Kırılma noktası
Başlangıçta ilgiyle dinliyor gibiydi, sonra aslında hiç dinlemediğini anladım.
Alıntı
Başlangıçta ilgiyle dinliyor gibiydi, sonrasında aslında hiç dinlenmediğini anladım.
Reklam
Bu kız ben olabilir miyim :))
Bir kız vardı mesela sürekli plan yapıyordu. Tiyatro, konser, yemek, davet, sergi, sinema, açılış, workshop, bilmem ne tadımı, tatil... Planlarından arta kalan zamanda yaşıyor gibiydi. Sanki başka bir hayatı yoktu. İzlediği filmi anlatmayı bitirip izleyeceği tiyatronun hayalini anlatıyordu, döndüğü tatili anlatmayı bitirip gideceği eğitimin onun için ne kadar gerekli olduğunu anlatıyordu. Hayatı planlardan ibaretti.
Sayfa 84
Alıntı
"Kavga etseler bile beş dakikaya barışıyorlar." Yüzüne yayılan derin bir gülüş vardı Gökçen'in. "Benle Murathan'a benziyorlar. Biz de küçükken onlar gibiydik." Uzun uzun kendinden ve Murathan'la olan hikâyesinden bahsetmişti. Küçüklükten tanıştıklarını ve birbirlerini daima sevdiklerini biliyordum. Mucizevi bir şeydi. Murathan'ın neden sürekli Gökçen, dediğini o hikâyeyi dinledikten sonra daha iyi anlamıştım. İkisi de gözünü açmış ve birbirini görmüştü. Tatlı bir masalı okumak gibiydi onları izlemek. Ama Timur bu hikâyeden pek hoşlanmıyordu. Hatta hiç hoşlanmıyordu. Kızı ve Yusuf Ali'nin de birbirine olan bu masum düşkünlüğü düşünülürse haklılık payı yüksekti. "Timur duymasın," demek zorunda kaldım. Gülüşü derinleşti. "Bazı şeylerden kaçamaz, zamanla öğrenecek."
Çay
O çay, sadece bir içecek değil, bir anlık huzurun, bir anlık direncin simgesiydi. Tadı, bir hayatın özü gibiydi, acı ve tatlı karışık, damakta kalan bir tecrübe gibi.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
Yıldızlı Tişört...
Timur'un eli yıldızlı bir tişörte uzandığında Murathan'la aynı anda sesimiz yükseldi. "O olmaz, canım," dedim. "Onu bırak, lan," dedi Murathan. Canımın eli havada kaldı. Boş bakışları tüm soruları için yeterliydi. "Boğazı çıt çıtlı değil, canım," diye her zamanki yumuşak sesimle cevapladım. Hafifçe koluna dokunmuş, tatlı bir tebessüm sunmuştum. "Kafasından geçirip giydirmemiz zor olur." Murathan benim kadar nezih değildi. "Yıldızlar yarım kalmış, dikişlerden kesilmiş. Olmaz, olamaz." Timur ikimize de büyük bir dehşetle bakıyordu. Yani en azından Murathan'a. Benim sebebim mantıklı gelmiş ama Murathan'ın cevabından tatmin olmamıştı. Kıymetli dostu bu bakışa aldırmadan, ilerlerken arkasından aynı bakışı sürdürüyordu. "Sikilesi bir huyu var, derken bir kez daha ne demek istediğimi anlıyor musun?" Elindeki pijamaya aynı sakin şaşkınlığıyla bakıyordu. "Hangi yıldız yarım, lan?" Murathan'la benzediğim bazı detaylar vardı. Parmağım sessizce kol kısmına doğru yamulan yıldızı işaret ediyordu. Murathan'a sunduğu boş bakış lan bana döndü. Sen de mi Ahu, der gibiydi ama gerçekten hatalı bir üründü. Bunu inkâr edemeyecektim. Hevesini kırmamak adına kolunu şefkatle okşadım. "Bence biz bunu bırakalım, canım. İleride daha güzel modeller vardır, eminim." Boş bakışı sürerken tişörtü bıraktı ama hala üründe defo aradığına lakin bulamadığına emindim.
Reklam
Reklam