8/10
·156 syf.··
2026 171. kitabı
Pofidik Ajan Kedi #okudumbitti Daha ilk sayfalardan itibaren enerjisi yüksek, esprili ve çocukların ilgisini kolayca yakalayacak bir maceranın içine çekiliyorsunuz. Pofidik, dünyanın en korkusuz ajanı olabilir ama kendisinin atıştırmalıklara ve pineklemeye olan düşkünlüğü işleri biraz… karıştırıyor diyelim. Jade ve Kit ile çıktıkları su parkı macerası ise kısa sürede sıradan bir izin gününden gizli üsler, kötü planlar ve bol kahkahalı bir ajanlık görevine dönüşüyor. Macerayı sadece heyecanla değil mizahla da taşıması kitabın en sevdiğim yanı oldu. Pofidik’in sakarlıkları, kelime oyunları, komik diyaloglar ve çizimlerin hareketli yapısı hikâyeyi çok daha keyifli hâle getiriyor. Okurken çocukların sıkılmadan sayfaları çevireceğini, hatta bazı yerlerde kahkaha atacağını düşünüyorum. Bir yandan eğlendirirken bir yandan da arkadaşlık, cesaret, ekip olmak ve korkuların üzerine gidebilmek gibi güzel mesajları da hikâyenin içine çok tatlı bir şekilde yerleştirmiş. Bunu didaktik olmadan, maceranın doğal akışı içinde vermesi bence kitabı daha da sevimli yapıyor. Eğlenceli, hareketli, bol casusluklu ve kahkahası yüksek bir çocuk kitabı arayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Biz Pofidik’i çok sevdik; devam maceralarını da merakla bekliyoruz. @iremhattat The Kitap Yayınları @paragraffkafasi @sukriyealtntas #PofidikAjanKedi #TheKitapÇocuk #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202614 okunma
Hangi “memleket“in hikâyeleri?
2/10
·278 syf.··
2026 12. kitabı
·
393 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
• Vaktiyle kayıt altına alınmış geçmişi geride bir yerde unutmak, yeni bir tarih yazmak için gerekirse alfabe değiştiririz. (s.10) • Taşranın pek çok şehrinde milletten anlaşılan Türk milleti değil. İyi ki de değil demek mümkün, gel gelelim kazın ayağı pek öyle değil. Etnik kökeni alabildiğine karışık olmasına rağmen “Türk milleti”, millet sözcüğünü çoğu zaman milliyetçilikle birlikte, nefret suçlarını körüklemek, düşmanlık beslemek için siyasi bir anlam yükleyerek kullanıyor. (s.25) • (…) Ne zaman ki içlerinden biri, bir zamanlar bu şehirde Ermenilerin, Rumların, hatta Yahudilerin yaşadığını söylemeye kalkıyor, işte o zaman öfkeleniyorlar. Bu iyi insanların kullandıkları dil, ağızlarında insanlığı parçalayan çarklara dönüşüyor. Söyleyeni söylediğine pişman ediyorlar. 1915’i duymuşlukları yok. Ya da geçmişi mükemmelen silen bir hafızaları var. (s.66) • …onulmaz bir hastalık olarak milliyetçilik… (s.75) *** *** *** Ne kitabın ismi? Memleket Hikâyeleri. Peki sormak lazım. Hangi milletin hikâyeleri bunlar? “TÜRK” milletinin hikâyeleri olmadığı kuşkusuz. Yazar hanımımız ya hikâyelerini yazdığı(nı iddia ettiği) bu memleketi tanımıyor ya da işine böylesi geliyor. Bu hikâyeler, Anadolu'daki, beyni sosyalizm-marksizm çamuruna bulanmamış hiçbir vatandaşın yüreğine dokunamaz. Anca “Allah bizim belamızı versin, niye Türk olarak dünyaya geldik? Keşke başka bir etnik kimliğe mensup olsaydık ama Türk olmasaydık, utanıyorum Türklüğümden, dünyanın en utanç verici şeyi Türklük, Allah biz Türkleri kahretsin,” diye düşünen, dünyayı hâlâ 1950’lerin sağ/sol dünyası olarak görüp yorumlamaya çalışan tatlı su hümanistlerinin yüreğine dokunur. Bırak Anadolu'yu, bu hikâyeler Cihangir’in bir mahalle doğusundan öteye geçemez. Bir de böyle afili bir isim koymuşlar. Yahu Refik Halit Karay'ın
Edebiyat
Memleket HikayeleriAyfer Tunç · İletişim Yayınevi · 2012500 okunma
Reklam
8/10
·328 syf.··
2026 60. kitabı
Filmlerde hep duyduğumuz “bu evliliğe itiraz eden birisi varsa, ya şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun” sorusu, istenmeyen bir evlilikten son anda kurtulmanız için tek yolsa ve bu yolu sizin için açacak teyzenizin arkadaşının eniştesinin kuzeni olan birisi varsa…. İşte size çığır açan yeni bir meslek “düğün itirazcısı” Kurgunun özgünlüğüne ve gerçekten işe yarabilecek olması fikrine bayıldım. Her itiraz sahnesini okurken büyük bir keyif aldım ama özellikle kafakol sahnesinde aşırı çok güldüm.:)) Max e tabi ki bayıldım. Daha ilk sayfalarda “Henry Cavill’in dublörü gibi görünüyordu” denildiği anda ben zaten bitmiştim.;) Sophie yi de sevdim. Komikti, tam bir badassti ama bazende “yeter artık bu kadar dik başlı olma, kır şu inadını gari” de dedim kendisine. Acayip tatlı yan karakterler olan Sophienin ev arkadaşlarını ve Maxin ailesini ise daha çok okumak ve detaylıca tanımak isterdim. Kitap, çok fazla derinliği ve zenginliği olabilecek efsane bir hikayenin sadeleştirilmiş ve hızlandırılmış bir versiyonu gibiydi sanki. Daha detaylı ve uzun yazılmış olmasını çok ama çok isterdim. Hele de Sophienin şirketindeki “zorunlu günlük günaydın” uygulamasını dört beş kere okuyacağıma daha fazla itiraz sahnesi okumayı kesinlikle tercih ederdim. Ayrıca mutlu sona da biraz fazla hızlı mı geldik?? Neyse, tam tadında ve kıvamında çıtır çerez romantik komedi kitapları yazan sayın Lynn Painter ın diğer kitaplarını sevdiğim gibi bu kitabını da çok sevdim. Kitaba bu kadar hızlı ve hevesli başlamama vesile olan sevgili ceren e de çok teşekkür ederim. Sevdiğin her kitap, benim kesin seveceğim bir kitaptır.:D
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202623 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 22. kitabı
Her yaştan çocuğa ve içindeki çocuğu unutmayanlara sımsıcak bir hikaye ile geldim: Ali Nazik! Herkese merhaba kitap dostları! Bugün kapağını görür görmez içimi sıcacık eden, çocukluğumun o eski, samimi mahalle günlerine beni ışınlayan harika bir kitapla geldim: Anıl Basılı’nın kaleminden, Timaş İlk Genç’ten çıkan "Ali Nazik" Kitap, adını duyunca aklımıza hemen o lezzetli yemek gelse de, aslında adı gibi "nazik", kocaman yürekli bir karakterin ve etrafındaki çocukların dünyasını anlatıyor. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş o eski mahalle kültürünü, komşuluğu, saf ve çıkarsız dostlukları o kadar tatlı bir dille işliyor ki... Anıl Basılı'nın, çocukların dünyasından bakmayı çok iyi bilen bir yazar olduğunu kalemiyle ilk kez tanışmama vesile olan bu kitabı sayesinde anladım. Karakterlerin birbirine kenetlenmesi, zorluklar karşısında çocuksu bir neşeyle dik durabilmesi içimi eritti. Okurken hem yüzümde kocaman bir tebessüm belirdi hem de "Ah, nerede o eski sokakta oynadığımız günler..." diye iç geçirmeden edemedim. Nezaket, yardımlaşma ve empati gibi kavramları çocuklara hiç göze batmadan, bir ders gibi değil, hayatın içinden bir hikayeyle fısıldıyor. Büyük puntoları ve her yaştan çocuğun (hatta yetişkinlerin bile!) sıkılmadan bir oturuşta bitirebileceği su gibi akan bir üslubu var. Kitabın tasarımı ve kapak illüstrasyonu başlı başına birer sanat eseri bayıldım. Hem çocukların kitaplığına harika bir macera eklemek hem de çocuk edebiyatının bu nitelikli örneğiyle tanışmak için kesinlikle şans vermelisiniz. Kitaplığıma çok yakıştı, iyi ki okumuşum! "Dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey... Belki de o güzellik, Ali Nazik gibi kalbiyle konuşanların nezaketindedir." Siz bu kitabı okudunuz mu? Çocukluğunuzun en özlediğiniz mahalle oyunu ya da
Ali NazikAnıl Basılı · Timaş İlk Genç · 202646 okunma
Hayalet Avcısı
Puan vermedi
O kadar tatlı ve güzel bir kitaptı ki...Gizem dolu, heyecan dolu sayfalar su gibi aktı gitti.Oglumla birlikte keyifle okuduk.Bu tür guzel kitapların, cocuklara kitap sevgisi aşılama anlamında cok kiymetli oldugunu düşünüyorum.Yazarımız Cahit Kaya beyi canı gönülden tebrik efiyorum.
Hayalet AvcısıCahit Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20263 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 9. kitabı
Bu kitabı bitirdim ve ilk düşündüğüm şey şu oldu: "Şermin Yaşar gerçekten insanın kalbine dokunmayı biliyor." Altı Harfli Bir Tatlı öyle hızlı akan, sürekli olayların yaşandığı bir kitap değil. Daha çok birinin karşısına oturup geçmişini dinliyormuşsun gibi. Sayfaları çevirdikçe bazen gülümsedim, bazen de durup düşündüm. En sevdiğim tarafı da buydu aslında; karakterler o kadar gerçek geldi ki sanki bir yerlerden tanıyormuşum gibi hissettim. Kitap boyunca aileyi, geçmişi, özlemi ve insanın kökleriyle olan bağını hissettim. Bazı kitaplar bittiğinde sadece kapağını kapatırsın. Bazıları ise bitse de aklında kalır. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı. Bu arada Şermin Yaşar okuyanlar burada mı? En sevdiğiniz kitabı hangisi oldu? Ben yeni önerilere açığım. İnsanın içi dışı bir mi ki evler öyle olsun. Olmadı.Olmamasına şaşırmadım da üzülmedim de.Ama uyandım. Beni,benimle aynı sınavlardan geçmemiş hiç kimsenin asla anlayamayacağına uyandım. Dağ ardında olsunda taş altında olmasın. Herkesin derdi ötekine masal gelir. Kimsesizin halinden kimsesiz anlar. Kimsesizlik başka yalnızlık başka. Olan biten her şey bizi bugüne hazırlamak içindi,talihsizlikler de öyle. Herkes dertte değil,herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alinacak sınav geçilecek. Teneffüs ancak o zaman.
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
Reklam
Reklam