evde bulabildiğim en tatlış deftere bütün korkularımı ve reddedilişlerimi yazacağım. bu reddedilme yeni bir challenge oldu önce basit bir isteğiniz reddediliyor sonra daha büyük bir şeyden reddediliyorsunuz mesela linkedin başvuru reddinin bir sonraki adımı olarak nuri bilge ceylan'a filminde figüran olmak istiyorum diye mail atıyorsunuz ve reddediliyorsunuz falan
Yakın zaman okuma listem %100 sadık kalır mıyım emin değilim
Halihazırda devam ettiğim 3 kitap serisi var: 1- Başkomser Nevzat kitapları, zaten 6.kitaptan İstanbul Hatırası ' dan başlamıştım. Ondan sonra Kırlangıç Çığlığı geliyor. İkisi de çok ama çok iyi kitaplardı. Son kitap da Yırtıcı Kuşlar Zamanı . Yırtıcı kuşlar zamanını çok merak ediyorum ve elimde var aslında ama aklım diğer serilerde. 2- Wisteria serisi, bu seri benim için aşırı akıcı ve böyle fantastik okuyayım ama beynim yanmasın, (çünkü yazar sizi fantastik kısma aşırı yavaş sokuyor, ben bodoslama dalmayı tercih ederim) serisi. Keyif alarak okuyorum ama daha iyilerini okudum kesinlikle. Neyse ilk 3 kitabı okudum zaten sadece Diyarların Yazarı kaldı. Sonunu okumaya değer bir seri bence. Merak ediyorum. Fakat novellaları da çıkacakmış diye duydum, onları okumam heralde. Size de tavsiyem çok fantastik okuduysanız yüksek beklenti ile başlamamanız. 3- Zirve ötesi serisi, bu serinin tüm kitaplarını okudum sadece Külden Reverans kaldı. Çok tatlış, çıtır çerezlik bir genç kurgu romantik serisi. Şahsen öneririm, ben bu tarz okumaya bu seriyle başladım. Ama bahsettiğim ilk 2 seriye kıyasla daha az merak ediyorum. Çünkü ben romantik sevsem de diğer türlere göre biraz daha alt seviyede kalıyor benim için. Yalnız bir şey fark ettim şu kitapların: Külden Reverans, Diyarların Yazarı, Yırtıcı Kuşlar Zamanı hepsi de son kitaplar. Tam üç veda bekliyor beni... Sanırım yakın zamanda Wisteria'nın son kitabını okurum. Yani önceliğim devam ettiğim serileri bitirmek çünkü yarım kalmaları hiç hoşuma gitmiyor fakat her an bambaşka bir kitap da okuyabilirim :)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İt olana tasma yerine taç takanlara duyrulur: Baya tuzlu oldu (:
Bugün 2 ölçek mini tartoletlerin yarısıyla çikolatalı kurabiye yapacaktım. Dün akşamdan hamuru hazırlayıp dolaba atmıştım. Normalde ince tanecikli tuz kullanıyoruz ve ben buzdolabı poşedinde şeker (!) buldum. O an taneciğine göre karar kıldım ve biraz loştu. Tuz olmasının mümkünatı yoktu. Ve damla çikolata koyacağım için normalden az şeker koydum. Hamurun tadına bakacaktım unuttum. Bugünle birlikte toplam 3.30 saat harcadım. Bizimkilere kahve yapıp götürdüm. Ablamla konuşurken anneme de yemesi için ısrar ediyordum. Kadın yedi ve "Bu ne böyle tuzlu baya?" dedi. Tipiyle şaka yapıp yapmadığını anlamadım. Sonra ablam da ısırdı ve ağzından direkt hafifçe tükürdü. Ve "Haahahaa çok komik tamam, şimdi sıra bende." deyip kahveye bandırdığımı daha ısıramadan baya tuz tadı geldi ve "Ohaa şaka değilmiş. İnanmıyorum bu nasıl tuz olabiliiirr?" ama sona doğru sinirden ağlamaklıyım. "ŞEKER BÖLÜMÜNDE TUZUN NE İŞİ VARDI? BUZDOLABI POŞETİNDE TUZU KİM KOYDU?" diye biraz sinirlenirken bir sıcak bastı, bir tansiyonum düştü anlatamam. Güldük de baya ama hep sinirden ve öyle böyle yaşanan aptallıktan. "Sahte meyve tabaklarına benziyor: Biz ona bakıyoruz o bize bakıyor ama yiyemiyoruz. Hoş bu gerçek ama yiyemiyoruz yine de. ><" deyince annemin çözümü "Üzülme ıslatır tavuklara yediririz." oldu. "Bunun yarımını yiyen tavuğun yaşayabileceğini düşünüyor musun, hepsi çöpe. -_-' Ben yapmış olsam bile hiçbir albenisi yok. Sen nasıl yedin anne, delirdin mi?" deyince "Sen ısrar ettin, yemesem üzülecektin." dedi. 🤦‍♀️ Ben zaten minik kurabiye ve minik şekilde yapmıştım. Tatsın istedim ama tuzlu olduğunu bilmiyordum. İlk tepsi de çıkınca normalde tadarım ama tadasım gelmedi, yemek için hep birlikte olmayı bekledim. 😅😅🤦‍♀️ Poşet suçlusu annem. Ve ilk onda patladı. Tuzu seven ben bile o kahveden ötürü
Hayata Dair
Acil izleyipte beğendiğiniz güzel tatlış filmler önerir misiniz bu gece bitmez yoksa
Aklımda kalan en romantik olaylardan biri nedir? Pierre Curie'nin nobel Marie'nin de hakkı eğer o yoksa ben de yokum diyerek bir bilim insanı için zirve noktalardan birine karısının hakkını savunmak adına itiraz edebilmesi. Bakın bu çok seksi bir olay. Fena bir olay. Sadece kendini düşünüp karısının hakkı için uğraşmayarak kendi ödülünü alıp kenara da çekilebilirdi ama yapmadı bunu, karısının hakkını da savundu. Marie Curie nobel alan ilk kadın bilim insanı oldu zaten. Yani olay da cinsiyetlerle alakalı bir durum yoğun oranda bulunuyor buna rağmen tatlış, ponçik, pıtırcık Pierre karısını ve karısının emeklerini satmıyor. Zaten o ikisinin çok hoş bir birliktelikleri vardı. (Okuduğum tek bir biyografi kitabınca konuşuyorum. Çocukları değilim işin özünü bilemem.) Maddi zorluklar içerisinde, zor şartlarda çalışmalar yapılıyordu. İçlerinde ilginç düzeyde bir istek vardı bilim adına. Marie'yi okurken bir şeyi bu kadar istemenin nasıl bir duygu olacağını merak etmiştim. Başka bilim insanları onun çalışma ortamında gelince, böyle bir yerde nasıl çalışabildiniz diye şaşırıyordu, o derece zor şartlardı. Yks birincisi olan çobanların birkaç seviye üstü gibi düşünebiliriz herhalde durumu. Buraya kadar işler çok hoştu. Sonra Pierre ölüyor ve bir miktar süre (Ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum.) ardından Marie, Pierre'in eski öğrencilerinden biriyle birliktelik yaşıyor. Tabi bu magazin gündemine düşen bir birliktelik oluyor çünkü bir takım başka dedikodusal sebepler de barındırıyor içinde. 16 yaşındayken bu yeni birlikteliğin anlatıldığı yeri okurken biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Nedense birbirlerine verdikleri desteği okumak onların birbirlerinden başka kimseyle olamayacağı hissiyatını vermişti bana. Gel gör ki öyle değilmiş. Şimdiyse dönüp baktığımda fazla romantik bir
😺😺😺 çok tatlış karşılaşmalar..
1000Kitap