İktidar ve teknoloji arasındaki ilişki, çağdaş düşüncenin en köklü ve en sancılı sorunsallarından birini oluşturmaktadır. Daron Acemoğlu ve Simon Johnson'ın kaleme aldığı Power and Progress, bu ilişkiyi yalnızca iktisadi ya da teknik bir mesele olarak değil; kimin kazanıp kimin kaybettiğini, kimin görünür kılınıp kimin dışlandığını belirleyen derin bir iktidar sorunu olarak ele almaktadır. Eser, teknolojik ilerlemenin kaçınılmaz biçimde refahı yaydığı yönündeki hâkim anlatıyı köklü biçimde sorgulamakta; bunun yerine teknolojik seçimlerin her zaman siyasi, toplumsal ve ahlaki tercihler içerdiğini ısrarla savunmaktadır.
“Technology does not have a predetermined path. The direction of innovation is shaped by the choices of those who hold power — and those choices reflect whose interests are being served.”
— Acemoğlu & Johnson, Power and Progress, s. 14
Bu alıntı, kitabın ontolojik çekirdeğini özetlemektedir: teknoloji, kendiliğinden gelişen doğal bir süreç değil; belirli çıkarları, belirli bir varoluş tarzını ve belirli bir iktidar düzenini içkin olarak barındıran bir seçim alanıdır. Yazarlara göre teknolojiyi kim yönlendiriyorsa, gerçekliğin hangi boyutlarının görünür ya da meşru sayılacağını da o belirlemektedir. Bu saptama, Heidegger'in Gestell kavramıyla derin bir rezonans içindedir: teknoloji, varlığı açığa çıkaran değil; onu belirli bir biçimde çerçeveleyen ve böylece onu kapatan bir tehdit olarak iş görmektedir. Benim için bu pasaj, tüm kitabın yol gösterici tezi niteliğindedir.
“For most of history, technology has been used to expand the power of elites at the expense of workers. There is nothing automatic about technological progress translating into shared prosperity.”
— Acemoğlu & Johnson, Power and Progress, s. 87
Yazarların bu cümlesi, kitabın tarihsel
GELECEĞİ İNŞA EDEN KÜÇÜK ELLERİN HİKAYESİ: MERAK ET, OYNA, ÖĞREN!
Bir yazar ve çocuk gelişimci olarak her zaman şunu söylerim: "Çocuğun merakını doyurmazsanız, öğrenme iştahını kapatırsınız." Bugün kütüphaneme sadece bir kitap değil, adeta bir "keşif haritası" ekledim: "Aklını Kullan, Öğren-Oyna". Sayfaları çevirdikçe hem bir anne hem de bir uzman olarak kalbimi çalan o kadar çok detay oldu ki...
Kitabın içinde kaybolurken altını çizdiğim, üzerine saatlerce konuşabileceğim o kadar kıymetli satırlar var ki, sizinle de paylaşmak istedim:
"Masalar; sandalyeler hepsi birden başka bir şeye dönüşüvermiş..."
İşte eğitimin sihirli değneği burada! Sınıfın bir atölyeye dönüşmesi, dört duvarın hayal gücüyle yıkılması demek. Pırıl ve arkadaşlarının bu heyecanı bana hepimizin çocukluğundaki o sınırsız yaratıcılığı hatırlattı.
"S Science (Bilim), T Technology (Teknoloji), E Engineering (Mühendislik), M Math (Matematik)..."
STEM kavramı kulağa çok teknik geliyor olabilir ama bu kitapta her harf bir oyun arkadaşı gibi. Pırıl merakla soruyor: "STEM neydi?" Cevap aslında çok basit: Hayallerini gerçeğe dönüştürme sanatı!
"Hava basıncı yükseldiği için şişedeki su, pipet yardımıyla bardağa dolmaya başlar."
Sadece anlatmıyor, yaptırıyor! Somut deneylerle çocuğun "neden-sonuç" ilişkisi kurmasını sağlaması gelişimsel açıdan paha biçilemez. Bir çocuğun kendi yaptığı deneyin sonucunu görmesindeki o "başardım!" hissini düşünün...
"Web 2.0 araçlarını kullanarak harika yeni resimler oluşturdular."
Yapay zeka ve dijitalleşen dünyada çocuklarımızın sadece izleyici değil, "üretici" olmalarını desteklemesi kitabın en vizy GELECEĞİ İNŞA EDEN KÜÇÜK ELLERİN HİKAYESİ: MERAK ET, OYNA, ÖĞREN!
Bir yazar ve çocuk gelişimci olarak her zaman şunu söylerim: "Çocuğun merakını doyurmazsanız, öğrenme
Kitap, STEM eğitimini (Science - Bilim, Technology - Teknoloji, Engineering - Mühendislik, Mathematics - Matematik) çok eğlenceli ve hayal gücü yüksek bir şekilde çocuklara tanıtıyor.
Hikâye şöyle başlıyor:
Bir sabah çocuklar sınıfa giriyor ve sınıf tamamen değişmiş! Masalar, sandalyeler, her şey sihirli bir şekilde başka nesnelere dönüşmüş. Bu “hayallerin ötesinde” sınıf ortamında çocuklar, akıllarını kullanarak öğreniyor ve oynuyor. Ezberci eğitimden uzak, merak duygusunu tetikleyen, problem çözme becerilerini geliştiren bir macera yaşıyorlar.
Kitapta:
STEM kavramları basit ve eğlenceli bir hikâye içinde işleniyor.
Deneyler, düşünme soruları ve etkileşimli etkinlikler var.
Çocuklar hem eğleniyor hem de bilim, teknoloji, mühendislik ve matematiği günlük hayatta nasıl kullanabileceklerini keşfediyor.
Renkli, neşeli illüstrasyonlar (özellikle kapaktaki kız çocuğu ve STEM harfleri) ile destekleniyor.
Kısaca: “Aklıni Kullan, Öğren, Oyna” sloganıyla çocukların yaratıcılığını, merakını ve problem çözme yeteneğini geliştiren, STEM odaklı eğlenceli bir çocuk kitabı. Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar için hem öğretici hem de keyifli bir okuma/aktivite kitabı olarak tasarlanmış.
STEM, İngilizce dört alanın baş harflerinden oluşur:
Science (Bilim), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik), Mathematics (Matematik).
STEM'in amacı ezberden çok uygulayarak öğrenmektir. Bu yüzden kişiler STEM ile birlikte
Gerçek hayat problemlerine çözüm üretir,
Deney yapar, tasarım geliştirir,
Teknolojiyi aktif kullanır,
Mantıklı ve yaratıcı düşünmeyi öğrenir.
Geleceğin meslekleri(yazılım, robotik, yapay zeka...) açısından STEM önemlidir.
Erken yaşlarda çocuklara bunu öğretip uygulatabilirsek ilerki zamanlarda çok daha başarılı olacaklarına eminim.
Olduğumuz ortamlardan küçük laboratuvarlar kurup çocukların hayal dünyasına katkıda bulunalım. Bir sürü güzel fikir bir sürü farklı bakış açıları ile karşılaşacağımıza eminim.
Imagine a long conversation with a man who keeps you engrossed from the first word – that’s pretty much what this book is. That is both good and bad, frankly. The very conversational tone of this book can get annoying – at times I felt that I was being examined on the points – but the overwhelming effect of this book is that you are fascinated and enthralled, both by Dr Patten’s insights and courage and by the courage and resilience of his patients. That he comes from an age of medicine where the patient, rather than the cost, matters is evident from the start, and that he cares deeply is equally evident. I felt privileged to read his “adventures.”
Neurology Rounds with the Maverick is one of the most informative and entertaining neurology books. Within these real life medical stories is a lot of personal wisdom and insight about how the way we treat sick people has changed. Some of them are mundane, yet still humorous to hear in Dr. Patten’s unique way of speaking. Some are genuine medical mysteries that would be difficult to diagnose even now, let alone in the “golden age of medicine” when Patten practiced. Prepare to be fascinated by all the ways brain damage and other neurological illness can affect human life, and take a look back at a simpler time in medicine.
The tone of this excellent book is set by the author in a ‘general conversation with the reader’ – "I know I am from a bygone era, an era when life was quite different, an era that included what is now considered by doctors as the golden age of medicine. It was an interesting time for doctors because there were few administrators, the insurance companies did not interfere with medical practice, and, believe it or not, money was not a big issue. There was less technology so doctors relied on, had to rely
Tomorrow's Love is not an eventful or adventurous book that an artificial intelligence in love with whom she is her personal assistant keeps for the last 24 hours, but about the feelings of an empathetic and emotional artificial intelligence. It's already short.
Personal assistant and his presence almost never
Helping his owner without feeling it, protecting him is really the technology of my dreams, of course, this situation has become a little obsessed in the book...
Frankly, I didn't find the love fiction very impressive or convincing, but the idea of getting into the mind of artificial intelligence is too much.
I like it.
Punctuation marks because artificial intelligence is explained from the eyes of
Written without use, the whole book resembles chapters of the Quantum Walk in 2312, but its language is much more understandable because artificial intelligence in this story has only one task.
Speaking of the language, it is impossible not to mention the name of its translator Nilda Taşköprü, she has come up with a very successful translation.
In short, Tomorrow's Love was a cute book that was read in a snap for me, that made me think a little, and a little dreaming.