10/10
·448 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:42
Selamlarrrr Bugün sizlere çok merak ettiğim bir serinin ilk kitabıyla geldim. Özellikle bana yakın arkadaşım övdüğü için daha çok merak ediyordum seriyi. Haksız da sayılmazmış her bir sahnesine bayıla bayıla, düşe düşe okudum. Hele bir erkek karakterimiz var üffff Neyse tamam o beye ilerleyen satırlarda düşeceğiz zaten şimdiden cok yükselmeyip kitabın konusuna girelim birazcık. Lariasa annesi ve kardeşiyle 16. yy da yaşayan genç bir kadındır. Annesi bir şifacı olarak yıllarca insanların dertlerine hiçbir karşılık istemeden çare olmuştur. Ama babasının ölümünden sonra iki çocuğuna bakabilmek için köylülerden ufak tefek istekleri olmuştur. Daha önce karşılıksız yapılan işler, şimdi karşılığa dönünce köy halkı tarafından mimlenirler. Ve annesi cadı olarak adlandırılır tüm aile bir zindana kapatılarak türlü işkencelere maruz bırakırlar. En son, radde ise cadı avında hepsinin yakılması olacaktır. Tam yakılma anında Larina'nın çığlığıyla bambaşka bir evrene ve yüzyıla ışınlanıyoruz. Gözlerimizi açtığımızda ise hiç bilmediğimiz bir adamın kollarındayız. (Hiç bırakmasanız olur mu pek sevdik yerimizi de) As Valor Jarlan.. düşmüş krallığın kendini canavar olarak gören Prens'i.. (Bahtımıza düşeni gördünüz mü prens kendisi) Larina bu dünyada hem ailesini arayıp hem de kendisinin neden buraya getirildiğini çözmeye çalışır. Hiç bilmediği geçmiş ise kendisini derinden sarsacaktır. Özellikle oluşturulan evren, güçler, anlatılan yaratıklar ve lanetler o kadar farklı ve enteresandı ki ben çok sevdim. As' ın gücünü Larina için kontrol etme çabasına mest oldum. Bakın bu kitapta öyle bir erkek karakter okuyoruz ki hem "bunu sana kim yaptı erkeği" hem "kıskanç" hemde kadın karaktere bebek gibi davranıyor. (Daha Allah'tan belamızı mı isteyelim ) bakın çok net söylüyorum benim kitapta As
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025105 okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çektiğiniz her acıya minnet duyacaksınız! /781. İnceleme
Puan vermedi·274 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 21:39
trrrrum! trak tiki tak! makinalaşmak istiyorum! Acıyor! İliklerimize kadar hissediyoruz artık çağın acısını. Hepimizin ruhunda ayrı ayrı, taşımakta zorlandığımız yükler, geçmiyor, geçmeyen bir ruh yorgunluğu. Ah insanlar! Hepsi yaralı, lâkin hepsi aynı zamanda diğerine yara. Kör Baykuş misali, "Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar." Ama durun! Tüm bu acılar bitecek! Şikayet ettiğimiz ne varsa acıya dair, hepsi geride kalacak! Duygularımızı yitirecek, Unutamadıklarımızı unutacak, Tüm nefretimizi geride bırakacağız! "Makinalaşmak istiyorum," diyordu Nâzım bundan yüz yıl evvel, "mutlak buna bir çare bulacağım," mutluluğu makineleşmeye bağlıyordu, "ve ben ancak bahtiyar olacağım." "Hissetmedikten sonra, hata yapmadıktan sonra, acı çekip iyileşmedikten sonra nefes almanın ne anlamı var?" Ve oldu işte! "Dünyanın sonu geldi herhalde," dediğimiz son geldi nihayet! Kıyamet kopmadı belki ama duyguların kıyameti oldu "toz oluş". Bir felaket yaşandı ve toza dönüştü insanlık... Ne şehirler kaldı ne o şehirlere renk veren -kalabalığından şikayet ettiğimiz- insanlar... Yalnızca sistemin dışına itilmiş bir avuç kişi. Yitip gitti duygular, "hatalı bir yazılım olan insan" acılarından arındırılmış olarak planlandı. Peki, duygusuz bir hayat mutlu bir hayat mıydı? Duygularından arındırınca ne kalırdı insandan geriye? Yapay zeka geldi aklıma. Ve adım adım izinden giden insanlık. Yoksa, gerçekten bir sabah post apokaliptik bir dünyaya uyanmamız yakın mıydı? "Uyumsuz olan acı çeker. Bu her çağda böyleydi. Eskiden buna hastalık derdiniz. Şimdi... geç kalmışlık." Şimal Yıldızı, Post apokaliptik bir roman. "Dünyayı büyük bir yıkımın vurmasından sonraki yaşamı anlatan." Tabiri caizse bir "hayatta kalma" mücadelesi, tıpkı
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202647 okunma
Evlilik Devrimi: Son Sürüm Görücü Usulü
9/10
·200 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 18:05
Kitapta, hakkıyla yerine getiremediğimiz "içinizdeki bekarları evlendirin" emrine çare olarak "son sürüm görücü usulü" sunuluyor. Hedef kitlemiz helal-haram bilinci olan ve belirli bir eğitim-kültür düzeyine ulaşmış gençler. Dikkatinizi çekerim ki bekar ibaresi eklemedik. Keza aracılık hizmetlerimizi evli çiftler yürütecek. Evlendikten sonra da sistemden çıkmıyoruz. Her birimiz en az üç çiftin daha evlenmesine vesile olacak. Bugüne kadar alışageldiğimiz evlilik/aile kitapları bize balık tutmayı öğreterek kendi yuvamıza dair katkı sağladı. Bu kitabın hedefiyse balık endüstrisinde açılan yeni bir çığırı takip edecek gençler ile toplumda kurulan aile sayısını arttırmak. Nasıl evleneceği konusunda kafası karışık olan gençlerimize en akla yatkın yolun yakın arkadaşların aracılığı vasıtasıyla tanışmak olduğu savı ile kitap başlıyor ve diğer yöntemlerle karşılaştırarak sav temellendiriliyor. Hanım kızlarımıza çık biraz kendini göster illa ki beğenenin olur diyen halalara/teyzelere okutmak lazım da neyse. Sonrasında aracılık sisteminin nasıl çalıştığı tecrübeyle elde edilen ince taktiklerle anlatılıyor. Bir sonraki bölümdeyse kısmetimizin kapanmaması için nelere dikkat etmemiz gerektiği sigara içmememiz gerektiğinden başlayarak listelenmiş. Bu iyimser üslup çok hoş, buradaki maddelerden birinde söylendiği gibi, neden olsun diye düşünmek yerine olmaması için bir sebep var mı ona bakmalıyız. Sıradaki bölümde buluşmayla ilgili meselelere değinilmiş: sorulması gerekenler vs. Ve son olarak yazarlarımız nasıl tanıştıklarından ve evlilik öncesi nasıl bir hayat hayali kurduklarını sünnete uygun bir yaşam örneği olarak paylaşmışlar. Yazarların hem görece yeni evli olması, hem birçok çifte aracılık etmiş olmaları hem de bütün tavsiyelerinde Allah'ın ne diyeceğini elalemin ne
Alaylısından Evlilik RehberiAbdullah Sak · Tin Hayat Yayınları · 202543 okunma
《 KAFA KAĞIDI 》
9/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 10:41
Necip Fazıl Kısakürek’in "Kafa Kâğıdı" isimli eseri, otobiyografik bir kitap olmasının dışında; yazarın kendisi başta olmak üzere hayatındaki karakterlerin mizacını, ruhunu ve o dönemi resmeden edebi bir eserdir. Yazarın dili soyut ve şiirseldir. Kitabın, anlaşılması çok kolay bir dili olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama Osmanlıca kelimelere alışkınsanız sizi rahatsız etmeyecektir. Yazarın anne babasının evlilik sürecinden başlayan bu eser, çocukluk yıllarını da dahil ederek ilk gençlik yıllarına kadar devam eder. Romanın önemini ve etkisini anlatarak başlayan yazar, kitabını ruhi hareket romanı olarak ifade eder. Kitabın isminin Kafa Kâğıdı olması, ruhi kimliğini anlatması hasebiyle anlamlı ve isabetli bir isimdir. Aynı zamanda "Kafa Kâğıdı" ifadesi bireyin ruhsal kimliğinin oluşum aşamalarını anlatırken, topluma dair bir kimlik belirleme çabasını da simgeler. Yazar bireysel varoluşunu, toplum eleştirisini, derin düşünsel dünyasını anlatırken, okuru da bu yolculuğa davet eder.Bu yol, görünenleri anlatan bir yol olmaktan ziyade, görünmeyenleri anlatan psikolojik bir yolculuktur. Hikâyenin tamamına baktığımızda, var iken yok olan bir baba, sessiz ve acı çeken bir anne, otoriter, saygın ve şefkatli bir dede ile karşılaşıyoruz. Bu hikâyede baba, yazarın karakterini olumsuz şekillendiren bir trajedi unsurudur. Baba, bir çocuğun güven gemisini sabitleyeceği limandır. Necip Fazıl'ın hayatında ise bu liman eksiktir. Baba yokluğunun yarattığı ruhsal miraslardan biri, onun çocukluk yıllarında ele avuca sığmayan bir ruh hali olarak tezahür eder. Babaannenin keskin ve şefkatsiz otoritesi, annenin hakkını arayamayacak kadar sessiz oluşu karşısında, dedenin disiplinli şefkatiyle karşılaşır. Dede ne kadar ilgili olsa da babanın yerini dolduramaz. Buna bir çare bulamayan gelişim
Edebiyat
Kafa KağıdıNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19843,125 okunma
En yakının da gün gelir el olur.
10/10
·592 syf.·
2026 13. kitabı
Ve mevsim geçer… Gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, Canından saydığın yar bile bir gün gelir el olur. Aklın şaşar… Dostun düşmana dönüşür. Düşman kalkar dost olur. Öyle garip bir dünya… Olmaz dediğin ne varsa olur. Düşmem dersin düşersin. Şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya; Öldüm der durur… Yine de yaşarsın!… Mevlana Celaleddin-i Rumi Kitap kanserin son evresinde olan Hazarın annesi Benan ile hastane odasında tam on yıl süren küslüğün bitmesi ile başlıyor. 90larına yaklaşmış Benan,öz kardeşi tarafından kandırılmış ve annesine küsmüş olan oğlunu ölmeden önce görmek ister, ikisinin de zamanı azdır. Ancak Benan ölmeden önce oğlunun bilmediği tüm gerçekleri ona anlatmaya karar verir ve yazardan anılarını kitaplaştırmasını ister. Kitabı da her gelişinde bir kısmını oğluna okur. Hazar zamanla toparlanırken Benan da geçirdiği kazayı atlatmaya çalışmaktadır. Bir kadın ama güzel ve onurlu bir kadın olan Benan yaşamdan keyf almayı bilen, sağlığına dikkat eden, çok sevdiği ikinci eşi Suatı kaybetmiş ama ona kavuşmayı bekleyen güzel yürekli bir kadın imajı çizerek başliyor kitap. Benan... Cihangir Kırımdar'ın göz bebeği lacivert gözlü güzel kızı. Kırımdam Türkiye'ye sığınmış ölene kadar vatan topraklarının, orada kalan ailesinin hasretiyle yanmış, ailesi için çalışıp didinmiş, zeki, aydın bir adamdır Cihangir. Benan 'ı tüm bildiği değerler ve yetenekle donatmak için elinden geleni yapmış ne çare ki şımarık züppe komşu çocuğu Talat'tan da kötü kalpli küçük kızı Figen'den de cahil ve küçük kızına her zaman daha düşkün olan karısı Müjgan'dan da yeterince koruyamamıştır. Benan her zaman çalışkan ve iyi yürekli, becerikli bir kızdır. Babası onu kültürlü biri olarak yetiştirmekte, Benanın yeteneklerini parlatmaya çalışmaktadır. Figen babasından sebepsiz yere çekinmekte
Duygu ve Düşünce
Bir Harp Gelini - Benan'ın DefteriNermin Bezmen · Doğan Kitap Yayınları · 2017425 okunma