da sen söylüyorsun bu hurafeleri, sana inanacak değiliz tabi ki..." dediklerinde eski toplumda ve Kuranda neden en çok erkeklerin yer aldığını ve neden peygamberliğin onlara sağlandığını da anladım açıkçası. Çünkü "Allah adil ve
1000Kitap
Hayat boşluk sevmez ..
İçindeki boşlukları sen yeni kararlarla ve dönüşümle doldurmazsan, hayat onları kendi zalim senaryolarıyla doldurur. Kaçtığın her gerçek, hayatını biraz daha zorlaştırır. Başımıza gelen hiçbir şey tesadüf değil; hepsi bizi kendi kaynağımıza, asıl sorunumuza götürmek isteyen birer rehber gibi ..Yaşadığın acılar , krizler, aslında bu dünyaya ve kendine olan bakışını sonsuza dek değiştirmen için bir kırılma noktasıdır. ​Stefano D’Anna’nın Tanrılar Okulu kitabını okurken tam da bu felsefeye paralel, okuduğumda zihnimde "Evet, kesinlikle böyle!" dedirten sarsıcı bir düşünceye denk gelmiştim. Kitap, dışarıda gördüğümüz her şeyin iç dünyamızın bir yansıması olduğunu ve biz kendimizi değiştirmedikçe hayatın bizi öğretene kadar sarsmaya devam edeceğini anlatıyordu. ​Hayat, kendi içimizde bıraktığımız hiçbir boşluğu cezasız bırakmaz. Eğer biz kendimizi yenilemek, düşüncelerimizi ve adımlarımızı değiştirmek için o boşlukları cesaretle doldurmazsak; yaşam onları kendi sert kurallarıyla doldurur.Bu kural şaşmaz . ​Görmezden geldiğimiz her yara, zamanla ruhumuzda daha derin bir sızıya dönüşür ve kaçtığımız hayat, bir süre sonra ağır bir yük haline gelir. Emin olun karşımıza çıkan her engel bizi yıkmak için değil, bu kısırdöngünün asıl nedenini bize göstermek ve bizi özümüze döndürmek için var. Yaşadığımız her şey, günün birinde bu dünyaya ve kendimize olan bakışımızı kökten değiştirebilmemiz için tasarlanmış birer aynadır. ​İnsanoğlunun en büyük konfor alanı suçlayacak birini ya da bir şeyi mutlaka bulabilmesi. Hava kapalıdır, modumuz düşer; suçlu Merkür retrosudur. İşler yolunda gitmez; suçlu arkadaşımızdır. İlişki yürümez; karşı taraf zaten toksiktir, bencildir ya da hatalıdır. Bu suçlama döngüsü o kadar tatlı, o kadar zahmetsiz bir afyon ki...patlat gitsin🤭 Çünkü
Duygu ve Düşünce
"İNCİ" Benimle evlenmek ister miydi?
51. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Pazartesi günü, Mert yine gemiye dönecekti. Bu seferki rotası, epey uzaktı, ta Güney Amerika bölgesine gidecekti. O koca okyanusu aşmadan evvel, dün geceden sözleşmiştik. Deniz kokusunun is kokusuna karıştığı, telaşsız bir mangal keyfi yapacaktık. Gökyüzü de sanki bu vedayı güzelleştirmek ister gibi en parlak mavisini kuşanmıştı bu gün. Rotamız, İstanbul’un kalabalığından kaçıp sığındığımız, herkesin bilmediği çok güzel bir koya gittik. Yol uzadıkça içimizdeki heyecan da kıvrımlı yollar gibi bükülüyordu. Ama o ilk adımı atıp da ormanın yeşiliyle denizin uçsuz bucaksız maviliğinin kucaklaştığını gördüğümüzde, yorgunluk toz bulutu gibi dağılıp gitti. Doğanın güzelliği, henüz kurulmamış sofranın neşesini ruhumuza çoktan serpiştirmişti. Aslı’yla ben, peşimizden getirdiğimiz kamp masasını hazırlamaya koyulduk. Örtüler serildi, tabaklar dizildi... Diğer yanda ise Serkan ve Mert, en zorlu görevle boğuşuyordu: mangal ateşini yakmak. Cidden de "boğuşuyorlardı" çünkü kömüre bulanmış elleri bu işlere pek yatkın gibi durmuyordu. Kıkırdamadan edemedik. Aslı, elindeki zeytinyağlı tabağını masaya bırakıp seslendi: "Beyler, biz masayı hazırladık ama sanki... siz yapamayacaksınız gibi geldi bana?" "Hayatım, her şey tamamen kontrolümüz altında. Merak etme." Serkan’ın, Mert’e attığı "Galiba rezil oluyoruz" bakışı yüzümüzde güller açtırdı. Onlar ellerindeki yelpazelerle dumanların arasında kaybolurken, biz sanki tiyatro oyununun en eğlenceli sahnesini izler gibiydik. Aslı, dirseğini masaya dayayıp çenesini avucuna yasladı. "İnanılır gibi değil, sen git koca holdingin sahibi ol... Sonra kalk gel burada mangal ateşiyle cebelleş. Ah, aşk sen nelere kadirsin!" Ben de başımı sallayarak Mert’e baktım. "Seninkine ne demeli? Adam onca azgın
1000Kitap
Kavga, sakinleşme, ilkel-adam şeytanlar, haramın oğlu hikayesi...
Aile dediğin insanların anlamaması ya da yanlış anlıyor olması o kadar sinir bozucu ki. Normalde kavga eden ya da hakaret/ küfür eden birisi değilim. Hakaret nadiren olsa da küfür sıfır. Dayım bir ameliyata girip güzel sonuçlarla çıktı çok şükür. O yüzden nenemlere birkaç gündür hep gittik. 3.-4. günde diş kopma olayından ötürü biraz ateşli ve bir göz altım şişmiş uyandım. Gidip gitmeme konusunda kararsızdım, aynı zamanda oradaki ortamı öğrenmek için anneme yazmıştım. Misafirlerin olduğunu ve gittiklerinde haber vereceğini söyledi. O süreçte ben de karar verecektim. Ve yaşıt olan (d. kızı) kuzenimin de orada olduğunu, gelip görmemin iyi olacağını vs. söyledi ve ısrar etti. Ben nenem için ısrar etti sanarken o zamanki ruh halimi bilmesine rağmen yabancı gibi olduğumuz kuzenim için ısrar ettiğini öğrenince "Keşke önceliğin dışarısı yerine içerisi olsaydı." demiştim. Bugünde konu bir şekilde ikimize geldi "Aranızda bir şey olmadı, niye düşman gibisiniz, niye ona düşman gibi davranıyorsun, o senin kuzenin." demesiyle anında yükseldim. "Onun ne yaptığını bilmiyormuşsun gibi gelip aramızda bir şey olmadığını mı söylüyorsun, onu yok saymamı ve nötr davranmamı düşmancıl algılayıp beni suçlu, bağın değerini kıymetini bilmez ilan ediyorsun?! Sen ciddi misin?!" "Evet, kız her geldiğinde seni soruyor, senin umursadığın yok. Kızın babası ameliyata girdi yani ne var onun için gelsen seni görse?" "Kendisi iki yüzlü. Ve onun düşünmesi gerekenleri sen ondan daha çok düşünüyorsun! Aramızda olan ya da olmayan seni alakadar etmiyor ayrıca. Burada yüzüne bakıp merhaba diyor olmama ve kötü niyetli davranmayışıma saygı duyacağın yerde bir s.kinde olmadığım ve benim için hiç olan birisi için hasta halimle beni sırf onda memnuniyet sağlamak için çağırdın!" "İki yüzlüyse aferin ona. Senin
Hayata Dair