Nietzsche'nin kendisi olan birey (sahicilik) tasviri buna dayanır: Amor fati (kaderini sevmek) ve bunun anahtarı olan sonsuz yineleme (eternal recurrence) kavramını bir düşünce deneyi olarak ele alabiliriz: Eğer şu ana kadar yaşadığım her şeyi tekrar aynı sırayla baştan sona yaşayacağımı bilseydim, sonra yeniden, yeniden, yani hayatımın sonsuz defa yineleneceğini bilseydim, bundan hoşnut olur muydum? Hiçbir "keşke" demeden, hayatı acı-tatlı tüm yanlarıyla olumlayan, kendi içindeki çelişkilerden korkmayan, hiçbir yönünü bastırmak ya da değiştirmek istemeyen özgür ruh, bu soruya "Evet" yanıtını verecektir.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Rib’î b. Hıraş’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: (Bir gün) Ebû Mes’ûd el-Ensârî ile beraber Huzeyfe b. Yemân’a gittim. Ebû Mes’ûd, Huzeyfe’ye: –Deccal hakkında Resûlullah’tan (sallallahu aleyhi ve sellem) işittiklerini bana da haber versen, dedi. Huzeyfe (radıyallahu anh) de: –(Bizzat Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve sellem) işittim), buyurdu ki: “(Ahir zamanda) Deccal çıkacak; yanında bir su, bir de ateş bulunacaktır. Fakat halkın soğuk su sandığı şey, yakıcı bir ateştir. Ateş sandığı da, soğuk, tatlı bir sudur. O zaman Deccal’e yetişen kimse ateş şeklinde gördüğü tarafta bulunsun; çünkü o tatlı, hoş bir sudur.” Ebû Mes’ûd, bunu ben de işittim, demiştir.
(B3450 Buhârî, Enbiyâ, 50; M7370 Müslim, Fiten, 107)·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Diğer yemeklerden önce meyve ikram etmektir. Sağlık açısından da en doğru olanı budur. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Beğendikleri meyvelerle ¹⁵³ ve canlarının çektiği kuş etleriyle..."¹⁵⁴ Devamında ise, en güzel olanı, meyveden sonra et¹⁵⁵ ikram etmektir. Et, özellikle kızartılmış olmalıdır. Etten sonra ikram edilecek en güzel yiyecek ise tirit yemeğidir. Ardından da tatlı sunulur. Soğuk bir su ikramıyla birlikte, yemek sunumu güzel bir şekilde tamamlanır. Yıkanacağı zaman, ellerin üzerine ılık su dökmek sûretiyle de yemek faslı sona erer.
Sayfa 118 - Karınca Polen Yayınları | YEMEĞİN SUNULMA ÂDÂBI HAKKINDA
Bu yalnızlık ve düşünceye dalma saatleri dikkatim dağılmadan, engellenmeden, tamamen kendim olduğum, kendime ait olduğum ve doğanın istediği gibi olduğumu gerçekten söyleyebildiğim günün nadide saatleridir.Bir süre sonra, bu projemi gerçekleştirmekte çok geciktiğimi anladım. Tazeliğini kaybeden hayal gücüm, eskisi gibi onu canlandıran konuların suretiyle coşmuyor, düşlerimin coşkusuyla daha az kendimden geçiyorum. Hayal gücümün ürünleri arasında artık bir yaratımdan çok hatırlama var. Tatlı bir uyuşukluk bütün yeteneklerimi köreltiyor, yaşama zevkim yavaş yavaş yok oluyor.Ruhum, köhne kabuğundan kurtulmakta zorlanıyor ve hak ettiğimi düşünüp,umduğum duruma kavuşma ümidi olmasa yalnızca hatıralarımla yaşayacak hale geliyorum. Böylece tamamen güçten düşmeden önce kendime bakabilmem için en azından birkaç yıl geriye gitmeliyim. Şu ölümlü dünyadaki tüm umutlarımı yitirip, kalbimi besleyecek hiçbir gıda bulamadığımdan,onu kendi özünden beslemeye kendimi yavaş yavaş alıştırdığım ve onun hamurunu kendi içimde bulmaya çalıştığım döneme geri dönmeliyim.Çok geç keşfettiğim bu çare, öylesine verimliydi ki, çektiğim bütün acıların telafisi oldu. Kendimle karşı karşıya kalma alışkanlığı sonunda bana dertlerimi hissettirmez oldu.
Sayfa 14
"Geçmişe dönüp yaptıklarımı değiştirmem mümkün değil ama şu anda bir şeyler yapmam mümkün."
Sayfa 32·Kitabı okudu
1000Kitap
Aman yarabbi nutkum tutuluverdi..
"Niçin, niçin korkuyorsun? Senden, yani hayattan büsbütün ayrı bir şey diye mi? Fakat bu aptallıktır. Onun bizden farkı, bizim ondan farkımız nedir ki? Hiç... Bak, eğil de bak... Bu dişler yok mu, bu muntazam dişler, onların arasından, şimdi bizim konuştuğumuz şeylere benzemeyen ne tatlı sözler çıkardı bilsen... Düşünüyor musun ki, bakmaya tiksindiğim bu dişleri görebilmek için onun tebessüm etmesi nasıl sabırsızlıkla beklenirdi!.. Tahmin edebilir misin ki, boğazına dolanarak seni boğacakmış gibi korktuğun bu saçların güneş altında ne hayat dolu parlayışları vardı. Hem bu kadın benimdi. Şu ellerim, şu sana laf söyleyen ağzım nasıl benimse, o da öyle benimdi. Fakat biliyor musun, kollarımın arasından sıyrılıvermesi ne kolay oldu... Onunla aramızda hiçbir mesafe yoktur. Bizim onun haline geçivermemiz için bir sebep bile lazım değil; ve bu iskelet bize o kadar yakındır ki, ondan korkmak için ancak bir insan kadar kör ve düşüncesiz olmalıdır."
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam