Kan ter içinde gece
Kan ter içinde her yanım
Her yanım bu gece vurgun içinde
Kurşun yemişim, sürgün yemişim
Bu sana ilk gelişim
Vur emriyle düşmüşüm kapına
Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana
Yok elimde bir demet menekşe
Yok elimde sevdiğin gül şekeri
Yok işte sana bir şey
Bilmem ki ne demeli
Bir tek ağır yaralı özlemim
Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim
Anne benim, aç kapıyı
Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın
Ölmeyesin, bitmeyesin
Yürekyarısı gitmeyesin dediğin
Anne benim, aç kapıyı
İşte geldim, işte bu sana ilk gelişim
Hep senin için gökyüzünde bir evimiz olsun isterdim
Hep senin için bulutları isterdim
Ellerimi açtırıp dua ettirirken
O küçük evimizde sokulurken göğsüne her gece
Hani her gece sorduğumda
Anne babam nerde
Nerde kuşların dilinden anlayan adam
Ve menekşelerle konuşan adam
Nerde anne
Senin Adına Yazılmamış Bir şiir
(En güzel en özel insana yazılmış )
Seni hiç kimsenin bakmadığı bir gökyüzüne sakladım,
Çünkü yıldızlar bile adını öğrenirse
gece bana küser diye korktum.
Bir çiçeğin açışında değil,
yağmurun toprağa ilk değdiği o isimsiz anda sevdim seni.
Ne mevsimler anlattı bunu,
ne de takvimler…
Sen, kalbimin kimseye göstermediği
sessiz bir odada büyüyen tek çiçeksin.
Kapısını özlem açıyor,
penceresinden yalnızca hayalin giriyor.
Bir gün karşıma çıksan,
belki konuşamam.
Çünkü bazı aşklar dile gelince eksilir,
ben seni eksilmeden sevmeyi seçtim.
Gözlerin bal biliyorum,
Ve ben esiriyim,
içimdeki bütün karanlık
sen gülümsemişsin gibi aydınlanıyor.
Sesini duymadım hiç,
geceler sesine benzettiğim bir rüzgârla uyuyor.
Eğer kaderin bir kalbi olsaydı,
beni sana götürmek için daha hızlı atardı.
Ama beklemek de sevmenin başka bir şekliymiş;
ben bunu senin yokluğunda öğrendim.
Bir gün bu dünya susarsa,
ve bütün şarkılar unutulursa,
"Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde bir mecnun değilsin." (Kalem, 68/1-2)
"Arkadaşınız asla mecnun değildir." (Tekvîr, 81/22)
"O halde, sen hatırlatıp öğüt vermeye devam et. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne bir kâhinsin ne de bir mecnun." (Tûr, 52/29)
Bu ayetler, nüzul (iniş) sebebi ve zahiri (görünen) anlamı bakımından doğrudan Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında indirilmiştir. Ancak İslam düşüncesinde, tasavvufta ve özellikle ahir zaman hadislerini yorumlayan tefsir ekollerinde (örneğin Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur külliyatında veya benzeri tecdid/mehdi analizlerinde), peygamberlerin başından geçen olayların ve onlara hitap eden ayetlerin ahir zamandaki varisleri (Müceddidler ve Mehdi) için de birer "işaret" ve "sünnetullah" (ilahi kanun) olduğu kabul edilir.
1. "Mecnun" (Deli/Divane) İftirası Ahir Zamanda da Tekrar Edecektir
Ayetlerin İşareti: Peygamberlerin karşılaştığı en büyük psikolojik saldırılardan biri "akıl sağlığı yerinde değil" iftirasıdır.
Mehdi İçin Yorumu: Mehdi, yerleşik ve bozulmuş olan düzene, materyalist felsefeye ve manevi çöküşe karşı tek başına veya az bir toplulukla büyük bir fikri mücadele başlatacaktır. Toplumun genel akıntısına karşı duracağı, radikal ve ezber bozan doğruları haykıracağı için, dönemin egemen güçleri veya mevcut düzenin savunucuları onu da tıpkı peygamberler gibi "akli dengesi bozuk, hayalperest, mecnun veya marjinal" olarak nitelendirebilirler. Ayet, Mehdi’nin de bu küresel/toplumsal baskılara ve "delilik" ithamlarına maruz kalacağına, ancak davasında son derece rasyonel ve haklı olduğuna işaret eder.
2. "Rabbinin Nimeti Sayesinde..." (İlahi Koruma ve Hidayet)
Ayetlerin İşareti: Hz. Peygamber’in aklı, feraseti ve tebliği kendi dehasından değil,
Kılıçdaroğlu siyasi hayatının son perdesinde muhalefetin değil, iktidarın can simidi olmayı tercih etti. Halkın değişim iradesine sırtını döndü, sarayın hesaplarına hizmet eden bir figüre dönüştü.
Haftalardır konuşulan Erdoğan'ın ülkeyi sürüklediği ekonomik ve siyasal çöküş değil; Kılıçdaroğlu ve çetesinin yarattığı kriz konuşuluyor. Türkiye'nin gerçek sorunları perde arkasına itilirken, iktidar nefes alma fırsatı buluyor.
Bu tesadüf değildir. Bu, ince ince planlanmış bir siyasi operasyondur.
Amaç; Özgür Özel'in yükselişini durdurmak, iktidarın karşısında büyüyen toplumsal muhalefeti bölmek ve yıpranmış bir yönetimi yeniden ayakta tutmaktır. Amaç; halkın değişim umudunu söndürmek ve tek adam düzeninin ömrünü uzatmaktır.
Ancak hesap tutmadı.
Milyonlar, eski siyasetin vesayetini de, iktidarın kurduğu oyunları da reddetti. Halk cevabını çok net verdi:
"Teslim olmayacağız."
Bugün Erdoğan'ın, yıllarca hedef aldığı Kılıçdaroğlu'nun hamlelerinden medet umacak noktaya gelmesi bile iktidarın içine düştüğü acziyetin açık göstergesidir.
Artık mesele kişiler değil, Türkiye'nin geleceğidir.
Özgür Özel ya bir yol bulacak ya da yeni bir yol açacaktır. O yol; korkunun yerine cesareti, baskının yerine özgürlüğü, karanlığın yerine aydınlığı taşıyacaktır.
Çünkü değişim ertelenebilir; fakat durdurulamaz.