İçinde, adını koyamadığın bir fısıltı, kalabalıklar ortasında ansızın gelen bir yalnızlık hissi ya da en parlak başarılarda bile peşini bırakmayan o tarifsiz özlemi hiç hissettin mi? Hayat bize sürekli hedefler sunar, mutluluğun anahtarını dünyevi kazanımlarda saklı gösterir. Biz de bu hedeflerin peşinde yoruluruz, ama ruhumuzdaki o sessiz çağrı bir türlü dinmez. Çünkü bize sunulan yol haritaları, ruhun o derin, o sessiz çağrısının adresini göstermez. İşte bu kitap, o haritaların ötesine geçip, kalbinin pusulasını gerçek kuzeye, yani içindeki o sonsuz huzur kaynağına çevirmen için bir davettir. Bu sayfalarda, görünenin ötesindeki "sen" ile tanışacak, varoluşun gerçek lezzetine doğru bir yolculuğa çıkacaksın.
Omuzlarında geçmişin pişmanlıkları, geleceğin endişeleri, her şeyi kontrol etme çabasının o ağır yüküyle yorulduğunu biliyorum. Tıpkı sırtında ağır bir küfe taşıyan bir yolcu gibi, adımlarının ağırlaştığını, nefesinin daraldığını hissediyorsun belki de. İşte bu kitap, o yükleri indirmenin, o manevi prangalardan kurtulmanın ve Allah'a bırakmanın o dayanılmaz hafifliğini hissetmen için yazıldı. Elinden gelen gayreti gösterdikten sonra, sonucu her şeyi bizden daha iyi bilen, bizim için en hayırlısını dileyen O güzel Vekil'e teslim etmenin sırrını keşfedeceksin. Göreceksin ki, fırtınalı denizlerde O'na sığınmak, sarsılmaz bir kayaya tutunmak gibidir; kalbe sarsılmaz bir huzur ve dinginlik verir.
Çevrendeki dünyadan, insanlardan, olaylardan şikâyet ettiğin oluyor mu? Bazen herkes kötü, her şey anlamsız gibi mi geliyor? Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) o hikmetli sözünü hatırlayalım: "İnsan, insanın aynasıdır." Ebu Leheb, kalbindeki nefretle bakınca çirkinlik görmüştü; Hz. Ali ise kalbindeki iman ve sevgiyle bakınca eşsiz bir güzellik. Demek ki mesele, dışarıda ne