Kafası daha da karıştı. Kimsenin yemeğe davet etmediği açlık günleri geldi aklına. Asıl yemeğe o zaman ihtiyacı vardı, asıl o zaman midesine bir şey gitmediği için zafiyet geçirmiş, halsiz kalmış ve düpedüz açlık nedeniyle kilo kaybetmişti. Yaşadığı açmaz buydu. Asıl yemeğe ihtiyacı varken kimse onu davet etmemişti ama şimdi binlerce yemek satın alabilecek durumdayken ve tersine iştahı giderek azalırken sağdan soldan peş peşe yemek davetleri yağıyordu. Neden? Ona kalırsa, en ufak bir hakkaniyet yoktu bu işte... Martin değişmemişti.
Martin'e doğru eğilen kendisi değildi.
Yerçekiminden çok daha güçlü, kader kadar güçlü bir kuvvet tarafından ve kendine rağmen ona çekiliyordu. Aralarında sadece birkaç santim mesafe kalmıştı ve bu ara, onun hiçbir iradi müdahalesi olmadan kapanıverdi.
Onu köpeği buldu üç gün sonra, o kaya sandığının içinde.Taş kapağı da üstüne iyice kapatmıştı. Bir köpek nasıl da bulur sahibini, sahi, kokusundan bulur kokusundan...